Bu sayfa, Prof. Dr. Enis Şahin ve İbrahim Zengin tarafından hazırlanan Adapazarı Oto Sanatkârları Tarihi (2024) adlı eserden yararlanılarak hazırlanmıştır.

Adapazarı Oto Sanatkârları Tarihi hakkında daha ayrıntılı bilgi edinmek isteyen araştırmacılar, Sakarya Üniversitesi Merkez Kütüphanesi Sakarya Koleksiyonu’nda bulunan Adapazarı Oto Sanatkârları Tarihi I ve II ciltlerinden oluşan esere başvurabilirler.

Fabrikanın Kuruluş Süreci

Kuruluş Süreci

Osmanlı Devleti’nin XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren hız kazanan modernleşme çabaları, yalnızca idarî ve askerî alanlarla sınırlı kalmamış; ekonomik ve sınai gelişmeyi de kapsayan yeni bir dönüşüm sürecini başlatmıştır. Tanzimat sonrasında uygulamaya konulan reformlar, geleneksel üretim yapısının yanında modern üretim anlayışının gelişmesine zemin hazırlamış, Anadolu’nun birçok şehrinde küçük ölçekli sanayi işletmeleri ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu süreçten etkilenen yerleşim merkezlerinden biri de, verimli tarım alanları, zengin orman varlığı ve ulaşım imkânları sayesinde kısa sürede bölgesel bir ticaret merkezi hâline gelen Adapazarı olmuştur.

XIX. yüzyılın sonları ile XX. yüzyılın başlarında Adapazarı’nda kiremit üretimi, kerestecilik, bıçkıcılık, demircilik, dokumacılık, ipekböcekçiliği, değirmencilik, unculuk, mermercilik ve küçük ölçekli metal işçiliği gibi birçok üretim kolu faaliyet göstermekteydi. Ancak bu işletmelerin büyük bölümü aile işletmesi veya atölye niteliğinde olup modern fabrika ölçeğinde üretim yapabilecek kapasiteye sahip değildi. Bu nedenle Osmanlı döneminde Adapazarı’nın ilk büyük sanayi yatırımı olarak kabul edilen Adapazarı Ahşap ve Demir Malzeme Fabrikası, yalnızca şehrin değil, aynı zamanda Osmanlı sanayileşme tarihinin de önemli kilometre taşlarından biri olmuştur (Bozdemir, 2011; Özel, 1994).

Tarihî belgelerde fabrikanın adı farklı şekillerde geçmektedir. “Adapazarı Ahşap ve Demir Malzeme İmalathanesi”, “Demir ve Ahşap Malzeme İmalathanesi”, “Demir-Tahta Fabrikası” ve “Adapazarı Ahşap ve Demir Malzeme İmalathanesi Osmanlı Anonim Şirketi” bunlardan en yaygın olanlarıdır. Cumhuriyet döneminden itibaren ise adındaki “demir” ve “tahta” kelimelerinin ilk hecelerinden hareketle fabrika halk arasında DE-TA adıyla anılmaya başlanmıştır.

Fabrikanın kurulmasına yönelik düşünceler, I. Dünya Savaşı’nın başlamasından önce, II. Meşrutiyet sonrasında Osmanlı Devleti’nin benimsediği millî iktisat politikalarının bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Harbiye Nezareti, ordunun ihtiyaç duyduğu top arabaları, cephane sandıkları, nakliye araçları ve diğer askerî ekipmanların yurt içinde üretilmesini hedefliyor; böylece hem dışa bağımlılığı azaltmayı hem de yerli sanayiyi geliştirmeyi amaçlıyordu. Özellikle Alman sanayisine olan bağımlılığın azaltılması, dönemin askerî ve ekonomik politikalarının temel hedeflerinden biri hâline gelmişti.

1910-1911 yıllarında Harbiye Nezareti tarafından bu amaçla çeşitli girişimlerde bulunuldu. Öncelikle özel sektörün üretim yapabilmesi için gazeteler aracılığıyla ilanlar yayımlandı. İstanbul’dan Rozental Efendi’nin sunduğu teklif ile yabancı sermayeli bir şirketin beş yıl süreyle yıllık 100.000 liralık sipariş garantisi karşılığında fabrika kurma önerisi, devletin mali yükünü artıracağı ve uzun vadede dışa bağımlılığı sürdüreceği gerekçesiyle kabul edilmedi. Bu gelişmeler, Osmanlı yönetiminin askerî üretimde mümkün olduğunca yerli sermaye ve girişimcileri tercih ettiğini göstermektedir.

1912-1913 Balkan Savaşları sırasında yaşanan ağır askerî kayıplar ve lojistik yetersizlikler, ordunun nakliye araçları konusundaki eksikliğini açık biçimde ortaya koydu. Cephelerde kullanılan top arabalarının ve cephane taşıma araçlarının yetersizliği, savaşın sevk ve idaresini doğrudan etkilemiş; mevcut üretim kapasitesinin ihtiyacı karşılamaktan uzak olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle savaş yıllarında yalnızca silah üretimi değil, askerî lojistik araçlarının üretimi de devlet politikası hâline gelmiştir.

I. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte bu ihtiyaç daha da belirginleşti. İmalât-ı Harbiye Müdüriyet-i Umûmiyesi bünyesindeki ilgili şubeler, ordunun ihtiyaç duyduğu on binlerce cephane sandığı ile top arabasının üretimini planlamaya başladı. İlk aşamada mevcut marangozhaneler ve küçük üretim tesisleri değerlendirilmeye çalışıldı. Bursa Arabacılar Cemiyeti ile görüşmeler yapıldı; hatta üretimi teşvik etmek amacıyla avans ödemeleri gerçekleştirildi. Ancak dağınık üretim yapısı ve teknik yetersizlikler nedeniyle istenilen kalite ve miktarda üretim gerçekleştirilemedi. İstanbul’da Bahriye’ye ait bazı tesisler ile Balat, Fener ve Beşiktaş’taki marangozhaneler geçici olarak askerî üretime dönüştürüldü. Buna rağmen yaş ağaçtan yapılan ve mühendislik esaslarına uygun olmayan araçlar kısa sürede kullanılamaz hâle geldi. Cephelerden gelen raporlar, bu araçların uzun mesafeli askerî sevkiyatlarda dayanıklılık göstermediğini ortaya koyuyordu.

Bu başarısız girişimler üzerine Harbiye Nezareti, modern tekniklerle üretim yapabilecek büyük ölçekli bir fabrikanın kurulmasının zorunlu olduğu sonucuna ulaştı. Bu süreçte İttihat ve Terakki Cemiyeti Merkez-i Umûmîsi Veznedarlığında görev yapan Ali Nihat Bey, 9 Nisan 1915 tarihinde Harbiye Nezareti’ne sunduğu dilekçeyle modern bir askerî üretim tesisi kurmayı teklif etti. Bilimsel yöntemlerle çalışacak, çağdaş makinelerle donatılacak ve ordunun ihtiyaç duyduğu askerî malzemeleri üretecek fabrikanın bütün sorumluluğunu üstlenmeye hazır olduğunu bildirdi. Yapılan değerlendirmeler sonucunda teklif uygun bulundu ve fabrikanın kuruluş süreci resmen başlatıldı.

Kuruluş girişiminin yürütülmesinde Harbiye Nezareti’nin yanı sıra Dâhiliye, Nâfıa, Ticaret ve Ziraat Nezaretleri de görev aldı. Proje, Harbiye Nezareti Nakliye Müfettişliği’nin koordinasyonunda yürütülürken, Ali Nihat Bey’in ortakları olan Bahriye Hastanesi Kimyageri Arif Bey ile Rüsumat Muhafaza Müdürü Salim Bey de şirket sermayesine ve organizasyonuna katkı sağladı. Böylece devlet desteği ile özel teşebbüsün birlikte yürüttüğü, Osmanlı sanayi tarihinde örnek gösterilebilecek önemli bir kamu-özel sektör iş birliği modeli ortaya çıktı.

Fabrikanın kuruluş yeri olarak, Adapazarı Garı’nın hemen yanında bulunan yaklaşık 189 dönümlük arazi tahsis edildi. Güneyinde demiryolu, doğusunda şehir merkezi, kuzeyinde Çark Caddesi ve batısında Çark Deresi bulunan bu alan, ulaşım imkânları, su kaynaklarına yakınlığı ve geniş kullanım kapasitesi nedeniyle tercih edildi. Daha sonraki yıllarda Ziraî Donatım, günümüzde ise Kentpark (Aziz Duran Parkı) olarak bilinen bu alan Donatım park , uzun yıllar Adapazarı’nın sanayi gelişiminin merkezi olmuştur. Fabrikanın kuruluşundan sonra aynı bölgede oluşan sanayi birikimi, Cumhuriyet döneminde de Adapazarı’nın endüstriyel gelişimini şekillendiren temel unsurlardan biri hâline gelmiştir.

Şirketin resmî kayıtlarında yer alan “Tarih-i Tesisi 1915” ibaresi, fabrikanın kuruluş sürecinin bu yıl içerisinde başladığını açık biçimde göstermektedir. Her ne kadar temel atma tarihini kesin olarak ortaya koyan bir belgeye ulaşılamamış olsa da, 10 Kasım 1916 tarihinde fabrikanın açılışını haber yapan Tanin gazetesinde inşaatın yaklaşık bir yıl önce başlatıldığının belirtilmesi, kuruluş faaliyetlerinin 1915 yılının ikinci yarısında hız kazandığını göstermektedir. Bu nedenle 1915 yılı, Adapazarı Ahşap ve Demir Malzeme Fabrikası’nın resmî kuruluş tarihi olarak kabul edilmektedir.

Kuruluş süreci yalnızca yeni bir fabrikanın inşa edilmesi anlamına gelmemiş; Osmanlı Devleti’nin savaş koşullarında millî sanayiyi geliştirme, yerli üretim kapasitesini artırma ve stratejik askerî ihtiyaçlarını ülke içerisinde karşılama yönündeki en önemli girişimlerinden biri olarak tarihe geçmiştir. Bu yönüyle Adapazarı Ahşap ve Demir Malzeme Fabrikası, hem Sakarya’nın sanayi tarihinin başlangıç noktalarından biri hem de Osmanlı Devleti’nin modern endüstri anlayışına geçiş sürecinin en önemli örneklerinden biri olarak değerlendirilmektedir.

Fabrikanın İnşası

Adapazarı Ahşap ve Demir Malzeme Fabrikası’nın kuruluş kararının alınmasının ardından, Osmanlı Devleti’nin savaş şartlarına rağmen yürüttüğü en kapsamlı sanayi yatırımlarından biri hayata geçirilmeye başlandı. I. Dünya Savaşı’nın bütün şiddetiyle devam ettiği bir dönemde gerçekleştirilen bu yatırım, yalnızca askerî ihtiyaçların karşılanmasına yönelik bir üretim tesisi değil, aynı zamanda devletin yerli sanayi oluşturma iradesinin somut bir göstergesi olmuştur.

Fabrikanın inşası için, Adapazarı Garı’nın hemen yanında yer alan yaklaşık 189 dönümlük geniş bir arazi tahsis edildi. Demiryoluna doğrudan bağlantılı olması, Çark Deresi’nden su temin edilebilmesi ve şehir merkezine yakınlığı nedeniyle tercih edilen bu alan, lojistik açıdan büyük avantaj sağlıyordu. Daha sonraki yıllarda Ziraî Donatım adıyla tanınan ve günümüzde Kentpark (Aziz Duran Parkı) olarak kullanılan bu arazi, Cumhuriyet döneminde de Adapazarı’nın sanayi ve kamu yatırımlarının odak noktalarından biri olmuştur. Zaman içerisinde arazinin bazı bölümleri farklı kamu kurumlarına tahsis edilmiş olsa da, fabrikanın kurulduğu alan Sakarya’nın endüstriyel gelişiminde belirleyici bir rol üstlenmiştir.

İnşaat sürecinde en önemli ihtiyaçlardan biri kaliteli hammadde teminiydi. Fabrikanın üretim kapasitesi dikkate alınarak, Hendek sınırları içerisindeki Süleymaniye Ormanları başta olmak üzere bölgedeki zengin orman kaynaklarından yararlanılması kararlaştırıldı. Harbiye Nezareti’nin talebi doğrultusunda konu Meclis-i Vükelâ gündemine taşındı ve fabrikanın ihtiyaç duyduğu kerestenin temini amacıyla Süleymaniye Ormanları’ndan büyük miktarda ağaç kesilmesine izin verildi. Dönemin şartları göz önünde bulundurularak, üretimin gecikmemesi için kerestelerin piyasa fiyatının üzerinde bedellerle satın alınmasına da onay verildi. Bu uygulama, fabrikanın askerî açıdan taşıdığı stratejik önemin devlet tarafından açık biçimde kabul edildiğini göstermektedir.

İnşaat faaliyetleri yalnızca yerel imkânlarla yürütülmedi. Osmanlı Devleti’nin savaş yıllarında Almanya ile kurduğu askerî ve teknik iş birliği kapsamında fabrikanın mimari planlaması, makine yerleşimi ve teknik altyapısı Alman mühendis ve teknisyenlerin danışmanlığında gerçekleştirildi. Yaklaşık bir yıl süren inşaat boyunca Alman mühendislerin yanı sıra teknik personel ve askerî uzmanlar da projede görev aldı. Böylece fabrika, dönemin Avrupa sanayi tesislerinde uygulanan modern mühendislik anlayışı doğrultusunda planlanan ender Osmanlı sanayi yatırımlarından biri hâline geldi.

Devlet, fabrikanın mümkün olan en kısa sürede tamamlanabilmesi amacıyla önemli ölçüde lojistik ve insan gücü desteği sağladı. İnşaat çalışmalarında Amele Taburları görev aldı; bunun yanında Adapazarı ve çevresinde yaşayan halk da ücretli işçi olarak istihdam edildi. Savaş yıllarının olağanüstü şartları nedeniyle şehit ailelerinden de beden gücü gerektiren işlerde yararlanıldığı bilinmektedir. Bu durum, fabrikanın yalnızca devlet tarafından yürütülen bir yatırım olmadığını, aynı zamanda bölge halkının katkısıyla gerçekleştirilen ortak bir kalkınma girişimi niteliği taşıdığını göstermektedir.

Fabrikanın üretim teknolojisini oluşturacak makine ve tezgâhların büyük bölümü Almanya’dan ithal edildi. Harbiye Nezareti’nin koordinasyonunda gerçekleştirilen bu sevkiyatlar sırasında, savaş koşullarına rağmen çeşitli gümrük kolaylıkları sağlandı ve teknik ekipmanların ülkeye ulaştırılması hızlandırıldı. Makinelerin kurulumu da Alman uzmanların gözetiminde gerçekleştirildi. Elektrik gücüyle çalışan modern tezgâhların kullanılması, fabrikanın çağdaş üretim anlayışına göre tasarlandığını ortaya koymaktadır. Bu yönüyle tesis, Osmanlı Devleti’nde elektrik enerjisinden yararlanan ilk modern sanayi kuruluşları arasında yer almıştır.

Fabrika kompleksi yalnızca üretim binalarından oluşmuyordu. İdare binası, marangozhaneler, demir işleme atölyeleri, makine daireleri, depo alanları, kurutma bölümleri ve yardımcı hizmet yapıları bir bütün olarak planlandı. Su ihtiyacı tamamen Çark Deresi‘nden karşılanırken, demiryoluna olan yakınlık sayesinde hammadde ve mamul ürünlerin sevkiyatı kolaylıkla gerçekleştirilebiliyordu. Bu planlama anlayışı, fabrikanın yalnızca savaş döneminin ihtiyaçlarını karşılamak üzere değil, uzun yıllar faaliyet gösterecek modern bir sanayi kompleksi olarak tasarlandığını göstermektedir.

İdare binası ise mimari açıdan fabrikanın en dikkat çekici yapılarından biriydi. Alman yapı tekniği ile geleneksel Türk mimarisinin birlikte kullanıldığı bina, yaklaşık dört buçuk katlı olarak inşa edilmiş ve dönemin Adapazarı’nda bu ölçekteki ilk yapılardan biri olmuştur. Ancak fabrikanın ana yerleşkesindeki bu yapıların büyük bölümü 1943 Adapazarı Depremi‘nde yıkılmıştır. Buna karşılık, 1945 yılında Alman mühendisler tarafından inşa edilen ve daha sonra Adapazarı Ticaret ve Sanayi Odası hizmet binası olarak kullanılan yapı, 1999 Marmara Depremi dâhil olmak üzere sonraki depremleri önemli bir hasar almadan atlatmış ve Alman mühendisliğinin dayanıklılığını gösteren önemli örneklerden biri olarak günümüze ulaşmıştır.

Yaklaşık bir yıllık yoğun çalışmanın ardından fabrika, 1916 yılı sonlarında üretime hazır hâle getirildi. Dönemin basınında yer alan haberler, fabrikanın çağdaş makinelerle donatıldığını, elektrik enerjisiyle çalışan sistemlere sahip olduğunu ve ahşap ile metal işleme kapasitesi bakımından Osmanlı Devleti’nin en gelişmiş askerî üretim tesislerinden biri olarak hizmete açıldığını göstermektedir. Böylece Adapazarı Ahşap ve Demir Malzeme Fabrikası, yalnızca savaş döneminin acil ihtiyaçlarını karşılayan bir üretim merkezi değil; aynı zamanda Osmanlı sanayileşmesinin modern teknolojiye dayalı en önemli yatırımlarından biri olarak tarih sahnesindeki yerini almıştır.

Bu yatırımın tamamlanmasıyla birlikte Adapazarı, sahip olduğu orman varlığı, demiryolu bağlantısı, yetişmiş iş gücü ve gelişen üretim altyapısıyla Osmanlı Devleti’nin askerî sanayi üretim merkezlerinden biri hâline gelmiş; Cumhuriyet döneminde gelişecek sanayi kimliğinin de temelleri atılmıştır. Fabrikanın inşası, Sakarya’nın sanayi tarihinde modern üretim anlayışına geçişi simgeleyen en önemli dönüm noktalarından biri olarak değerlendirilmektedir.

Faaliyet Alanları

Adapazarı Ahşap ve Demir Malzeme Fabrikası, kuruluş amacı itibarıyla Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı sırasında artan askerî lojistik ihtiyaçlarını karşılamak üzere planlanmış olmakla birlikte, faaliyet alanı yalnızca askerî üretimle sınırlı kalmamıştır. Fabrika, ahşap ve metal işleme teknolojilerini aynı çatı altında buluşturan üretim yapısıyla dönemin en kapsamlı sanayi kuruluşlarından biri olmuş; savaş yıllarında ordunun ihtiyaçlarını karşılamanın yanı sıra, Cumhuriyet döneminde sivil üretime yönelerek bölgesel sanayinin gelişmesine de önemli katkılar sağlamıştır.

Kuruluş aşamasında fabrikanın temel görevi, Osmanlı ordusunun ihtiyaç duyduğu nakliye araçları, top arabaları, cephane sandıkları ve askerî teçhizatın üretimini gerçekleştirmekti. Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşı sırasında yaşanan lojistik sorunlar, bu tür araçların yurt içinde modern yöntemlerle üretilmesini zorunlu hâle getirmişti. Bu nedenle fabrikanın üretim organizasyonu, öncelikle askerî ulaştırma sistemini destekleyecek araç ve gereçlerin imalatına göre şekillendirildi.

Fabrikanın en önemli faaliyet alanlarından biri, farklı çap ve ağırlıklardaki top arabalarının üretimiydi. Osmanlı ordusunun kullandığı sahra topları ile ağır topların güvenli şekilde taşınabilmesi için dayanıklı, uzun ömürlü ve teknik standartlara uygun taşıma sistemlerine ihtiyaç duyuluyordu. Daha önce küçük atölyelerde üretilen araçların cephe şartlarına dayanıklı olmaması nedeniyle, Adapazarı’nda kurulan fabrikada mühendislik esaslarına göre tasarlanan yeni tip top arabaları üretilmeye başlandı. Böylece ordunun hareket kabiliyetinin artırılması ve askerî sevkiyatın güvenli şekilde gerçekleştirilmesi hedeflendi.

Askerî lojistiğin vazgeçilmez unsurlarından biri olan cephane sandıkları da fabrikanın temel üretim kalemleri arasında yer aldı. Farklı mühimmat türlerine uygun ölçülerde üretilen bu sandıklar, cephanenin cepheye güvenli biçimde ulaştırılmasını sağlıyor, aynı zamanda taşınma ve depolama sırasında meydana gelebilecek hasarları en aza indiriyordu. Harp şartlarında büyük miktarlarda ihtiyaç duyulan bu ürünler, fabrikanın üretim kapasitesinin önemli bir bölümünü oluşturmuştur.

Fabrikada yalnızca top arabaları ve cephane sandıkları değil, ordunun günlük faaliyetlerinde kullanılan çeşitli nakliye araçları, tekerlek sistemleri, dingiller, ahşap kasalar, koşum takımı parçaları ve yardımcı ekipmanlar da üretiliyordu. Ahşap ve metal işleme atölyelerinin aynı üretim zinciri içerisinde faaliyet göstermesi, farklı parçaların tek merkezde üretilmesine imkân sağlamış ve üretim sürecinde önemli bir verimlilik oluşturmuştur.

Adapazarı’nın zengin orman varlığı, fabrikanın ahşap işleme faaliyetlerinin gelişmesinde belirleyici olmuştur. Süleymaniye ve çevre ormanlarından temin edilen kaliteli keresteler, kurutma işlemlerinden geçirildikten sonra marangozhanelerde işleniyor; dayanıklılığı artırılan ahşap malzemeler daha sonra demir aksamlarla birleştirilerek nihai ürün hâline getiriliyordu. Bu üretim modeli, dönemin geleneksel marangozluk anlayışından farklı olarak modern fabrika sistemine dayalı seri üretimin ilk örneklerinden biri olarak değerlendirilmektedir.

Metal işleme bölümlerinde ise demir dövme, şekillendirme, bağlantı elemanlarının üretimi ve montaj işlemleri gerçekleştiriliyordu. Almanya’dan getirilen modern makineler sayesinde demir parçalar belirli standartlara göre üretiliyor ve ahşap bileşenlerle birleştirilerek dayanıklı askerî araçlar ortaya çıkarılıyordu. Böylece fabrika, ahşap ve metal üretimini bütünleştiren entegre bir sanayi tesisi niteliği kazanmıştır.

Üretim faaliyetleri yalnızca savaş dönemindeki acil ihtiyaçlara yönelik yürütülmemiş, aynı zamanda fabrikanın teknik kapasitesinin geliştirilmesine de önem verilmiştir. Elektrikle çalışan makinelerin kullanılması, üretimde ölçü birliğinin sağlanması ve belirli kalite standartlarının uygulanması, fabrikanın çağdaş sanayi anlayışıyla faaliyet gösterdiğini göstermektedir. Bu yönüyle tesis, Osmanlı Devleti’nde modern üretim teknolojisinin uygulandığı örnek işletmelerden biri olmuştur.

Mondros Mütarekesi’nin ardından askerî siparişlerin azalmasıyla birlikte fabrikanın faaliyet alanında önemli değişiklikler yaşandı. Cumhuriyet’in ilanından sonra tesis, ülkenin yeniden yapılanma sürecine paralel olarak tarım, ulaştırma ve kamu hizmetlerinde kullanılacak araç ve ekipmanların üretimine yöneldi. Böylece kuruluşunda askerî amaçlarla inşa edilen fabrika, zaman içerisinde sivil ekonomiye hizmet eden önemli bir üretim merkezine dönüştü.

Cumhuriyet döneminde gerçekleştirilen bu dönüşüm, fabrikanın yalnızca üretim çeşitliliğini artırmakla kalmamış; Adapazarı’nda makinecilik, metal işleme, marangozluk ve teknik imalat alanlarında yetişmiş iş gücünün oluşmasına da önemli katkılar sağlamıştır. Fabrika çevresinde gelişen yan sanayi işletmeleri ve küçük atölyeler, ilerleyen yıllarda Sakarya’nın sanayi kültürünün şekillenmesinde etkili olmuş; kentte oluşacak yeni sanayi yatırımları için gerekli teknik bilgi birikimi ve insan kaynağının yetişmesine zemin hazırlamıştır.

Bu yönüyle Adapazarı Ahşap ve Demir Malzeme Fabrikası, yalnızca askerî üretim yapan bir tesis olarak değil; ahşap ve metal işleme teknolojilerini bir araya getiren, modern üretim yöntemlerini uygulayan, nitelikli iş gücü yetiştiren ve Sakarya’nın sanayi kimliğinin oluşmasına öncülük eden çok yönlü bir sanayi kuruluşu olarak değerlendirilmelidir. Faaliyet alanlarının zaman içerisinde askerî üretimden sivil üretime doğru genişlemesi, fabrikanın Osmanlı Devleti’nden Cumhuriyet Türkiye’sine uzanan sanayileşme sürecindeki sürekliliğini ve önemini açıkça ortaya koymaktadır.

Üretim Faaliyetleri

Adapazarı Ahşap ve Demir Malzeme Fabrikası, Osmanlı Devleti’nin savaş yıllarında ortaya çıkan askerî lojistik ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kurulmuş olmakla birlikte, sahip olduğu teknik altyapı ve üretim kapasitesi sayesinde dönemin en gelişmiş sanayi tesislerinden biri hâline gelmiştir. Fabrikada yürütülen üretim faaliyetleri, modern makine teknolojisi ile geleneksel ahşap işçiliğini bir araya getiren bütünleşik bir üretim sistemi üzerine kurulmuştur. Bu yönüyle tesis, Osmanlı Devleti’nde seri üretim anlayışının uygulandığı öncü sanayi kuruluşlarından biri olarak kabul edilmektedir.

Fabrikanın temel üretim faaliyetini, Osmanlı ordusunun ihtiyaç duyduğu top arabaları oluşturuyordu. Cephelerde kullanılan sahra topları ile ağır top bataryalarının taşınabilmesi için farklı özelliklerde top arabaları üretiliyor; bu araçların sağlam, dengeli ve uzun mesafeli askerî sevkiyata dayanıklı olması büyük önem taşıyordu. Daha önce küçük atölyelerde el işçiliğiyle üretilen araçların kısa sürede kullanılamaz hâle gelmesi üzerine, Adapazarı’nda mühendislik esaslarına göre tasarlanan standart üretim sistemine geçilmiş, böylece ordunun hareket kabiliyeti önemli ölçüde artırılmıştır.

Üretimin önemli bir bölümünü çeşitli ölçülerde cephane sandıkları oluşturuyordu. Farklı mühimmat türlerine uygun olarak hazırlanan bu sandıklar, cephanenin güvenli biçimde depolanmasını ve cepheye taşınmasını sağlıyordu. Dayanıklı ağaç türlerinden üretilen sandıklar, nem ve darbelere karşı koruyucu özellikleri dikkate alınarak hazırlanıyor; metal bağlantı elemanlarıyla güçlendirilerek uzun süre kullanılabilecek nitelikte imal ediliyordu.

Fabrikada ayrıca ordunun ulaştırma hizmetlerinde kullanılan nakliye arabaları, yük taşıma araçları, tekerlek sistemleri, dingiller, metal bağlantı parçaları, koşum takımı elemanları ve çeşitli askerî ekipmanlar da üretilmekteydi. Ahşap ve metal işleme atölyelerinin aynı üretim sistemi içerisinde faaliyet göstermesi, parçaların tek merkezde hazırlanmasına ve montaj işlemlerinin hızlı biçimde tamamlanmasına imkân sağlıyordu. Bu durum hem üretim süresini kısaltıyor hem de ürünlerin teknik standartlara uygunluğunu artırıyordu.

Üretimin en önemli aşamalarından biri hammadde hazırlama süreciydi. Fabrikada kullanılacak keresteler başta Süleymaniye Ormanları olmak üzere Adapazarı çevresindeki ormanlardan temin ediliyor, belirli ölçülerde kesildikten sonra kurutma sahalarında doğal ve teknik yöntemlerle kullanıma hazırlanıyordu. Ahşabın yeterince kurutulmadan işlenmesi, savaşın ilk yıllarında farklı atölyelerde üretilen araçların kısa sürede çatlamasına ve kullanılmaz hâle gelmesine neden olduğundan, Adapazarı Fabrikası’nda bu süreç bilimsel esaslara göre yürütülmüştür. Böylece üretilen araçların dayanıklılığı önemli ölçüde artırılmıştır.

Ahşap işleme atölyelerinde marangozluk, tornalama, biçimlendirme ve montaj işlemleri gerçekleştirilirken; demir işleme bölümlerinde dövme, kesme, delme, perçinleme ve bağlantı elemanlarının üretimi yapılmaktaydı. Almanya’dan getirilen modern makineler sayesinde parçalar belirli ölçü standartlarına göre hazırlanıyor, daha sonra montaj atölyelerinde bir araya getirilerek nihai ürün elde ediliyordu. Bu üretim modeli, el işçiliğine dayalı geleneksel imalat anlayışından farklı olarak ölçü birliğine dayalı seri üretim sisteminin uygulanmasına olanak sağlamıştır.

Fabrikanın makine parkı, dönemin Osmanlı sanayisi açısından oldukça ileri bir teknolojiye sahipti. Elektrik enerjisiyle çalışan tezgâhlar sayesinde üretim hızı artırılmış, insan gücüne dayalı iş yükü azaltılmış ve ürün kalitesinde standartlaşma sağlanmıştır. Bu teknolojik altyapı, yalnızca üretim kapasitesini yükseltmekle kalmamış; aynı zamanda modern fabrika organizasyonunun Anadolu’daki başarılı örneklerinden birinin ortaya çıkmasına da katkıda bulunmuştur.

Üretim faaliyetlerinin sürdürülebilirliği için bakım ve onarım hizmetleri de fabrikanın görevleri arasında yer alıyordu. Cepheden dönen top arabaları ve diğer askerî araçlar gerekli kontrollerden geçirilerek tamir ediliyor, kullanılamayacak durumda olan parçalar yenileriyle değiştiriliyordu. Böylece fabrika yalnızca yeni araç üreten bir tesis değil, aynı zamanda askerî lojistik sisteminin bakım ve destek merkezi olarak da hizmet veriyordu.

I. Dünya Savaşı’nın sona ermesi ve askerî siparişlerin azalmasıyla birlikte fabrikanın üretim yapısı değişmeye başladı. Cumhuriyet döneminde tesis, devletin ekonomik kalkınma politikalarına paralel olarak tarım makineleri, ulaşım araçları, kamu kurumlarının ihtiyaç duyduğu ahşap ve metal malzemeler ile çeşitli sanayi ekipmanlarının üretimine yöneldi. Böylece savaş ekonomisine hizmet eden bir askerî fabrika, zaman içerisinde ülkenin sivil üretim kapasitesini destekleyen önemli bir sanayi kuruluşuna dönüştü.

Fabrikada yürütülen üretim faaliyetleri yalnızca ortaya çıkan ürünlerle sınırlı kalmamış, Adapazarı’nda teknik bilgi birikiminin oluşmasına da önemli katkı sağlamıştır. Marangozlar, demirciler, makine ustaları ve teknisyenler modern üretim teknikleriyle çalışma imkânı bulmuş; burada yetişen nitelikli iş gücü ilerleyen yıllarda bölgede kurulacak sanayi işletmelerinin gelişmesinde önemli rol oynamıştır. Bu yönüyle fabrika, Sakarya’da sanayi kültürünün ve teknik üretim geleneğinin oluşmasına öncülük eden bir eğitim ve uygulama merkezi niteliği de taşımaktadır.

Adapazarı Ahşap ve Demir Malzeme Fabrikası’nın üretim faaliyetleri, Osmanlı Devleti’nin savaş dönemindeki askerî ihtiyaçlarını karşılamanın ötesinde, modern üretim tekniklerinin Anadolu’da uygulanmasına öncülük etmiş; Cumhuriyet döneminde ise değişen ekonomik koşullara uyum sağlayarak sivil üretime yönelmiş ve Sakarya’nın sanayileşme sürecinde kalıcı izler bırakmıştır. Üretim anlayışı, teknolojik altyapısı ve yetiştirdiği nitelikli iş gücüyle fabrika, yalnızca bir askerî üretim tesisi değil, Türkiye’nin erken dönem sanayi tarihinin en önemli örneklerinden biri olarak değerlendirilmektedir.

Cumhuriyet Dönemi

Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’ndan yenik ayrılması ve ardından yaşanan işgal süreci, Adapazarı Ahşap ve Demir Malzeme Fabrikası’nın faaliyetlerini de doğrudan etkiledi. Savaş yıllarında ordunun ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kurulan fabrika, Mondros Mütarekesi sonrasında askerî siparişlerin büyük ölçüde sona ermesiyle yeni bir döneme girdi. Buna rağmen sahip olduğu teknik altyapı, yetişmiş iş gücü ve üretim tecrübesi sayesinde faaliyetlerini sürdürerek Cumhuriyet döneminin sanayileşme hamlelerine uyum sağlayan önemli kuruluşlardan biri oldu.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla birlikte ekonomik kalkınmanın temel unsurlarından biri olarak görülen sanayi yatırımları desteklenirken, Adapazarı Ahşap ve Demir Malzeme Fabrikası da yeni ihtiyaçlar doğrultusunda yeniden yapılandırıldı. Cumhuriyet yönetiminin benimsediği yerli üretim ve millî ekonomi politikaları, fabrikanın faaliyet alanlarının genişlemesine zemin hazırladı. Böylece tesis, yalnızca askerî amaçlara hizmet eden bir üretim merkezi olmaktan çıkarak ülkenin ekonomik kalkınmasına katkı sağlayan çok yönlü bir sanayi kuruluşuna dönüştü.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında tarım sektörünün modernleştirilmesi öncelikli hedeflerden biri hâline geldiğinden, fabrikanın üretim kapasitesi tarımsal üretimi destekleyecek ekipmanların hazırlanmasına yönlendirildi. Ahşap ve metal işleme konusundaki birikim sayesinde çeşitli tarım araçları, taşıma ekipmanları ve kamu kurumlarının ihtiyaç duyduğu teknik malzemeler üretilmeye başlandı. Bu süreçte fabrika, bölgesel ekonominin ihtiyaçlarına cevap veren önemli bir üretim merkezi olarak faaliyet göstermeye devam etti.

Adapazarı’nın demiryolu bağlantısına sahip olması, orman ürünleri bakımından zengin bir hinterlanda yerleşmesi ve İstanbul’a yakınlığı, fabrikanın Cumhuriyet döneminde de önemini korumasını sağladı. Özellikle kereste işleme, marangozluk, metal üretimi ve makine bakım-onarım faaliyetleri, bölgedeki ekonomik canlılığın sürdürülmesinde etkili oldu. Fabrika çevresinde oluşan teknik bilgi birikimi, ilerleyen yıllarda kentte gelişecek sanayi kuruluşları için önemli bir insan kaynağı oluşturdu.

1930’lu yıllarda devletçilik politikalarının uygulanmaya başlanmasıyla birlikte Türkiye genelinde yeni sanayi yatırımları yapılırken, Adapazarı da bu süreçten olumlu yönde etkilendi. Fabrikanın yetiştirdiği ustalar, teknisyenler ve işçiler; demiryolu, tarım makineleri, metal işleme ve çeşitli üretim alanlarında faaliyet gösteren işletmelerde görev alarak bölgesel sanayinin gelişimine katkı sağladı. Böylece tesisin etkisi yalnızca kendi üretim faaliyetleriyle sınırlı kalmayıp, çevresinde yeni bir sanayi kültürünün oluşmasına da öncülük etti.

Cumhuriyet döneminde fabrikanın yer aldığı alan, zamanla farklı kamu yatırımlarına ev sahipliği yapmaya başladı. Ancak tesisin sanayi tarihindeki önemi uzun yıllar devam etti. Özellikle Adapazarı’nın XX. yüzyılın ortalarından itibaren gelişen sanayi kimliğinin temelinde, bu fabrikanın oluşturduğu teknik altyapı ve üretim kültürü bulunmaktaydı. Nitekim ilerleyen yıllarda bölgede kurulan vagon üretim tesisleri, tarım makineleri işletmeleri ve çeşitli imalat kuruluşları için gerekli insan kaynağının önemli bir bölümü bu sanayi geleneği içerisinden yetişti.

Fabrikanın tarihindeki en önemli kırılma noktalarından biri, 20 Haziran 1943 Adapazarı-Hendek Depremi oldu. Şiddetli deprem sonucunda fabrikanın kuruluş döneminden kalan birçok yapı ağır hasar gördü veya tamamen yıkıldı. Özellikle Alman mühendislik anlayışıyla inşa edilen ana fabrika binaları ve idari yapılar büyük ölçüde zarar gördü. Bu durum, fabrikanın fiziksel varlığının önemli ölçüde ortadan kalkmasına neden oldu. Ancak fabrikanın oluşturduğu üretim kültürü ve teknik bilgi birikimi yaşamaya devam etti.

Deprem sonrasında fabrikanın bazı bölümleri yeniden düzenlenirken, alanın kullanım amacı da zaman içerisinde değişmeye başladı. Cumhuriyet’in ikinci yarısında söz konusu arazi, tarım ve kamu hizmetlerine yönelik yeni yatırımların merkezi hâline geldi. Bu nedenle bölge, halk arasında uzun yıllar “Donatım” adıyla anıldı. Türkiye Zirai Donatım Kurumu’nun faaliyet göstermesiyle birlikte alan, Adapazarı’nın ekonomik ve sosyal yaşamında yeni bir işlev üstlendi.

1950’li yıllardan itibaren fabrikanın bulunduğu geniş arazi üzerinde farklı kamu kurumları ve sosyal tesisler kurulmaya başlandı. Arazinin bazı bölümleri eğitim kurumlarına, kamu hizmet binalarına ve sosyal donatılara tahsis edildi. Böylece bir dönem Osmanlı Devleti’nin en önemli askerî sanayi yatırımlarından biri olan bu alan, Cumhuriyet döneminde kamusal hizmetlerin yürütüldüğü çok amaçlı bir yerleşkeye dönüştü.

Cumhuriyet döneminde Adapazarı Ahşap ve Demir Malzeme Fabrikası’nın en önemli mirası, ürettiği ürünlerden ziyade oluşturduğu sanayi kültürü, teknik bilgi birikimi ve nitelikli iş gücü olmuştur. Fabrika, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan süreçte modern üretim anlayışının bölgede yerleşmesini sağlamış; Sakarya’nın ilerleyen yıllarda Türkiye’nin önemli sanayi merkezlerinden biri hâline gelmesinde öncü rol oynamıştır. Bu nedenle Adapazarı Ahşap ve Demir Malzeme Fabrikası, yalnızca bir üretim tesisi olarak değil, Sakarya’nın sanayileşme tarihinin temel yapı taşlarından biri olarak değerlendirilmelidir.

Günümüze Etkileri

Adapazarı Ahşap ve Demir Malzeme Fabrikası, fiziksel varlığını büyük ölçüde XX. yüzyılın ortalarında kaybetmiş olmasına rağmen, Sakarya’nın sanayi tarihindeki etkisini günümüze kadar sürdüren en önemli endüstriyel miras alanlarından biridir. Osmanlı Devleti’nin son döneminde modern mühendislik anlayışıyla kurulan bu tesis, yalnızca askerî üretim yapan bir fabrika değil; aynı zamanda Adapazarı’nın sanayi kimliğinin oluşmasında belirleyici rol oynayan bir kalkınma merkezi olmuştur. Bu nedenle fabrikanın mirası, ürettiği ürünlerden çok oluşturduğu üretim kültürü, teknik bilgi birikimi ve yetiştirdiği insan kaynağı ile değerlendirilmektedir.

Fabrikanın kuruluşunda tercih edilen Adapazarı, sahip olduğu zengin orman varlığı, demiryolu bağlantısı ve ulaşım avantajları sayesinde zaman içerisinde Türkiye’nin önemli sanayi merkezlerinden biri hâline gelmiştir. Fabrikanın faaliyet göstermeye başlamasıyla birlikte bölgede marangozluk, demircilik, makine imalatı ve teknik üretim alanlarında yeni bir uzmanlaşma süreci başlamış; bu birikim Cumhuriyet döneminde kurulan sanayi kuruluşlarının gelişimine önemli katkılar sağlamıştır. Dolayısıyla Adapazarı’nın sanayi kültürünün temelleri, büyük ölçüde bu fabrikanın oluşturduğu üretim geleneği üzerine inşa edilmiştir.

Cumhuriyet döneminde Sakarya’da gerçekleştirilen sanayi yatırımları, Adapazarı Ahşap ve Demir Malzeme Fabrikası’nın oluşturduğu teknik altyapıdan ve yetişmiş iş gücünden önemli ölçüde yararlanmıştır. Demiryolu araçlarının üretimi ve bakımı, tarım makineleri imalatı, metal işleme sanayisi ile makine üretimi alanlarında gelişen işletmeler, fabrikanın kazandırdığı bilgi birikiminin devamı niteliğinde değerlendirilmektedir. Bu yönüyle tesis, yalnızca kendi dönemine hizmet eden bir üretim merkezi değil, sonraki kuşaklara teknik deneyim aktaran bir okul işlevi de görmüştür.

Fabrikanın kurulduğu yaklaşık 189 dönümlük alan ise zaman içerisinde farklı işlevler kazanmıştır. Cumhuriyet’in ilerleyen yıllarında Türkiye Zirai Donatım Kurumu tarafından kullanılan bölge, uzun süre halk arasında “Donatım” adıyla anılmış; bu ad, Adapazarı’nın toplumsal hafızasında günümüze kadar yaşamaya devam etmiştir. Günümüzde aynı alanın büyük bölümü Kentpark (Aziz Duran Parkı) olarak düzenlenmiş olup, Sakarya Büyükşehir Belediyesi tarafından sosyal, kültürel ve rekreasyon amaçlı kullanılmaktadır. Alan içerisinde şehir müzesi, kütüphane, kültür ve sanat merkezleri, konser salonu, cami, spor alanları ve yeşil yaşam alanları yer almakta; böylece geçmişte sanayi üretiminin merkezi olan bu bölge, günümüzde kentin sosyal ve kültürel yaşamına hizmet etmektedir.

Her ne kadar fabrikanın büyük bölümü 1943 Adapazarı-Hendek Depremi’nde yıkılmış olsa da, tesisin tarihsel kimliği tamamen ortadan kalkmamıştır. Fabrikaya ait bazı yapıların izleri, arşiv belgeleri, fotoğraflar, haritalar ve yazılı kaynaklar aracılığıyla günümüze ulaşmıştır. Ayrıca fabrikanın inşa edildiği alan, Sakarya’nın endüstriyel gelişiminin başladığı mekânlardan biri olarak tarihsel önemini korumaktadır. Bu nedenle söz konusu alan, yalnızca fiziksel bir yerleşim değil; aynı zamanda kentin sanayileşme sürecini temsil eden kültürel bir hafıza mekânı niteliğindedir.

Son yıllarda endüstriyel mirasın korunmasına yönelik çalışmaların önem kazanmasıyla birlikte, Adapazarı Ahşap ve Demir Malzeme Fabrikası da Osmanlı’nın son dönem sanayileşmesini belgeleyen önemli örneklerden biri olarak değerlendirilmektedir. Fabrika; Osmanlı Devleti’nin yerli üretimi teşvik eden millî iktisat politikalarını, savaş koşullarında geliştirilen sanayi yatırımlarını ve kamu-özel sektör iş birliğine dayalı üretim modelini yansıtan özgün bir endüstriyel miras unsurudur. Bu yönüyle yalnızca Sakarya tarihi açısından değil, Türkiye sanayi tarihi bakımından da önemli bir araştırma konusudur.

Sakarya’nın sanayi geçmişine ilişkin akademik araştırmalar, yerel tarih çalışmaları ve dijital kültürel miras projeleri sayesinde fabrikanın tarihî değeri yeniden görünür hâle gelmektedir. Özellikle Sakarya Şehir Hafızası gibi dijital arşiv ve bellek projeleri, fabrikanın kuruluşundan günümüze uzanan gelişim sürecini belgeleyerek gelecek kuşaklara aktarmakta; yazılı belgeler, fotoğraflar, haritalar ve sözlü tarih çalışmaları aracılığıyla bu önemli sanayi mirasının korunmasına katkı sağlamaktadır.

Bugün Adapazarı Ahşap ve Demir Malzeme Fabrikası’nın fiziksel yapılarından büyük ölçüde iz kalmamış olsa da, fabrikanın oluşturduğu sanayi kültürü Sakarya’nın ekonomik ve toplumsal gelişiminde yaşamaya devam etmektedir. XX. yüzyılın başlarında modern üretim anlayışını Adapazarı’na taşıyan bu tesis, kentte teknik iş gücünün yetişmesini sağlamış, sanayi yatırımlarını teşvik etmiş ve Sakarya’nın Türkiye’nin önemli üretim merkezlerinden biri hâline gelmesinin temel taşlarından biri olmuştur. Bu nedenle Adapazarı Ahşap ve Demir Malzeme Fabrikası, yalnızca geçmişe ait bir sanayi kuruluşu olarak değil; Sakarya’nın endüstriyel kimliğini şekillendiren ve kentin kolektif hafızasında yaşamaya devam eden önemli bir kültürel miras değeri olarak değerlendirilmelidir.

1916

10 Kasım 1916
│ • Adapazarı Demir ve Ahşap Malzeme İmalathanesi kuruldu.
│ • Osmanlı Anonim Şirketi olarak faaliyete başladı.
│ • İlk üretim:
│ – Top arabaları
│ – Askerî nakliye araçları
│ – Ahşap ve demir malzemeler

 I. Dünya Savaşı (1916-1918)
│ • Askerî üretim arttı.
│ • Yaklaşık 400 işçi çalıştı.
│ • Tam kapasitede 1.200 işçiye ulaşması planlandı.

1919-1922

├── Millî Mücadele Dönemi
│ • Türk Ordusu için askerî üretim yaptı.
│ • Ankara Silah Fabrikasının yanmasından sonra
│ teknik personel ve makineler Adapazarı’na taşındı.
│ • 15/17 ve 15/14 cm top kamaları burada tamamlandı.
│ • Ürünlere “Adapazarı” damgası vuruldu.

1922

├── 14-21 Haziran 1922
│ • Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa Adapazarı’nı ziyaret etti.
│ • Demir ve Ahşap Malzeme Fabrikasını gezdi.
│ • Fabrikanın üretimini yerinde inceledi.

1923

├── Cumhuriyet’in ilanı
│ • Osmanlı Anonim Şirketi adı
│ Türk Anonim Şirketi olarak değiştirildi.

1924

├── 19 Mayıs 1924
│ • Yerli pulluk üretimi başladı.
│ • Tarım aletleri üretimi devlet tarafından teşvik edildi.

1925

├── Şirket yeniden yapılandı.
│ • Merkez: İstanbul Anadolu Han
│ • Sermaye: 168.000 Türk Lirası
│ • Yönetim Kurulu Başkanı:
│ Yunus Nadi (Abalıoğlu)

1926

├── 3 Eylül 1926
│ • Fabrikanın elektrik santralinden
│ Adapazarı şehrine elektrik verilmeye başlandı.

1929

├Üretim çeşitlendi.
│ • Tarım aletleri
│ • Mobilya
│ • Okul sıraları
│ • Belediye arabaları
│ • Ahşap malzeme
│ • Döküm ürünleri

1933

├── Mali sıkıntılar nedeniyle
│ Türk Ticaret Bankası tarafından satın alındı.

├── Yeni adı:
│ Adapazarı Ağaç ve Demir Eşya Fabrikası

1936

├── Yaklaşık 300 işçi çalışıyordu.

├── Üretim
│ • Pulluk
│ • Kömür sobası
│ • Mobilya
│ • Tarım araçları

1939

├── Ziraat Vekâleti
│ • Kağnının yerine kullanılacak
│ hafif köy arabalarının üretimini başlattı.

├── Adapazarı Fabrikası
│ ülkenin en önemli üreticilerinden biri oldu.

1940

├── II. Dünya Savaşı

├── 17 Ağustos 1940
│ • Millî Korunma Kanunu kapsamında
│ stratejik fabrika ilan edildi.
│ • Fazla mesai yapma yetkisi verildi.

1943

├── 20 Haziran 1943 Depremi
│ • Fabrika büyük ölçüde yıkıldı.

├── Aynı yıl
│ • Türkiye Ziraî Donatım Kurumu (TZDK)
│ tarafından 400.000 TL’ye satın alındı.

1944

├── Yeni fabrika inşası başladı.

├── 1 Temmuz 1944
│ • TZDK,
│ İktisadî Devlet Teşekkülü oldu.

├── Yeni adı:
│ Adapazarı Ziraat Aletleri ve
│ Makineleri Fabrikaları Müessesesi

1945

├── Tarım makineleri üretimi yeniden başladı.

├── Fabrikanın termik santralinden
│ Adapazarı’na elektrik verilmeye devam edildi.

1948

├── Ankara Gazi Orman Çiftliği
│ Ziraat Aletleri Fabrikası
│ Adapazarı’na taşındı.

├── Üretim kapasitesi büyüdü.

1949

├── Sermaye
│ 7 milyon TL’ye yükseldi.

1952

├── Şehre verilen elektrik hizmeti sona erdi.

1958

├── Fabrika kendi termik santralini
│ kullanmayı bıraktı.

1960

├── Sermaye
│ 15 milyon TL’yi geçti.

1962

├── Traktör montajı başladı.

├── Bazı traktör parçaları
│ Adapazarı’nda üretilmeye başlandı.

1968

├── Ford lisansı ile traktör üretimine geçildi.

1970’ler

└── Başak markasının doğuşu
• Yerli traktör üretiminin gelişmesi
• Fabrikanın Türk tarım makinaları
sanayisinin temel kuruluşlarından
biri hâline gelmesi

Kaynakça:

Aydemir, Şevket Süreyya (2011). Tek Adam Cilt II. İstanbul: Remzi Kitabevi. 410-413 sayfa.

Akbulut, U. (2007). Millî iktisat–Millî burjuvazi tartışmaları ve Balkan Savaşlarının iktisada etkileri. Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, 23(68), 605–636.

Bozdemir, Mustafa (2011). Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Endüstriyel Mirasımız. İstanbul: İstanbul Ticaret Odası Yayınları. 29-43 sayfa.

Beydilli, K. (2010). Tanzimat Döneminde Anadolu Kentleri’nin Sosyal ve Ekonomik Yapıları. Türkiyat Mecmuası20, 492-498.

Çadırcı, Musa (1991). Tanzimat döneminde Anadolu kentlerinin sosyal ve ekonomik yapısı. Ankara: Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Tarih Kurumu. 349. sayfa.

Elmacı, Fatih (2012). Adapazarı’nda Sanayi Faaliyetleri (1940-1980). Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Türk Tarihi Anabilim Dalı Cumhuriyet Tarihi Bilim Dalı Basılmamış Yüksek Lisans Tezi. 19-37 sayfa.

Şahin, Enis, İbrahim Zengin (2024). Adapazarı Oto Sanatkarları Tarihi: Cilt 1. Sakarya: Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası (SATSO). 175- 275 sayfalar.

Ökçün, A. Gündüz (1975). 1909-1930 Yılları Arasında Anonim Şirket Olarak Kurulan Bankalar. 1909-1930 Yılları Arasında Anonim Şirket Olarak Kurulan Bankalar, Türkiye İktisat Tarihi Semineri Metinler/Tartışmalar, 8-10 Haziran 1973. Ed. Osman Okyar.  Ankara: Hacettepe Üniversitesi Yayını, 409-475 sayfalar.

Özel, Sebahattin Özel (1996). Türk İktisat Tarihinde Adapazarı. Sabahattin Zaim’e Armağan İktisat Fakültesi Mecmuası 1994/ B-3, C-1-4. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Yayınevi. 741-750 sayfa

Sakaoğlu, N. (1994). Cumhuriyet’in 75. yılına armağan: Dünden bugüne Sakarya. Sakarya Valiliği Yayınları.

Narin, Resül (2015). Ada’dan Pazara. Sakarya: SATSO. 148-157.

Narin, Resül (2015). SATSO ile Bir Asır. Sakarya: SATSO. 141-144 sayfa.

Toprak, Zafer (2012). Türkiye’de millî iktisat (1908–1918). İstanbul: Doğan Kitap. 340-343 sayfalar

Tuna, Fahri (2007). Adapazarı Yazıları. İstanbul: Değişim Yayınları. 391-396 sayfalar.

Yıldırım, A. (2006). Osmanlı Devleti’nde askerî sanayinin gelişimi ve İmalât-ı Harbiye. Türk Dünyası Araştırmaları Dergisi, 162, 145–170.

Başbakanlık Osmanlı Arşivi. (1915–1916). Harbiye Nezareti ve Meclis-i Vükelâ belgeleri (Çeşitli belge ve iradeler).

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi. (1915–1916). Harbiye Nezareti, İmalât-ı Harbiye ve Meclis-i Vükelâ fonlarına ait belgeler.

Tanin Gazetesi. (1916, 10 Kasım). Adapazarı Ahşap ve Demir Malzeme Fabrikası’nın açılışı. İstanbul.