Sakarya Ekonomisi
“Önce ‘siyasal baskı ‘”
Mayıs 1992
Önce "siyasal baskı"
Sakarya’nın ekonomik ve sosyo-kültürel planda geri kalmışlığının, özellikle 1980’li yılların sonlarına doğru kendini açıkça ifade etmeye ve bölge insanına bir takım sancılar yüklemeye başladığı biliniyor.
Başta “Organize Sanayi Bölgesi” olmak üzere temel projelerini realize etmeyi bir türlü başaramayan Sakarya, bu başarısızlığın kaçınılmaz sonucu olarak “iktisadi gelişme”ye dönük somut ve kararlı adımlar atamadığından giderek siyasal gücünü de yitirme aşamasına gelmiştir.
Sakarya’nın verimli tarım alanlarını da, ülkenin önde gelen kuruluşlarının “endüstriyel yapılaşma”ya gitmelerine şu veya bu şekilde göz yumuluyorken; 1973’lerde Adapazarı Ticaret ve Sanayi Odası’nın gayretleriyle başlatılan “Organize Sanayi Bölgesi” mücadelesinin, bürokrasi tarafından “tarım yönetmelikleri izin vermiyor” gibi klasik başlıklar altında zaafa uğratılmasını nasıl açıklayacağız?
Bu tür bir açıklamaya girişirken birden fazla değişkenin elden geçirilmesi gerektiği bilinmekle beraber; bu projelerin ülkemizdeki kotarılış biçiminin getirdiği kestirme yaklaşım, ister istemez “siyasal destek” ve “siyasal baskı” faktörlerini öne çıkarıyor.
Nitekim, deneyler, bürokrasiyi bir şekilde aşmayı gerektiren bu tür mücadelelerde “siyasal baskı”nın “olmazsa olmaz” derecesinde ağırlık taşıyan bir unsur, bir “mekanizma” durumuna geldiğini ortaya koymuştur. Dolayısıyla, Sakarya’nın da bu “mekanizma”yı etkili bir şekilde çalıştırmaktan başka bir seçeneği yoktur.
Bu yazı yayınlandığında, Toyota otomobil fabrikasının temeli atılmış olacak. Bu yatırımın, Sakarya’nın adını tüm dünyaya duyuracağı kesinlikle inkar edilemez. Ülke düzeyinde tanıtımını “yıllarca Sakaryaspor’a yüklemiş” ve başkaca tanıtım unsurları ortaya koyamamış Sakarya içi bu yatırım, oldukça önemli ve iyi değerlendirilmesi gereken bir fırsat!…
Öte yandan, getireceği istihdam olanaklarını ve sosyo-ekonomik hareketlenmeyi de hesaba kattığımızda, Toyota’nın tek başına Sakarya bölgesine sunacağı “yeni ufuklar”! daha net bir şekilde görebiliyoruz. Bu nedenle “verimli tarım alanlarımız heba olacak” diye bu yatırıma karşı çıkmak, fevkalade yanlış olur.
Ancak, Toyota otomobil fabrikası’na cömertçe sunu lan bu alanların “Organize Sanayi” projesinden neden yıllardır esirgendiğini sormak da öyle zannediyorum ki en doğal hakkımız!…
Bu noktada, siyasi temsilcilerimize önemli görevler düşmektedir.
Bürokrasiyi aşacak olanlar, onlardır…
Bu projenin peşinde koşturanlara yol gösterecek, kapılar açacak olanlar da, onlardır…
Büyük bir terslik olmadığı takdirde, 1992, Sakarya’nın “üniversite”sine kavuştuğu yıl olacak. Bu kavuşmanın, bir anlamda Sakarya’yı ikibinli yıllara gelişmiş bir “kent” kimliğinde götürecek yolun önemli bir dönemeci olduğu muhakkak!…
Bunun yanı sıra “Organize Sanayi” projesi de, bölge insanının ikinci büyük beklentisi olarak Sakarya’lı siyasetçileri göreve davet etmektedir
