Harfleme (Fırça Yazı)
Bilgisayarın görsel iletişim tasarımının üretim süreçlerine dahil olması, geleneksel üretim tekniklerinin zamanla terk edilmesine neden olmuştur. Merdivenin üzerinde ya da vitrin camının önünde elinde istakası, yanında boyaları ve fırçasıyla dükkânların giriş kapılarına asılan levhaları, apartman isimliklerini, yön ya da duyuru tabelalarını yazan zanaatkârlar artık kalmamış; bilgisayar teknolojilerinin tabelacılar tarafından hızlıca benimsenmesi ve makina üretiminin etkisiyle maharetli eller tarafından hazırlanmış bu grafik ürünler, yerini dikkat çeken ancak tekdüze ürünlere bırakmıştır. Kentlerin görsel kültürüne katkı sağlayan, yerel iletişimi belgeleyen vernaküler tipografi örnekleri olarak da görülebilecek grafik ürünler, günlük kullanımda kolayca göz ardı edilebilmeleri, kayıt altına alınmamaları, kentlerin hızlı dönüşümü gibi nedenlerden dolayı yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bu anlamda kentlerin grafik tarihinde rol oynayan afiş ressamı ya da fırça tabela ressamı olarak anılan zanaatkârların çalışmalarının belgelenmesi , biyografilerinin yazımı ve Sakarya’da kaybolmaya yüz tutan ancak hâlâ işlevini sürdüren vernaküler tipografi ürünlerinin tespit edilmesi kentin dolayısıyla ülkemizin görsel iletişim tasarımı tarihinin yazım çalışmalarına katkı sağlaması açısından gereklidir.
Unvan Levhaları
Unvan levhaları, en çok Adapazarı’nın Uzun Çarşı bölgesinde yer almaktadır. 15023 numaralı, 1 Ekim 1974 tarihli Resmî Gazete arşivinin üçüncü bölümünde yer alan Belediyenin Denetimine ve Ruhsatına Tabi Her Türlü İş Yerleri ile Burada Çalışan Personelin Uyacakları Belediye Emir ve Yasakları adlı yönetmelikte Daimî ve Gezici Pazarlar Yerlerinin Uyacağı Özel Hükümler başlığında bu tür tabelaları asacak olan kişileri pazarcı esnafı olarak tanımlamaktadır (Resmî Gazete, 1974). Bu bağlamda unvan levhaları, pazarcı esnafı tabelaları olarak da nitelendirilebilir. Nitekim bugün unvan levhası olarak tanımlanan levhalar Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmeliğe uyum göstermektedir. Resmî Gazete’ye göre pazarcı esnafları, yerden aynı yükseklikte olan bir çeşit satış tezgâhları kullanmak ve tezgâhların sağ başına isim ve soyadları, sicil numarası ve yaptığı işi belirten 25×40 cm ölçüsünde kırmızı üzerine beyaz renkle yazılmış bir çeşit 23 tabela asmak zorundadırlar (Resmî Gazete, 1974). Adapazarı’nın Uzun Çarşı ve Patates Hali bölgelerinde bu tanıma uygun teneke ya da ahşaptan yapılma levhalar görülebilmektedir. Sokak sokak gezilerek yapılan saha taramalarında bu levhaları diğer dükkân tabelalarından ayıran en önemli özellik Resmî Gazete’de de geçen kırmızı üzerine beyaz renkle yazılmış tabelalar olmasıdır. Adapazarı ilçe sınırları içerisinde pazar yerlerinde esnaflık yapan kimseler haricinde bu tür tabela kullanan başka bir dükkâna rastlanmamıştır.
Dükkan Tabelaları ve Cam Yazıları
Adapazarı’nda vernaküler tipografi örneklerini içeren dükkân tabelaları ve cam yazıları, unvan levhalarının dışında tutulabilir. Nitekim unvan levhası takan bir dükkân ile fırça ile yazılmış normal bir tabela asılmış dükkânla birbirinden çeşitli özellikleriyle ayrılabilmektedir. Normal bir dükkânda hem fırça ile yazılmış tabela hem de yine fırçayla yazılmış cam yazıları bulunabilmektedir. Buna karşın unvan levhası takan dükkânlarda, mekânın ismini niteleyen unvan levhası haricinde ciddi ölçüde göze çarpan herhangi bir işaret bulunmamaktadır. Bu yüzden araştırma kapsamında dükkân tabelaları ve cam yazıları aynı kategoride değerlendirilmiştir.
Duvar Yazıları
Duvar yazıları, günümüzde boyut gözetmeksizin dijital baskı yöntemi ile brandalarla germe yöntemiyle rahatlıkla yapılabilirken, eski zanaatkârlar bu türden işleri iskele kurup bir boya işçisi gibi, yazıları duvarlara fırça ile boyama yaparak yazmışlardır. Kent içinde keşfedilen duvar yazıları kimi zaman devasa boyutlarda boydan boya binayı kaplıyorken yer yer de bir insanın rahatlıkla ulaşabileceği boyutlarda olduğu görülmektedir.
Apartman İsimlikleri
Apartman isimlikleri, yoğun olarak Sakarya’nın kent merkezinde bulunmaktadır. 1999 depremi öncesinde inşa edilen apartmanların giriş kapılarının demir kapı olduğu görülmektedir. Demir kapıların en üst kısmında çeşitli boyutlarda cam yüzeyler bulunmaktadır. Fırça ile yazılan apartman isimlikleri de bu cam yüzeyler üzerine yazılmıştır. Apartman isimlikleri yalnızca konut olarak kullanılan binalarda değil aynı zamanda iş hanlarının girişlerinde de bulunabilmektedir.
Özellikle eski eczanelerin cam yüzeylerinde sıklıkla kullanılan altın yaldız renginin arkasına siyah kontur biçeminde yazılan yazılar, apartman isimliklerinde daha da yaygındır. Apartman isimliklerinde keşfedilen yazıların tamamının 1999 depreminden önce yazıldığı bilinmektedir. Dolayısıyla bu yazıların her biri en az 21 yıllıktır. Yazılar fırça ile yazılmış olduğundan ve kendi içinde bir bütün oluşturduğu için depremden sonra yıkılan binalardan dolayı kapı numaraları değişse de bazı apartman yazılarının numara kısımlarında herhangi bir düzeltme yapılmamış ve ilk hali korunmuştur.
Apartman isimliklerinde ağırlıklı olarak apartmanın ismi ve kapı numarası bilgileri yer almaktadır. Çoğu eski apartmanın cam yazılarında kapı numarasını ifade neden No yazısında “o” harfinin altında bir çizgi bulunmaktadır. Kapı numarasını bu şekilde ifade etmek ustalar tarafından sık kullanılan bir yöntemdir.
Sanayi Bölgelerindeki Uygulamalar
Sakarya’da hem otomobil hem de mobilyacılar olmak üzere çeşitli sanayi merkezleri bulunmaktadır. Sanayi merkezlerindeki eski dükkânlar, yapıları itibariyle yüksek tavanlı mekânlardır. Bu türden mekânların kapıları ise gözenekli cam yüzeyleri bulunan ve tavana kadar uzanan yüksek demir kapılardır. Dolayısıyla dükkânın ismini niteleyen yazıların bu kapıların üzerinde bulunan cam yüzeylere yazıldığı görülmektedir. Cam yüzeylere ek olarak kapıların üzerinde duvar yüzeyler de bulunabilmektedir. Bu noktalarda da dükkânın adını niteleyen duvar yazıları ön plana çıkmaktadır.
Sanayi merkezleri yerleşim yerinin dışında sadece dükkânların yan yana dizili olduğu geniş bir alana yayılmaktadır. Her dükkânın cam yazısı ya da duvar yazısı olduğu için genel görünüme bakıldığında kaotik bir görüntü ortaya çıkabilmektedir. Bu karmaşanın içinde bir dükkânın isim olarak öne çıkartılması için oldukça büyük ölçülerde yazıların var olduğu görülmektedir.
Sanayideki vernaküler tipografi örnekleri kentin merkezinde yer alan örneklere kıyasla büyük farklılıklar barındırmaktadır. Bunun başlıca sebeplerinden bir tanesi zanaatkârlardır. Kentin merkezinde yer alan zanaatkârlar daha çok günlük görsel iletişim ihtiyaçları gibi yazım işleriyle ilgilendikleri için, birbirine yakın genel geçer tasarım uygulamaları görülebilmektedir. Sanayilerde bulunan zanaatkârlar ise yine sanayide bir başka işle meşgul olan kimseler olduğu için birçoğunun farklı üslubu bulunabilmektedir. Sözgelimi, sanayi bölgesinde motorlu taşıt parçaları ya da mobilya boyayan/süsleyen kimseler aynı zamanda sanayinin cam yazısı, tabela yazısı, duvar yazısı ve yönlendirme levhası gibi görsel iletişim ihtiyaçlarını da karşılayabilmektedir.
Zanaatkârlar
Kentlerde baskı teknolojisinin henüz yaygın olmadığı dönemlerde günlük görsel iletişim ihtiyaçları zanaatkârlar tarafından karşılanmıştır. Sakarya’da vernaküler tipografi örneklerini ortaya çıkartan zanaatkârların bir kısmı hâlen bu işi devam ettirmekte, bir kısmı emekliye ayrılmış durumda bir kısmı da vefat etmiş durumdadır. Bazı vefat eden ustaların çocukları ise babalarından kalma mesleklerini daha çok dijital döneme ayak uydurarak devam ettirmektedirler.
Araştırma kapsamında hâlen Sakarya’da bulunan ve iletişim kurulabilen ustalarla röportajlar yapılmış, görsel iletişim ihtiyaçlarının el estetiği ile ortaya konulduğu dönemleri bizzat deneyimlemiş olan kişilerin bilgilerine başvurulmuştur. Yapılan tüm görüşmelerin bir özeti olarak aşağıya ustalar hakkındaki bilgiler başlıklar halinde verilmiştir. Bu zanaatkârlar, kendi alanlarında döneminin öne çıkan kişileridir.
Alaaddin Kolçak
Alaaddin Kolçak: Sakarya’nın Fırçasıyla İz Bırakan “Boyacı Alaaddin”
Sakarya’nın endüstriyel ve kültürel mirasında fırça izi bulunan en önemli ustalardan biri olan Alaaddin Kolçak (1941-2004), nam-ı diğer “Boyacı Alaaddin”, bir zanaatı sanata dönüştüren yerel bir efsanedir. İşte Adapazarı’nın sokaklarından traktör gövdelerine uzanan o renkli hayat hikâyesi:
Erken Dönem ve Zanaata İlk Adım
1941 yılında Adapazarı’nın Akıncılar Mahallesi’nde (eski adıyla İzmit Caddesi) dünyaya gelen Kolçak, ilkokul eğitiminin ardından çalışma hayatına atıldı. 16-17 yaşlarında Numan Balıca’nın fabrikasında çalışmaya başlayarak resimleme sanatının temel inceliklerini ustasından öğrendi. Sektördeki estetik açığı erkenden fark eden Kolçak, fabrikadan ayrılarak Yağcılar Mahallesi’nde kendi yolunu çizmeye başladı. Bu süreçte bir diğer ustası Necati Hüdaverdi’den boya teknikleri üzerine derinlemesine bilgiler edindi.
Bir Gelenek Olarak Traktör ve Römork Süslemeciliği
Kolçak, kiraladığı boş bir arazide traktör ve at arabalarını boyayarak profesyonel hayatına devam etti. Özellikle Kandıra ve çevresinde yaygın olan “süslenmemiş traktörün kabul görmemesi” geleneği, Kolçak’ın ününü artırdı. Traktör sahipleri, araçlarının süslenmesini beklemek için şehirde konaklar, Kolçak’ın fırçasından çıkacak eserleri heyecanla beklerdi.
İmzasını Attığı Popüler Motifler:
Boğaz Köprüsü manzaraları.
Kefken yolları ve doğa tasvirleri.
Keklik, gül ve çiçek işlemeleri.
Fırça ile yazılan estetik tipografiler.
Ticari Hayat: Renk Boya ve Bölge Birinciliği
Askerlik görevini 1961-1962 yıllarında İzmir Bornova’da tamamlayan Kolçak, 1970 yılında hayatının dönüm noktasını yaşadı. Sami Sipahi’nin teşvikiyle ÇBS Boya bayiliğini alarak Renk Boya firmasını kurdu.
1975: Gösterdiği ticari başarıyla ÇBS Boya’nın Marmara Bölge Birincisi seçildi.
1977: Eski Hendek Caddesi’ndeki mevcut dükkânına taşındı.
İşletme sahibi olmasına rağmen fırçasını asla elinden bırakmadı; gündüz dükkân işletip akşamları boya sandığıyla römork resimlemeye giderek günde yaklaşık 10 traktörü süslediği rivayet edilir.
Tabelacılık ve Grafik Sanatına Katkısı
Sadece araçlarla sınırlı kalmayan Kolçak, döneminin reklam estetiğine de yön verdi. 2 Nisan 1970 tarihli “Üçler Tavuk” için hazırladığı tabela, onun tipografik yeteneğini kanıtlar niteliktedir. Bu çalışmada farklı yazı karakterlerini harmanlamış, tavuk ve yumurta figürlerini bizzat kendi çizmiştir.
Mirası ve Yetiştirdiği Ustalar
2004 yılında, 63 yaşında vefat eden Alaaddin Kolçak, Güneşler Mezarlığı’na defnedilmiştir. Meslek hayatı boyunca yirmiyi aşkın çırak yetiştirerek zanaatının devamlılığını sağlamıştır.
Yetiştirdiği Bazı Ustalar:
Süsleme Odaklı: Hüsmen ve Rüstem Arslan kardeşler.
Boyama Sektörü Odaklı: Kabil Aslan, Ali Uzavcı, Mehmet Yılmaz ve Recep Bahar.
Alaaddin Kolçak, Sakarya’nın sanayi gelişimini estetikle buluşturan, şehre “renk” katan müstesna bir fırça ustası olarak hafızalardaki yerini korumaktadır.
Kaynak:
Ali Yıldırım, Görsel İletişim Tasarımında Vernaküler Tipografi ve Sakarya Örneği, Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Sakarya 2020.
Ertürk, M. (2021). Halk Resminden Grafik Tasarıma Numan Ballıca ve Adapazarı’nda Yetiştirdikleri. Milli Folklor 17(130).
Ali Kayhan Piliççi
Ali Kayhan Piliççi: Sanatı Teknolojiyle Dönüştüren Usta
1947 Adapazarı doğumlu olan Ali Kayhan, eğitim hayatını lise ikinci sınıfta bırakarak ağabeyi Osman Nuri’nin yanında “Melek Reklam” çatısı altında çıraklığa başlamıştır.
Çıraklıktan Patronluğa: Henüz 13-14 yaşlarındayken ağabeyinin yazdığı tabelaların gölgelendirmelerini yaparak işe mutfaktan başlamış; Melek, Fitaş ve Yıldız sinemaları için sayısız afiş hazırlamıştır.
Dünya Reklam: 1971 yılında Cevatbey Pasajı’nda kendi dükkânı olan Dünya Reklam’ı kurmuş ve 2008 yılındaki emekliliğine kadar burada faaliyet göstermiştir.
Teknik Dönüşüm: Dijital baskı teknolojilerinin fırça sanatını geriletmesi üzerine pes etmemiş, yeteneğini kabartma köpük harf işçiliğine yönlendirerek zanaatını güncellemiştir.
Eğitimci Yönü: Sektöre Arif Guşe ve Polat Polatlı gibi pek çok başarılı tabela ustası yetiştirmiştir.
Kaynakça:
Ertürk, M. (2025). Sakarya’nın Harfleri: Ticari Ressamların ve Fırça Yazılarının İzinde. Sakarya: Değişim Yayınları.
Ertürk, M. (2021). Halk Resminden Grafik Tasarıma Numan Ballıca ve Adapazarı’nda Yetiştirdikleri. Milli Folklor 17(130).
Yıldırım, Ali (2020). Görsel İletişim Tasarımında Vernaküler Tipografi ve Sakarya Örneği, Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi.
Cemalettin Vural
Cemalettin Vural: Adapazarı’nın Sanatçı ve Sporcu “Boksör Cemal”i
Adapazarı’nın çok yönlü şahsiyetlerinden biri olan Cemalettin Vural (1922-2008), nam-ı diğer “Boksör Cemal”, fırçasındaki zarafet ile ringdeki disiplini birleştiren müstesna bir karakterdir. Hem geleneksel tabelacılık sanatında bir usta hem de boks sporunun Sakarya’daki öncülerindendir.
Aile Kökleri ve Gençlik Yılları
1922 yılında Adapazarı’nda doğan Vural’ın hikâyesi, Batum’dan Artvin’e, oradan da Kurtuluş Savaşı milisi olarak Adapazarı’na uzanan babası Mustafa Vural’ın mirasıyla başlar. Orhan Camii civarındaki Kolağası Sokak’ta büyüyen Cemalettin Vural, üç erkek kardeşin ortancasıdır. Ağabeyi Nurettin Vural, Türk futbolunun tanınmış ismi teknik direktör Yılmaz Vural’ın babasıdır.
Sanata İlk Adım ve “Altın Varak” Ustalığı
Vural’ın sanat yeteneği henüz ortaokul yıllarında kazandığı resim ödülleriyle tescillenmiştir. Hayatı boyunca geçimini resim ve tabela yaparak sağlamış, sektörde yüksek teknik becerisiyle tanınmıştır.
Bağımsızlık Tutkusu: Zirai Donatım Fabrikası’nda ressam kadrosuyla en yüksek ücreti almasına rağmen, özgür ruhlu yapısı nedeniyle buradaki görevinden ayrılmış ve Karaağaç semtinde kendi dükkânını açmıştır.
İstanbul Dönemi: 1963 yılında çocuklarının eğitimi için Kadıköy’e taşınan usta, burada doktor levhaları, apartman isimlikleri ve reklam panoları tasarlamıştır.
Teknik Maharet: Özellikle cam üzerine altın varak kullanarak yazdığı levhalar, onun zanaatındaki titizliğin ve ustalığın simgesi haline gelmiştir.
“Boksör Cemal”: Ringlerin ve Gençlerin Eğitmeni
Vural’ı dönemdaşlarından ayıran en önemli özelliklerinden biri boks sporuna olan tutkusudur. Adapazarı Halkevi’nde boks dersleri vererek gençleri spora teşvik etmiştir.
Organizasyon Yeteneği: Kendi imkânlarıyla hazırladığı ringlerde boks maçları düzenlemiş; bu müsabakalarda hem eğitmenlik hem de hakemlik görevlerini üstlenmiştir.
Halkın İlgisi: Halkevi’ndeki bu maçlar, dönemin Adapazarı halkı tarafından büyük bir ilgiyle takip edilmiş, şehirde spor kültürünün oluşmasına katkı sağlamıştır.
Stil ve Kişilik
Dönemin diğer tabela ustalarından Ali Kayhan Piliççi’nin aktardığına göre Vural; sadece sanatıyla değil, modayı yakından takip eden şık giyimi ve beyefendi duruşuyla da çevresinde büyük saygı uyandırmıştır. 1946 yılında Hatice Nurhan Bayrak ile evlenen ve üç çocuk babası olan Vural, çalışma hayatına olan bağlılığını 86 yaşına kadar aktif olarak çalışarak sürdürmüştür.
Kaynakça:
Ali Yıldırım, Görsel İletişim Tasarımında Vernaküler Tipografi ve Sakarya Örneği, Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Sakarya 2020.
Ertürk, M. (2021). Halk Resminden Grafik Tasarıma Numan Ballıca ve Adapazarı’nda Yetiştirdikleri. Milli Folklor 17(130).
Enver Yücebalkan
Enver Yücebalkan: Saray Sineması’nın Afiş Sanatçısı ve Adapazarı’nın Çok Yönlü Fırçası
1927 yılında Bulgaristan’ın Hasköy (Haskovo) şehrinde dünyaya geldi. Babası, Hasköy Türk Cemaatinin Başkanı Feyzullah oğlu Ahmet (1896-1958)’dir. Çabuk sinirlendiğinden dolayı Kibritli lakabı ile tanınır. 1934 yılında Bulgaristan’da yaşanan ihtilalden sonra Adapazarı’na göçerler. Yücebalkan, Adapazarı Merkez Ortaokulu’nu tamamladıktan sonra eğitimine devam etmez.
Enver Yücebalkan, Adapazarı’nın görsel kültürüne ve sinema tarihine damga vurmuş en özgün karakterlerden biridir. Bir zanaatkârın titizliğini, bir sanatçının estetik algısıyla birleştiren Yücebalkan, şehrin hafızasında “Saray Sineması’nın ruhu” olarak yaşamaktadır.
Sinema ile Özdeşleşen Bir Ömür
Yücebalkan’ın kariyeri, 1945 yılında kurulan ve dönemin en görkemli mekanlarından biri olan Saray Sineması ile şekillenmiştir. 19 yaşındayken adım attığı bu sinemada tam 45 yıl boyunca görev yapmıştır.
Afiş Tasarımı ve Uyarlama: Sinemada bilet satışı ve film tedariki gibi idari işlerin ötesinde, asıl izini devasa film afişleriyle bırakmıştır. İstanbul’dan gelen afişleri Saray Sineması’na uyarlamış veya tamamen yerel imkânlarla büyük boy film görselleri hazırlayarak sinema önündeki vitrinleri birer sergi alanına dönüştürmüştür.
Mekân Değişimi: 1991 yılında Saray Sineması’nın yıkılıp yerine Erman Han’ın yapılmasıyla çalışmalarını Ekmek Pasajı’ndaki küçük ofisine taşımıştır.
Geniş Sanat Yelpazesi: Serigrafiden Mezar Taşına
Bileğindeki kuvvet ve güzel yazı (hat) yeteneği sayesinde Yücebalkan, sadece sinemayla sınırlı kalmamış; kentin her türlü görsel ihtiyacına cevap vermiştir:
Tabelacılık ve Yazı: Apartman isimlikleri, fırça tabelalar ve bez afişler üretmiştir.
Endüstriyel Çözümler: Portakal sandıklarına saçtan oyma harflerle markalamalar yapmış, serigrafi tekniğini kullanmıştır.
Taş İşçiliği: Meslektaşlarının anlatımlarına göre, fırçadaki ustalığını taş üzerine de taşıyarak mezar taşlarına harf oymacılığı yapmıştır.
Müzisyen ve Maceracı Kişilik
Yücebalkan’ın sanatçı ruhu sadece görsel sanatlarla kısıtlı değildi. 1947-1950 yılları arasında Erzurum’da yaptığı 26 aylık askerlik görevi sırasında bando birliğine seçilmiş; burada trompet, mızıka ve akordeon çalmayı öğrenmiştir.
Bunun yanı sıra “maceracı” olarak nitelendirilen bir yaşam tarzına sahipti:
Motosiklet Tutkusu: İki kez motosikletle tüm Türkiye’yi kapsayan turlar gerçekleştirerek özgür ruhlu karakterini kanıtlamıştır.
Son Yıllar: Yaşamının son dönemlerini yağlı boya resimler yapıp satarak sanatsal bir huzur içinde geçirmiştir.
Aile Hayatı ve Vefatı
İki evlilik yapan Yücebalkan, dört çocuk babasıydı (Naciye, Bülent, Nilgün ve Levent). 13 Nisan 1998 tarihinde, 71 yaşındayken hayata gözlerini yummuştur. Mezarı, Adapazarı Yorgolar Mezarlığı’nda bulunmaktadır.
Kaynakça:
Ertürk, M. (2025). Sakarya’nın Harfleri: Ticari Ressamların ve Fırça Yazılarının İzinde. Sakarya: Değişim Yayınları.
Yıldırım, Ali (2020). Görsel İletişim Tasarımında Vernaküler Tipografi ve Sakarya Örneği, Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi.
Ertürk, M. (2021). Halk Resminden Grafik Tasarıma Numan Ballıca ve Adapazarı’nda Yetiştirdikleri. Milli Folklor 17(130).
Hulusi Piliççi
Hulusi Piliççi (1950-2020): Mercedes’ten Final Reklam’a
Ailenin en küçüğü olan Hulusi Piliççi, ortaokul yıllarında eğitimine ara vererek ağabeyinin yanında iş hayatına atılmıştır.
Toz Boya ve Kimya: Sinema afişlerinin devasa boyutlara ölçeklendirilmesinde uzmanlaşmıştır. Özellikle dış mekânda dayanıklılık sağlaması için toz boyayı erimiş boncuk tutkal ile karıştırarak kendine has bir teknik geliştirmiştir.
İstanbul ve Endüstriyel Başarı: Askerlik dönüşü İstanbul’a yerleşmiş, bir süre ağabeyi ile çalıştıktan sonra kendi dükkânını açmıştır. Kariyerinin en parlak döneminde Bakırköy’de, Mercedes’in ihraç ettiği otobüslerin üzerindeki logo ve yazıları fırça ve folyo ile nakşetmiştir.
Sakarya’ya Dönüş: 1999 depreminin ardından memleketine dönerek Aygün Pasajı’nda Final Reklam’ı kurmuştur. 29 Ekim 2020’deki vefatına kadar mesleğini sürdüren Hulusi Piliççi, fırça tabelacılığının son büyük temsilcilerinden biri olarak kabul edilir.
Kaynakça:
Ertürk, M. (2025). Sakarya’nın Harfleri: Ticari Ressamların ve Fırça Yazılarının İzinde. Sakarya: Değişim Yayınları.
Ertürk, M. (2021). Halk Resminden Grafik Tasarıma Numan Ballıca ve Adapazarı’nda Yetiştirdikleri. Milli Folklor 17(130).
Yıldırım, Ali (2020). Görsel İletişim Tasarımında Vernaküler Tipografi ve Sakarya Örneği, Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi.
Hüsmen ve Rüstem Arslan
Arslan Kardeşler: “Boyacı Alaaddin” Ekolünün Yaşayan Mirasçıları
Sakarya’nın zirai araç süsleme geleneğinde Hüsmen ve Rüstem Arslan, efsanevi usta Alaaddin Kolçak’ın tezgahından yetişmiş, bu zanaatı yeni nesillere aktaran en köklü isimlerdir. “Arslan Kardeşler” markası, Adapazarı’nın tarım araçlarına estetik dokunuşlar yapan en önemli atölyelerden biri olarak tarihe geçmiştir.
Ustalık Yolculuğu ve Arslan Kardeşler’in Kuruluşu
Her iki kardeş de mesleki disiplinlerini, Eski Hendek Caddesi’nin unutulmaz ismi Alaaddin Kolçak’tan (Boyacı Alaaddin) edinmiştir.
Hüsmen Arslan (d. 1955): 1970 yılında, 15 yaşındayken Kolçak’ın yanına girmiş ve 5 yıl boyunca zanaatın inceliklerini öğrenmiştir. 1976 yılında askerlik dönüşü profesyonel hayatına kardeşiyle devam etmiştir.
Rüstem Arslan (d. 1959): 1971 yılında, henüz 12 yaşındayken ustasının yanına adım atmış ve ağabeyi ile aynı ekolde yetişmiştir.
Dükkân ve Dayanışma: 1976 yılının Eylül ayında kurulan Arslan Kardeşler, Hüseyin Çavuş Hanı’nda faaliyetlerine başlamıştır. İlginç bir detay olarak; dükkânlarını açtıklarında boya tedariğini yine ustaları Alaaddin Kolçak’tan sağlamaya devam ederek usta-çırak bağını sürdürmüşlerdir.
Uzmanlık Alanları ve Sanatsal Üslup
Arslan Kardeşler; at arabası, römork, fayton ve traktör gibi araçların hem boyama hem süsleme hem de yazı (tipografi) işlerini üstlenmişlerdir. 1990 yılında dükkânlarını Zirai Aletler Sanayi Sitesi’ne taşıyarak modern sanayi düzenine uyum sağlamışlardır.
Geleneksel Süsleme Teknikleri:
Renk Paleti: Genellikle kırmızı veya mavi ana zemin üzerine çalışılır.
Tamamlayıcı Tonlar: Canlılık katması için sarı ve turuncu detaylar tercih edilir.
Kompozisyon: Resimlerde derinlikten (perspektif), süslemelerde ise aşırı detaydan kaçınılarak, aracın işlevselliğine uygun, net ve çarpıcı bir halk resmi üslubu benimsenir.
Bütünlük: Hüsmen Arslan, sadece resimlemekle kalmayıp araçların üzerindeki yazıları da genel tasarıma uygun bir estetikle nakşetmektedir.
Nesiller Arası Geçiş ve Günümüz
Kardeşler, 2000’li yılların başında dükkânın yönetimini oğullarına devrederek resmi olarak emekli olmuşlardır:
Hüsmen Arslan: 2000 yılında emekli olsa da isteğe bağlı süsleme ve yazı işlerini sürdürmektedir.
Rüstem Arslan: 2004 yılında emekli olmuş, oğlu boyama işlerini devralırken kendisi süsleme çalışmalarına destek vermeye devam etmiştir.
Arslan Kardeşler, Sakarya’da sanayileşmenin hızlandığı yıllarda bile “fırça işçiliği”nin ruhunu korumayı başarmışlardır. Bugün Zirai Aletler Sanayi Sitesi’nde devam eden bu gelenek, Numan Balıca ve Alaaddin Kolçak’tan gelen “Adalı” araba ressamlığı mirasının günümüzdeki en canlı temsilidir.
Kaynak:
Ali Yıldırım, Görsel İletişim Tasarımında Vernaküler Tipografi ve Sakarya Örneği (2020).
M. Ertürk, Halk Resminden Grafik Tasarıma Numan Ballıca ve Adapazarı’nda Yetiştirdikleri (2021).
Mesut Balıca
Mesut Balıca
Adapazarı’nın efsanevi araba ressamı Numan Balıca’nın oğlu olan Mesut Balıca (1949–1998), aile geleneği olan fırça sanatını modern reklamcılığa taşıyan kilit isimlerden biridir. Hem Bursa hem de Sakarya’nın görsel hafızasında derin izler bırakmıştır.
Bursa Yılları ve Sanatsal Olgunluk
1960 askerî darbesinin ardından ailesiyle birlikte Bursa’ya taşınan Balıca, mesleki temellerini babasının yanında araba resimleyerek atmıştır. Bursa’da geçirdiği süre boyunca şehrin usta tabelacıları Mehmet Büyükcoşkun ve Rahmi Tartan’ın yanında deneyim kazanmıştır.
Fuar Çalışmaları: 1969 yılında düzenlenen Bursa Beşinci Millî Fuarı için hazırladığı dekorlar, kılıç kalkan oynayan figürler, karo tasarımları ve peyzaj resimlemeleri, onun sadece bir yazı ustası değil, aynı zamanda yetenekli bir ressam olduğunu kanıtlamıştır.
Koza Han Deneyimi: Bursa’nın tarihi ticaret merkezi Koza Han’ın girişindeki dükkânda çalışarak zanaatını geliştirmiştir.
Adapazarı’na Dönüş ve Mesut Reklam
1969 yılında ailesiyle birlikte tekrar Adapazarı’na dönen Balıca, bir süre seyyar olarak resimleme ve yazı işleri yapmıştır. Ardından, bugün hâlâ Sakarya’da faaliyetlerini sürdüren Mesut Reklam şirketini kurarak kurumsallaşmıştır.
Balıca, babasından devraldığı “usta yetiştirme” geleneğini sürdürerek sektöre yön veren birçok ismi eğitmiştir:
Yetiştirdiği Ustalar: Tuncay Dinçer, Veysel Önder, Cihat Önder, Lütfi Sezgin, Nejdet Hız ve Murat Sarıçiçek.
Sektörel Miras: Bu isimlerden Veysel ve Cihat Önder 1993’te CV Önder Reklam’ı, Nejdet Hız ise Hız Reklam’ı kurarak Balıca ekolünü devam ettirmişlerdir.
Aile Mirasının Devamı
1998 yılında, 49 yaşında vefat eden Mesut Balıca’nın ardından bayrağı ailesi devralmıştır. Münir Balıca’nın öncülüğünde, oğulları Numan Oğuz ve Kubilay Balıca, babalarının kurduğu Mesut Reklam’ı günümüz teknolojisiyle birleştirerek yaşatmaya devam etmektedir.
Kaynakça:
Ertürk, M. (2025). Sakarya’nın Harfleri: Ticari Ressamların ve Fırça Yazılarının İzinde. Sakarya: Değişim Yayınları.
Ertürk, M. (2021). Halk Resminden Grafik Tasarıma Numan Ballıca ve Adapazarı’nda Yetiştirdikleri. Milli Folklor 17(130).
Necmi Çınar
Necmi Çınar: Camdan Tabelaya Sakarya’nın Tezyinat Ustası
25 Şubat 1951 tarihinde Sakarya’da doğan Necmi Çınar, geleneksel cam süsleme sanatı (tezyinat) ile modern tabela reklamcılığını şahsında birleştiren, şehrin görsel hafızasının önemli isimlerinden biridir. Kariyeri, devasa cami kubbelerinden butik dükkân tabelalarına kadar geniş bir yelpazeyi kapsar.
İlk Deneyim: Kapıdağ Reklam Ajansı
Necmi Çınar’ın sanat yolculuğu henüz 14 yaşındayken, dönemin önemli merkezlerinden biri olan E. Sabri Kapıdağ’ın yanındaki çıraklığı ile başladı. Burada geçirdiği dört yıl, onun fırça hakimiyetini ve tasarım algısını şekillendiren temel eğitim süreci oldu.
Atıf Saynaç ve Cami Tezyinat Sanatı
Kariyerinin en teknik ve sanatsal dönemi, İstanbullu cam süsleme ustası Atıf Saynaç ile çalıştığı yıllardır. Bu usta-çırak ilişkisi, fiziksel zorluk ile genç yeteneğin buluşmasıdır:
İskelede Bir Genç: O dönem yetmişli yaşlarında olan Saynaç’ın iskeleye tırmanması mümkün olmadığından, 19 yaşındaki Necmi Çınar hocasının çizimlerini cami kubbelerine ve pencerelerine bizzat işlemiştir.
Kayıp ve Yaşayan Miras: Tozlu Camii: Çınar’ın buradaki kıymetli işlemeleri, maalesef 1999 depreminde caminin yıkılmasıyla yok olmuştur.
Ali Kuzu Camii: Sanatçının fırçasından çıkan tezyinat çalışmaları, bugün Sakarya Ali Kuzu Camii’nde hâlâ varlığını korumakta ve ziyaret edilebilmektedir.
Ortaklıktan Çınar Reklam’a
Cami süsleme işlerinden sonra tabelacılık alanına yönelen Çınar, Sakarya ticaret hayatının görsel dilini inşa eden duraklardan geçmiştir:
Bireysel Atölye: Ahmet Şişman’ın atölyesinde tabela işleri yaptı.
Necmi ve Tuncay: Hasan Tuncay ile Gar Meydanı’nda ortak bir dükkân açarak ismini duyurdu.
Çınar Reklam: 1975 yılında ortaklığın sona ermesiyle yoluna tek başına devam etti. 1978’de dükkânını PTT Sokak’taki Birkent İşhanı’na taşıdı.
Emeklilik ve Vefat
1999 yılına kadar “Çınar Reklam” çatısı altında Sakarya esnafı için tabelalar üreten Necmi Çınar, büyük Marmara depreminin ardından meslek hayatını sonlandırarak emekli oldu. Şehrin estetik dönüşümüne tanıklık eden ve bu dönüşüme bizzat katkı sağlayan usta, 31 Mayıs 2022 tarihinde vefat etti. Mezarı Tekeler Mezarlığı’nda bulunmaktadır.
Editör Notu: Necmi Çınar, sadece bir tabelacı değil; hocası Atıf Saynaç’ın tasarımlarını yüksek kubbelerde hayata geçiren bir uygulama sanatçısıdır. Onun hikâyesi, Sakarya’daki “vernaküler (yerel) tipografi” ve dini mimari süsleme sanatının kesişim noktasını temsil eder.
Kaynaklar:
Kaynakça:
Ertürk, M. (2025). Sakarya’nın Harfleri: Ticari Ressamların ve Fırça Yazılarının İzinde. Sakarya: Değişim Yayınları.
Ertürk, M. (2021). Halk Resminden Grafik Tasarıma Numan Ballıca ve Adapazarı’nda Yetiştirdikleri. Milli Folklor 17 (130).
Yıldırım, Ali (2020). Görsel İletişim Tasarımında Vernaküler Tipografi ve Sakarya Örneği, Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi.
Numan Balıca
Numan Balıca: Adapazarı’nın Görsel Kimliğini İnşa Eden “Araba Ressamı”
1914 yılında Bursa’da Kırım Türklerinin yoğun olarak yaşadığı Yeni Mahalle semtinde dünyaya gelen Numan Balıca, Sakarya’nın yerel grafik tasarım ve halk resmi tarihinde bir milat olarak kabul edilir. Bursa’nın tarihi ticaret merkezlerinde yetişen bu usta sanatkâr, fırçasıyla sadece araçları boyamamış, kentin görsel kültürünü şekillendiren koca bir ekol başlatmıştır.
Adapazarı’na Geliş ve Fabrika Dönemi
Balıca’nın hayatı, 1949 yılında Adapazarı Ziraat Aletleri Fabrikası yetkililerinin Bursa’ya gelip onu bulmasıyla değişir. Fabrikanın seri ürettiği at arabalarının resimlenmesi için bir “sanatkâr” aranmaktadır.
1949 – İlk Yerleşim: Teklifi kabul eden Balıca, 35 yaşında ailesiyle Adapazarı Yenidoğan Mahallesi’ne yerleşir.
Üretim Biçimi: Fabrikada parça hesabı ile at arabası resimlemeye başlar. Arabaların düz yüzeylerine manzara resimleri (dağ, göl, ev) ve çiçek motifleri işleyerek işlevsel bir aracı sanat eserine dönüştürür.
Seyyar Sanat: Sadece fabrika üretimiyle sınırlı kalmaz; evinin bahçesinde dondurma arabalarını ve diğer seyyar araçları da aynı titizlikle resimler.
Bursa ve “Adalı” Kimliği
27 Mayıs 1960 darbesinin ardından fabrikanın at arabası üretimine son vermesi üzerine Balıca, ailesiyle Bursa’ya döner. Ancak gönlü Adapazarı’nda kalmıştır:
Adalı Oto Boyama: Bursa’da Necati Güzelsözlü ile birlikte kurduğu dükkânın ismini “Adalı” koyarak Adapazarı’na olan bağlılığını tesciller.
Tarihi Dokunuş: Bursa’daki Atatürk Anıtı’nın (Heykel) yazılarını yenileme görevi ona verilir.
Geri Dönüş ve Son Yıllar
1969 yılında fabrikanın üretime yeniden başlamasıyla Balıca, bu kez oğlu Münir ile birlikte yüksek ücretli kadrolu bir usta olarak Adapazarı’na döner. 1972’de üretimin traktöre kaymasıyla işleri değişse de, 1976 yılındaki vefatına kadar fabrikada çalışmaya devam eder. Mezarı Adapazarı Erenler Mezarlığı’ndadır.
Bir Ekol Olarak “Balıca Okulu”
Numan Balıca’nın Sakarya grafik tarihi için en büyük önemi, yetiştirdiği nitelikli çıraklardır. Onun tezgahından geçen isimler, şehrin reklam ve tabela sektörünü 50 yıl boyunca domine etmiştir.
Balıca’nın sanatı, halk ressamlığı (naif resim) ile ticari tabelacılık arasında bir köprüdür. At arabalarının yan yüzeylerine çizdiği “padişah figürleri”, “kale resimleri” ve “doğa manzaraları”, Anadolu’nun vernaküler (yerel) tasarım dilinin en seçkin örneklerini oluşturur.
Kaynakça:
Ertürk, M. (2025). Sakarya’nın Harfleri: Ticari Ressamların ve Fırça Yazılarının İzinde. Sakarya: Değişim Yayınları.
Ertürk, M. (2021). Halk Resminden Grafik Tasarıma Numan Ballıca ve Adapazarı’nda Yetiştirdikleri. Milli Folklor 17(130).
Osman Nuri Piliççi
Osman Nuri Piliççi (1934 – 2009): Ekôlün Kurucusu ve Organizatör
Kardeşlerin en büyüğü ve ailenin diğer fertlerinin ustasıdır. Zanaatı, 1940’lı yıllarda Yeni Sinema’nın gişesinde çalışan Sabri isimli bir ustadan öğrenmiştir.
Sinema Yılları: Kariyerine Atlas Sineması’nda başlamış, ardından Melek Sineması’na geçmiştir. Sinema salonlarında kurduğu atölyelerde devasa film afişlerinin yanı sıra cam yazıları ve unvan levhaları üretmiştir.
Zeki Müren’i Getiren Adam: Sadece bir zanaatkâr değil, aynı zamanda vizyoner bir organizatördür. 1950’lerin başında Zeki Müren’i ilk kez konser vermesi için Adapazarı’na getirmiş ve tanıtım için sanatçıyı kent sokaklarında yürüterek büyük bir halkla ilişkiler başarısına imza atmıştır.
İstanbul Dönemi: 1976’da İstanbul’a taşınarak Kadıköy Altıyol’da Parek Reklam (daha sonra Titiz Reklam) şirketini kurmuştur.
İmzası: 1960 yılı Türkiye Amatör Ligi şampiyonu Yıldırımspor’un karşılandığı meşhur “Sizinle Öğünüyoruz” bez afişi ve Cumhuriyet Mahallesi’ndeki Nurlu Apartmanı isimliği, onun günümüze ulaşan nadir imzalı eserlerindendir.
Kaynakça:
Ertürk, M. (2025). Sakarya’nın Harfleri: Ticari Ressamların ve Fırça Yazılarının İzinde. Sakarya: Değişim Yayınları.
Ertürk, M. (2021). Halk Resminden Grafik Tasarıma Numan Ballıca ve Adapazarı’nda Yetiştirdikleri. Milli Folklor 17(130).
Yıldırım, Ali (2020). Görsel İletişim Tasarımında Vernaküler Tipografi ve Sakarya Örneği, Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi.
Saadettin Cebeci
Saadetttin Cebeci: Sakarya’da Tasarımın Dijital Öncüsü ve Yazı Ustası
1947 yılında Adapazarı’nda doğan Saadettin Cebeci, geleneksel fırça ustalığını modern teknolojiyle birleştiren, Sakarya reklamcılık tarihinin en vizyoner isimlerinden biridir. Terzi bir babanın oğlu olarak dünyaya gelen Cebeci, zanaat disiplinini dijital dönüşümün gücüyle harmanlamıştır.
Mesleki Kökler: Cemalettin Vural Ekolü
Cebeci’nin sanat yolculuğu, babası İbrahim Hakkı Cebeci’nin terzi dükkânında çıraklık yaparken komşusu olan efsanevi tabela ustası Cemalettin Vural (Boksör Cemal) ile tanışmasıyla başlar. Vural’ın yanında fırça tutmayı ve harf estetiğini öğrenen Cebeci; çıraklık, kalfalık ve ustalık evrelerini büyük bir özveriyle tamamlamıştır.
Tozlu Camii ve Hat Sanatı
1967 yılında, Sakarya’nın simge yapılarından biri olan Tozlu Camii’nin hat tezyinat (süsleme) çalışmalarında yer almıştır. Bu tecrübe, onun sadece bir tabelacı değil, aynı zamanda kalemine ve fırçasına hâkim bir hat sanatçısı olduğunu kanıtlamıştır.
Sakarya’da Dijital Devrim: 1993 Kırılması
Saadettin Cebeci, muhafazakâr zanaat anlayışının hakim olduğu bir dönemde teknolojik bir devrim gerçekleştirmiştir:
İlk Bilgisayarlı Sistem: 1993 yılında Sakarya’ya reklamcılık alanındaki ilk bilgisayarlı tasarım sistemini getirmiştir. Bu adım, şehrin görsel iletişim tarihindeki dijitalleşme sürecinin miladı kabul edilir.
Mesleki Teşvik: Teknolojiyi sadece kendine saklamamış, meslektaşlarını da dijitalleşme konusunda teşvik ederek sektörün modernleşmesine öncülük etmiştir.
Font Tasarımcılığı: Dijital dünyaya olan hakimiyetini bir adım öteye taşıyarak, bizzat 100 farklı yazı karakteri (font) tasarlamış ve bunları klavye ile yazılabilir formatta kullanıma sunmuştur.
Kişisel Hayatı ve Mirası
1970 yılında Ayşe Hanım ile evlenen Cebeci, üç çocuk (Metin, Çetin ve Engin) babasıdır. 1963’ten 2005 yılına kadar aralıksız çalışan usta, arkasında sektöre yön veren onlarca kalfa ve usta bırakmıştır.
10 Mart 2015 tarihinde vefat eden Saadettin Cebeci, geleneksel fırça terbiyesini bilgisayar ekranına taşıyan bir köprü figür olarak Sakarya şehir hafızasındaki yerini almıştır.
Kaynakça:
Ertürk, M. (2025). Sakarya’nın Harfleri: Ticari Ressamların ve Fırça Yazılarının İzinde. Sakarya: Değişim Yayınları.
Ertürk, M. (2021). Halk Resminden Grafik Tasarıma Numan Ballıca ve Adapazarı’nda Yetiştirdikleri. Milli Folklor 17(130).
Yıldırım, Ali (2020). Görsel İletişim Tasarımında Vernaküler Tipografi ve Sakarya Örneği, Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi.
Sedat Topan
Sedat Topan: Sanayiden Sanata Sakarya’nın Teknik Ressamı ve Tabela Ustası
1955 yılında Adapazarı’nda doğan Sedat Topan, Sakarya’nın endüstriyel disiplini ile fırça sanatını en iyi harmanlayan isimlerden biridir. Teknik eğitimini sanatla birleştiren Topan, hem Tank Palet Fabrikası’ndaki teknik çalışmalarıyla hem de reklam sektöründeki yenilikçi vizyonuyla tanınır.
Eğitim ve Mesleki Temeller
Topan, eğitim hayatını teknik bir altyapı üzerine inşa etmiştir. Atatürk İlkokulu ve Merkez Ortaokulu’nun ardından, dönemin prestijli okullarından Erkek Sanat Okulu’nun Motor Bölümü’nü kazanmış; eğitimini Teknik Bilimler yüksek okulu ile taçlandırmıştır.
İlk Ustalık: Tabelacılık sanatıyla Mehmet Önen’in yanında tanışmış, Çark Caddesi’ndeki bu atölyede Mehmet Menlik ile birlikte fırça tutmanın inceliklerini öğrenmiştir.
Sanayide Bir Öncü: Başak Traktör’ün ilk istihdam ettiği ekipler arasında yer alarak, Sakarya’da üretilen ilk traktörlerin montaj sürecinde bizzat görev almıştır.
Tank Palet Yılları ve Seda Reklam
Resme ve teknik çizime olan tutkusu, onu traktör montajından Tank Palet Fabrikası’na yönlendirmiştir. Burada “Makine Teknik Ressamı” olarak görev yapan Topan, fabrika bünyesinde bir serigrafi atölyesi kurarak işletmiştir.
Çift Mesai: Fabrikadaki görevinin yanı sıra dışarıda Seda Reklam adındaki dükkânını açmış, uzun yıllar hem endüstriyel tasarım hem de tabela reklamcılığını eş zamanlı yürütmüştür.
Emeklilik ve İstikrar: Tank Palet Fabrikası’ndan emekli olduktan sonra tamamen kendi dükkânına yoğunlaşmış ve 12 yılı aşkın süredir bu alanda çalışmalarını sürdürmektedir.
Teknolojik Dönüşüm ve “Fırça” Vefası
Sedat Topan’ı meslektaşlarından ayıran en önemli özelliklerden biri, dijital devrime hızlıca uyum sağlamasıdır. Birçok geleneksel usta baskı teknolojileri karşısında havlu atarken, Topan çağı yakalamıştır:
Dijital ve LED: Bilgisayarlı kesim makinelerini (folyo kesim) kullanmaya başlamış, ışıklı tabelalar ve LED sistemli tasarımlar geliştirmiştir.
Yaşayan Fırça Mirası: Dijitalleşmeye rağmen fırçadan kopmamıştır. Bugün Çark Caddesi’nde Şerefiye Camii’nin hemen altında bulunan “Aş Evi Hacının Yeri” levhası, onun fırça ile yazdığı ve günümüze ulaşan en nitelikli tipografik örneklerden biridir.
Değerlendirme
Sedat Topan, Sakarya’nın “vernaküler tipografi” tarihinde teknik rasyonalite ile estetik yaratıcılığı birleştiren bir figürdür. Makine teknik ressamlığından gelen “hatasız çizim” disiplinini fırçasına yansıtmış, şehrin görsel kimliğini dijital çağa taşıyan köprü ustalardan biri olmuştur.
Kaynakça:
Ertürk, M. (2025). Sakarya’nın Harfleri: Ticari Ressamların ve Fırça Yazılarının İzinde. Sakarya: Değişim Yayınları.
Ertürk, M. (2021). Halk Resminden Grafik Tasarıma Numan Ballıca ve Adapazarı’nda Yetiştirdikleri. Milli Folklor 17 (130).
Yıldırım, Ali (2020). Görsel İletişim Tasarımında Vernaküler Tipografi ve Sakarya Örneği, Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi.
Tevfik Tançgil
Tevfik Tançgil: Kastamonu’dan Adapazarı’na Bir Zanaat Yolculuğu
24 Aralık 1955 tarihinde Kastamonu’da doğan Tevfik Tançgil, babasından devraldığı oto boya ve tabela zanaatını, askeri sanat uygulamalarından profesyonel reklamcılığa kadar geniş bir alana yaymış, Sakarya’nın tecrübeli fırça ustalarından biridir.
Çıraklık ve Erken Dönem: Baba Ocağından Sanayiye
Tançgil, mesleğe henüz 9 yaşındayken Kastamonu’da oto boya ve tabela işleri yapan babasının yanında adım atmıştır. 1970 yılında Adapazarı’na gelişiyle birlikte şehrin sanayi hafızasında yer edinen duraklardan geçmiştir:
Hüdaverdi Oto Boya: Eski Garajlar bölgesinde, Recep Hüdaverdi’nin yanında çalışarak otomotiv boyacılığı üzerine deneyim kazanmıştır.
Ahmet Şişman Atölyesi: Babasının vefatının ardından Çeşme Meydanı’nda Ahmet Şişman’ın yanına girmiş; burada motorlu taşıt plakaları ve belediye su sayaç numaralarının basımı gibi kentin bürokratik görsel işlerini üstlenmiştir.
Askerlikte Sanat: Tank Resimlerinden Heykellere
1975-1977 yılları arasındaki vatani görevi, Tançgil’in sanatsal yeteneklerini farklı mecralarda sergilemesine olanak sağlamıştır:
Ankara Dönemi: Çavuş talimgâhlığı yaptığı sırada askeriye içerisinde tank resimlemeleri ve bilgilendirici görsel afişler hazırlamıştır.
Diyarbakır Dönemi: 16. Mekanize Tugayı’nda görev yaparken, fırçasının yanına yontu yeteneğini de ekleyerek ahşap malzemelerden hayvan figürlü heykeller üretmiştir.
Tançgil Reklam ve Mesleki İstikrar
Tevfik Tançgil’in kariyeri; Antalya, İstanbul ve Adapazarı arasında geçen hareketli bir dönemin ardından 1985 yılında Sakarya’da kök salmıştır.
35 Yıllık İmza: 1985 yılında açtığı Tançgil Reklam adlı dükkânını, 2019 yılına kadar aralıksız 35 yıl boyunca işleterek şehrin tabelacılık ve reklam ihtiyacına cevap vermiştir.
Emeklilik ve Sanat: 2019 yılında profesyonel meslek hayatını noktalayan usta, günümüzde birikimini müzik ve resim hobileriyle değerlendirmekte, bir “sanatkâr emekliliği” sürdürmektedir.
Kaynakça:
Ertürk, M. (2025). Sakarya’nın Harfleri: Ticari Ressamların ve Fırça Yazılarının İzinde. Sakarya: Değişim Yayınları.
Ertürk, M. (2021). Halk Resminden Grafik Tasarıma Numan Ballıca ve Adapazarı’nda Yetiştirdikleri. Milli Folklor 17 (130).
Yıldırım, Ali (2020). Görsel İletişim Tasarımında Vernaküler Tipografi ve Sakarya Örneği, Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi.
Kaynakça:
Ertürk, M. (2019). Sakarya’nın Fırça Tabela Ressamı: Enver Yücebalkan. In 1. Uluslararası Ahmet Yakupoğlu Şehir, Sanat ve Tasarım Sempozyumu (pp. 217-226). Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi.
Ertürk, M. (2025). Sakarya’nın Harfleri: Ticari Ressamların ve Fırça Yazılarının İzinde. Sakarya: Değişim Yayınları.
Ertürk, M. (2021). Halk Resminden Grafik Tasarıma Numan Ballıca ve Adapazarı’nda Yetiştirdikleri. Milli Folklor 17 (130).
Yıldırım, Ali (2020). Görsel İletişim Tasarımında Vernaküler Tipografi ve Sakarya Örneği, Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi.
