Maniler

Mani, halk edebiyatımızın en küçük nazım şekli ve aynı zamanda en büyük yapı taşlarından biridir. Mani türü çok geniş bir coğrafyada kullanılan ve bilinen halk edebiyatı ürünüdür. Halkımızın yaygın olarak söylediği, az sözle çok anlamın ifade edildiği manilerin kaynağında aşk, elem, ızdırap bulunmaktadır. Özellikle bayramlarda, düğünlerde, hıdrellez eğlencelerinde, kadınların bir araya geldiği toplantılarda, asker eğlentileri ve gurbete uğurlama gibi cemiyetlerde maniler söylenmektedir. Edebiyatımızda bulunan binlerce mani içinde türlü sosyal olaylar bireylerin türlü ruhsal durumlarının yankıları kaynaşır durur.

Buradaki açıklamamıza istinaden aşağıda okuyacağınız manilerin de Sakarya toplumunu ve kültürünü yansıttığını söyleyebiliriz. Bu maniler yöre özelliklerini, yörenin konuşma dilini ve o yörenin insanını yansıtmaktadır. Bu yörede söylenen maniler genellikle anonimdir.

Buğdayı biçiyorum,
Yâre yol açıyorum,
İstet beni babamdan,
Vermez ise kaçıyorum.

Taksi geliyor taksi,
Üstünde sarı saksı,
Düğünüme gelecek,
On minibüs yüz taksi.

Gelin duvara dayan,
Pembe boyaya boyan,
Benden sana nasihat,
Sabahtan erken uyan.

Yaş nane kuru nane,
Seni severim anne,
İlk yârimden ayırdın,
Bundan ayırma anne.

Ayakkabı bağımı,
Yâre bağlatacağım,
Seveceğim başka yar,
Seni çatlatacağım.

Kolundaki saati,
Hadi ver de kurayım,
Aldılar sevdiğimi,
Hangisini vurayım.

Armudun dibi kuyu,
Uyu sevdiğim uyu,
İnşallah ben veririm,
Babana abdest suyu.

Demiryolun üstünde,
Sıra sıra aynalar,
Gelini kıskanıyor,
Şimdiki kaynanalar.

Bahçeye attım kazık,
Kaynanam ölmüş yazık,
Kaynanama acımam,
Bir top kefene yazık.

Çam çama eklenir mi ?
Çam dibi beklenir mi?
Bir ağlanın yüzünden,
Üç sene beklenir mi?

Meşe meşeye benzer,
Meşe şişeye benzer,
Bu köyün erkekleri,
Ölmüş aslana benzer.

Çıra yanar eşiğinde,
Çocuk bağlar beşiğinde,
Gelin almak için,
Yuvarlanır döşeğinde.

Entarisi filizi,
Kim bilir kalbimizi,
Esti bir hafif rüzgar,
Ayırdı ikimizi.

Bir dalda iki kiraz,
Biri al biri beyaz,
Kâtip kölen olayım,
Bir güzel de bana yaz.

Çeşme yaptırdım çeşme,
Etrafı parmak parmak,
Alifuattan kız almak,
Cennetten gül koparmak.

Konsolumda şişem yok,
Kırmızı menekşem yok,
Benim yârim burda yok,
Onun için neşem yok.

Melekşe’nin başları,
Bağ bahçe ağaçları,
Her derde merhem olur.
Yârimin ilaçları.

Entarisi beden yar,
Beni koyup giden yar,
Bıldır böyle değildin,
Seni bir öğreten var.

Karanfilim budama,
Sefa geldin odama,
Beni ister dilersen,
Dünür gönder babama.

Armudu taşlayalım,
Dibini kışlayalım,
Müsaade ederseniz,
Maniye başlayalım.

Entarisi pembeden,
Pek yakıştı geymeden,
Yaktın kül ettin beni,
On beşime girmeden.

Evlerim ıssız kaldı,
Destiler susuz kaldı,
Evdeki yengelerim,
Görümcesiz kaldı.

Gelinlik çarşafımı,
Belime bağlasınlar,
Beni seven dostlarım,
Arkadan ağlasınlar.

Ayağımda yemeni,
Altı yok üstü yeni,
Babam köye kız vermez,
Yeminlidir yeminli.

Potin bağım çözüldü,
Bağla hey anam bağla,
Yarın öğleden sonra,
Otur da bana ağla.

Avlu dibinde keser,
Bizim köye yel eser,
Bizim köyün kızları,
Hem eserdir hem güzel.

Alan düzün yolları,
Tahtadan tahtaya mı?
Yar bizim buluşmamız,
Haftadan haftaya mı?

Bugün hava yaz yârim,
Mintanı beyaz yârim,
Bisikletin üstünde,
Bana mektup yaz yârim.

Mektup yazarsan yârim,
Koy kibrit kutusuna,
Bizim oradan geçerken,
At evin arkasına,
Oturdum arsına,
Acıyor musun yârim,
Ağanın parasına.

Ev üstüne ev yaptım,
Çıktım üstüne baktım,
Yârim gelecek diye,
Çifte lambalar yaktım.

Masa üstünde pekmez,
Pekmezi bana yetmez,
Taraklı’nın kızları,
Başlıksız gelin gitmez.

Çapa kazarım çapa,
Hayrola da hayrola,
O kız bana yar ola,
Yar olmazsa can ola,
Derdime derman ola.

Bahçenin kapısını,
Bir vuruşta açarım,
Dünür yolla sevdiğim,
Vermezlerse kaçarım.

Hey babam hain babam,
Hayattan attın beni,
Bin lira para için,
Ellere verdin beni.

İn dereye dereye,
Sarıerik yemeye,
Annem yumurta satmış,
Seni evlendirmeye.

Ayakkabımın teki,
Yârimin adı Zeki,
İste beni babamdan,
Sana verirler belki.

Söylerim yana yana,
Söyle derdini bana;
Yar söyle dertlerini,
Derman olayım sana.

Balkaya tepesinden,
Görünüyor Sapanca,
Yeme, içme sevdiğim,
Tak beline tabanca.

Elimdeki yüzüğün,
İki sarı taşı var;
Yârim esmerdir ama,
Sevilecek başı var.

Dilimdeki etiket,
Elime yapışıyor,
Şu oynayan gençlere,
Ne güzel yakışıyor.

Raftan aldım makarna,
Kapkaradır kapkara;
İki mani söyledim,
Ettim seni maskara.

Ben ağzımı açamam,
Otuz iki dişim var,
Şehire gideceğim,
Köylerde ne işim var.

Akçay’ım iki çatal,
Ortasından çay akar;
Akçay’ımın gençleri,
Baygın bakar, can yakar.

Köşede oturursun,
Rüzgâr eser kurursun;
Böyle laflar söyleme,
Sonra pişman olursun.

Leyla Mersinoğlu Şentuna’dan derlenen maniler

Ne uyursun ne uyursun,
Bu uykuda ne bulursun,
Al abdesti kıl namazı,
Cennet-i Âlâ’yı bulursun.

Davulcuların söylediği maniler

Davulumun ipi kaytan,
Sırtımda kalmadı mintan,
Verin abi beş on kuruş,
Sırtıma alayım mintan.

Davulumun ipi tekir,
Bana derler Deli Bekir,
Baklavayı çok getir,
Yiyemezsem geri götür.

Mektupların sonuna yazılan maniler

Sepet sepet yumurta,
Sakın beni unutma,
Unutursan küserim,
Mektubumu keserim.

Ramazan manileri

Besmeleyle çıktım yola,
Selam verdim sağa sola,
A benim Ahmet efendim,
Ramazan-ı Şerif’in mübarek ola.

Söğütlü ilçesi Fındıklı Köyü’nde söylenen maniler

Sakarya’nın akımı,
Mavi oda takımı,
Mavi kazaklı oğlan,
Aldı benim aklımı.

Hişt bakar mısın?
Sigaramı yakar mısın?
Evli misin, bekâr mısın?
Benimle çıkar mısın?

Armudu dişledim,
Sapını gümüşledim,
Ben yârimin adını,
Gömleğime işledim.

Maninin başı mısın?
Cefâil taşı mısın?
Bir mani yazıp göndersem?
Cebinde taşır mısın?

Akyazı ilçesi Dedeler Köyü’nde söylenen maniler

Işıldamaz,
Işıldamaz, parlamaz
Ver anne sevdiğime,
Kendi düşen ağlamaz.

Gide gide yoruldum,
Bir taş buldum oturdum,
Hayırsızın oğluna,
Bir bakışta vuruldum.

Suda balık yan yüzer,
Annem kendini üzer,
Üzme annem kendini,
Damadın benden güzel.

Denizin kenarında,
Kalaydım kazanı,
Yârim senin yüzünden,
Yedim otuz Ramazanı.

Parmağımda yüzüğüm,
Boncuk diyorlar boncuk,
Askere gitmeyene
Çocuk diyorlar çocuk.

Parmağımda yüzüğüm,
Taşlı diyorlar taşlı,
Askerden gelene
Yaşlı diyorlar yaşlı.

Elma elmalıktayım,
Elma toplamaktayım.
Yârim senin aşkına,
Her gün ağlamaktayım.

Buraların söğüdü,
Kimden aldın öğüdü,
Ben sana yar diyeli,
Senin burnun büyüdü.

Kara kara kazanlar,
Kara yazı yazanlar,
Cennet yüzü görmesin,
Aramızı bozanlar.

Taksi geldi düt geldi,
Annem bana bak dedi,
Baktım dünürcü gelmiş,
Babam daha küçük dedi.

Merdivenden inerken,
Terliklerimi giyerken,
Söyleyin annem ağlamasın,
Ben taksiye binerken.

Merdivenim kırk ayak,
Kırkına vurdum dayak,
Benden başkasını seversen,
Kalkılmaz yataklara yat.

Ben geçerim kenardan,
Yol senin olsun.
Zehiri ben içeyim,
Su senin olsun.

Duydum ki sözlenmişsin,
Tebrikler olsun.
Ben de sözleniyorum,
Haberin olsun.

Ayvalar olmasaydı,
Çiçeği solmasaydı,
Ölüm Allah’ın emri,
Ayrılık olmasaydı.

Masa üstünde sucuk,
Kilosu iki buçuk,
Ver anne sevdiğime,
Beyaz gömlekli çocuk.

Masa üstünde bardak,
Bu bardak bizim bardak,
Şu Dedeler ’in kızları,
Hem dondurma, hem kaymak.

Adapazarı yolları,
Yıkılıp bozuluyor,
Gönder yârim resmini,
Çok canım sıkılıyor.

Eşarbımı yıkadım,
Yıkadım, kırışmıyor.
Yârimin bende resmi var,
Gülüyor, konuşmuyor.

Şu Geyve iki çatal,
Ortasında çay akar,
Şu Geyve’nin kızları,
Baygın bakar can yakar.

Tren yolunda çiçek,
Trenler geçmeyecek,
Benim sevdiğim oğlan,
Sigara içmeyecek.

Sigara içer misin?
Paketi seçer misin?
Güzelleri görünce,
Benden vazgeçer misin?

Oy oy oy yarim,
Şofördür benim yarim,
Patronu izin vermez,
Ne yapsın benim yarim?

Şu Geyve’nin içinde,
Uçan kuşu vururum.
Ver anne sevdiğime,
Ben aç, susuz dururum.

Serdivan ilçesi Çubuklu Köyü’nde söylenen maniler

Ada yolları taşlı,
Geliyor sarı saçlı,
Ne oldu sana yarim
Neden gözlerim yaşlı.

Ayağına potin giy
Bakalım dar mıdır?
Seni bana verdiler,
Acep aslı var mıdır?

Sapanca ilçesi Mahmudiye Köyü’nde söylenen maniler

Dağlar virâne dağlar,
Dil söyler, yürek ağlar,
Kan ter sevda olmasa,
Bir yâr için kim ağlar.

Beşi birlik zenciri,
Vuruyor dizlerine,
Gelmedi benim yârim,
Karanlık gözlerime.

Tren geliyor tren,
Arkası postanedir,
Gelmedi benim yârim,
Acaba hasta mıdır?

Kolundaki saati,
Ver kurayım kurayım,
Haftalar yedi gündür,
Sensiz nasıl durayım?

Ayağımda terliğim,
Suya bandıracağım,
Darıttım nazlı yâri,
Nasıl kandıracağım?

Giydim pabuçlarımı,
Kaleden iniyorum,
Baba vatanlarımı,
Terk edip gidiyorum.

Saçlarım örülmüştür,
Bülbül ile gülmüştür,
Uzak köyün içinde,
Sözümüz verilmiştir.

Söylerim yana yana,
Ciğer döndü bir yana,
Yâr söyle dertlerini,
Derman olayım sana.

Söylerim yana yana,
Söyle derdini bana,
Ciğerimin köşesi,
Dön o yana, bu yana.

Raftan aldım makara,
Kapkaradır kapkara,
İki mani söyledim,
Ettim seni maskara.

Elimdeki yüzüğün,
İki sarı taşı var,
Yârim esmerdir ama,
Sevilecek başı var.

Ben ağzımı açamam,
Otuz iki dişim var,
Şehire gideceğim,
Köylerde ne işim var.

Denize dalayım mı?
Bir balık alayım mı?
Kör olasının kızı,
Daha yalvarayım mı?

Köşede oturursun
Rüzgâr eser kurursun,
Böyle laflar söyleme,
Sonra pişman olursun.

Keklik bana ot getir,
Yârimden mektup getir,
Eğer yârim gelmezse,
Yakasından tut getir.

Gelin olan genç kızlar hakkında söylenen bazı maniler

Saçındaki tokalar,
Helâl edin halalar,
Bu hafta gidiyorum,
Size kalsın buralar…

Harmanlarda sarı saman savrulur,
Çok anneler kuzusundan ayrılır,
Ayrılır da ağlamaktan bayılır,
Ayılır da dostlarına sarılır.

Çam başına çıra koydum yanmadı,
Anasına haber saldık gelmedi,
Kimsecikler anasının bir tanesi demedi,
Herkes ayrılık türküleri söyledi.

Kına eğlencesinde söylenen bazı maniler

Ferdenli’nin yolları,
Düz gitmiyor,
Hacı Ahmetlerin gelinleri,
Uz gitmiyor.

Beş eşeğim var beşide kara,
Beşini satsam etmez beş para,
Halası var dizesi var, yingesi var,
Nasıl uz gittiler ağlama yar ağlama yar.

Dedelerin düzleri açılmış nergizleri,
Oğlan kızı görünce koyuverdi öküzleri,
Evlerine varılmıyor köpekten,
Tellide uçkur çözülmüyor ipekten.

Tayyareler yürüdü,
Dağı duman bürüdü,
Kaçacaktım kaçamadım,
Her yerlerim çürüdü.

At olurda tepmez mi?
Yâr olur da öpmez mi?
Yârin öptüğü yerde,
Gonca güller bitmez mi?

Şu yollar uzun yollar,
Yâr bize üzüm yollar,
Ne utanmaz yar imiş,
Selamı gündüz yollar.

Ay ışıktır ışıktır,
Tepsi dolu kaşıktır,
Annesi olmadan diyor,
Oğlu bana âşıktır.

Süt içtim dilim yandı,
Döküldü kilim yandı,
Ben kilimde değilim,
Gül gibi yârim yandı.

Ferizli ilçesi Değirmencik Köyü’nde yakılan maniler

Bizim Değirmencik yolları,
Uzuyor iplik iplik,
Değirmencik kızları,
Kınalı keklik.

Karasu’ya giderken,
Sıra sıra hastane,
Yârimin mektubunu,
Eğlendirme postane.

Karşıdan gelenlere,
Göz koydum fenerlere,
Annem beni verecek,
Askerden gelenlere.

Mezarlıktan geçerken,
Mezarlık taşlarını,
Koyun mu sandın yârim?
Benimle dalga geçmeyi,
Oyun mu sandın yârim?

Karşıdan gelen hoca,
Elinde sarı bohça,
Bizi küçük sanmayın,
Bizde isteriz koca.

Akyazı’ya bağlı Çatalköprü Köyü’nde yaşayan Vesile NAR’dan derlenen maniler

Bahçenizde gül var mı?
Gül dibinde yol var mı?
Akşam size gelecem
Yatağında yer var mı?

Susuzdum,
Kaç gündür uykusuzum,
Girsem yârin yanına,
Elim durmaz huysuzum.

Kahve içtim fincandan,
Dört köşesi mercandan,
Doğru söyle sevdiğim,
İstiyor musun candan?

Susadım su isterim,
Bana suyu gösterin,
Su değil benim meram,
Bana yâri gösterin..

İndim çeşme başıma,
Yazı yazdım taşına,
Gelen geçen okusun,
Neler geldi başıma.

Bugün Pazar günleri,
Arşa çıkar önleri,
Ömürden mi sayarsın,
Bensiz geçen günleri.

Başımdan çiçek mi var?
Karşında köçek mi var?
Ne kaş göz ediyorsun?
Sana gidecek mi var?

Aklıma nar geldi,
Dar sokaktan yar geldi,
Beşibirlik istedim,
O da Yâre ar geldi.

Kaynanam karayılan,
Her dedikleri yalan,
Gelinler pembe çiçek,
Her dedikleri gerçek.

Kahveci başı mısın?
Cevahir taşı mısın?
İpek mendil göndersem,
Cebinde taşır mısın?

Çayda yine can geldi,
Çakır gözlü Yârimi,
Şimdi göreceğim geldi.

Hoca geliyor hoca,
Elinde sarı bohça;
Beni küçük sanmayın,
Biz de isteriz koca.

Muhacirlerde söylenen maniler

Alma altında tilki,
Yavrular bir iki,
Yavruları içinde,
En güzeli benimki.

Avludan atlasana,
Ispanak toplasana,
Madem ben de gözün var,
Ele laf atmasana.

Kuyunun kapakları,
Çınarın yaprakları,
Arabacı köylü yârin,
Çınlasın kulakları.

Çirkinlerden bıkmalı,
Gece aya çıkmalı,
Kiraz dalı altında,
Güzellere bakmalı.

Ha emiri emiri,
Yol kapının demiri,
Yelkenciler beyleri,
Kaplumbağa kemiri.

Ha kaynana kaynana,
Dişi gedik kaynana,
Oğlun çerez getirdi,
Sensiz yedik kaynana.

Maniye başlayalım,
Şeytanı taşlayalım,
Bir manicik yollasan,
Ceplerde taşıyalım.

Manavlar’ın Temcit geleneğinde söyledikleri maniler

Yâr elbette elbette,
Şeker koydum şerbete,
Bu dünya böyle gitsin,
Kavuşuruz cennette.

Hey bulutlar bulutlar,
Meyve vermiyor dutlar,
Ayda yılda bir selâm,
Kesilmesin umutlar.

Akyazı’ya bağlı Alaağaç Köyü’nde yaşayan Havva CİNAL’dan derlenen maniler

Atma türkü atarım
Kız canını yakarım
Eski çarıklarımı
Boğazına takarım

Evlerinin önünde
Var daraba, daraba
Acelle’de buluştuk
Arkadaşlar merhaba!

Kestim kestane dalı
Yere damladı balı
Kaç sene gezeceğiz
Böyle senle sevdalı

Tozlu dumanlı durur
Keremali başları
Adamı deli eder
Akyazı’nın kızları

Ben dünyaya geleli
Ne güldüm, ne ağladım
Benim garip kalbimi
Hasan’ıma bağladım.


Eroğlu, Türker (2003), Sakarya Halk Kültürü: Derleme Çalışması, Sakarya: Sakarya Valiliği Yayınları.
Aktaş, Ali (2008), Kültürel Renkleriyle Sakarya, Sakarya: Adapazarı Merkez Belediyesi Kültür Yayınları.
Akaltın, Yalçın (2018), Sakarya Türkmen/Manav Folkloru: Yedi Asırlık Bir Folklor, Sakarya Yerel Kültür Derneği, Adapazarı.
Solmaz, N. (2006). Evlenme gelenekleri. Irmak Dergisi, 70,(74)
.
Yayın kurulu ; Seyfettin Nuroğlu, raci Yılmaz, Resul Şenel, Atilla Vardar, Yusuf Yavuz (2006). Geyve. Adapazarı: Geyve Kaymakamlığı. Sayfa 86.
Tuna, Fahri (yayına hazırlayan), Hakikatin peşinde bir ömür Yusuf Cinal (2021). İstanbul: Zinde Yayıncılık.