Sakarya Ekonomisi
“Adapazarı Organize Sanayi Bölgesi’nin Gerekliliğine Dair…”
Mayıs 1991
Adapazarı Organize Sanayi Bölgesi'nin Gerekliliğine Dair...
Sakarya ekonomisinin, 1980’li yılların başından bu tarafa giderek küçüldüğü, bilinen bir gerçek… Bu küçülme, ülke ekonomisinin fiili büyüme hızı (ortalama yüzde 5 olarak alınabilir) ile Sakarya ekonomisinin fiili büyüme hızı (ortalama yüzde 1..5) arasındaki farktan kaynaklanmaktadır. Başka bir anlatımla, fiili büyüme hızları arasındaki bu fark, Sakarya ekonomisini, kaçınılmaz bir küçülme olgusuyla karşı karşıya bırakmıştır.
Sakarya ili için düzenlenmiş olan endüstriler arası işlemler tablosu (inpul – oulput akım tablosuda diyebiliriz) bölgenin içinde bulunduğu duruma ilişkin birtakım ipuçları vermektedir. 1985 yılı verileri esas alınarak düzenlenen bu tabloda, bölgenin yatırıma harcanabilir toplam tasarruf düzeyinin nihai talep içindeki payının (tasarruf oranı olarak tanımlanabilir) yaklaşık yüzde 20 olduğu görülmektedir. Aynı oran, ülke genelinde ise yüzde 24 ‘ler düzeyindedir.
Yatırıma harcanabilir toplam tasarruf düzey indeki bu göreceli küçüklük, hiç kuşkusuz, ilin fiili büyüme hızı üzerinde de doğrudan olumsuz etki yapmıştır. Bununla birlikte, bölgenin ortalama gelir düzeyinin, gerçekte ülke ortalamasının fazlaca altında olmadığı da bilinmektedir…
Sakarya bölgesi düzeyinde yapılan araştırma ve gözlemler neticesinde, şu bulgulara ulaşılmıştır:
- Bölgede oluşan tasarrufların önemli bir bölümü, çeşitli kanallardan bölge dışına kaymaktadır.
- Bölge dahilinde yatırıma yönelen tasarrufların ise, genellikle üretken olmayan alanlarda çar çur edildikleri gözlenmektedir. Uygun üretim kolunun seçilebildiği durumlarda da optimum ölçek tespiti problem olmakta ve çoğunlukla, yatırımlar optimum olmayan ölçeklerde yapıldığından kaynak israfı gündeme gelmektedir.
- Öte yandan, bölge dışı müteşebbis yeterince ikna edilememektedir.
Gerek tasarrufların bölge dışına kaymasını önlemek, gerekse bölge dışı müteşebbisi bölgeye çekebilmek için, öncelikle bölgenin altyapısının olgunlaştırılması, daha açık bir anlatımla en önemli altyapı olarak düşünülen “Organize Sanayi Bölgesi”nin bir an önce kurulması gerekmektedir. Aksi takdirde, bölge dışından gelen yatırım alanı taleplerine cevap vermeyen, hatta kendi sanayicisinin başka bölgelerde konumlanmasına göz yuman bu yapı devam edecektir…
Sonuç itibarıyla, yazımızın başında ifade ettiğimiz ekonomik küçülme olgusu, fevkalade rahatsız edici boyutlar kazanacaktır. Hepsinden önemlisi, Sakarya’nın siyasi gücü ve etkinliği giderek azalacaktır…
