İpek Böcekçiliği
Kozadan İpekböceğine
Tarihçe
Çin efsanelerine göre ipekböcekçiliğinin başlangıcı, Çin İmparatoru Huang Di’nin (Sarı İmparator) eşi Lei Zu’ya (Hsi-Ling-Shi) dayanmaktadır. Rivayete göre Lei Zu, bir dut ağacının altında otururken ağaçtan düşen bir kozanın sıcak çayının içine düştüğünü ve çözülmeye başladığını fark etmiştir. Kozanın liflerini dikkatle inceleyen Lei Zu, bu liflerden iplik elde edilebileceğini keşfetmiş ve böylece ipek üretiminin temelleri atılmıştır. Her ne kadar bu anlatı efsane niteliği taşısa da ipekböcekçiliğinin ilk olarak Çin’de geliştiği ve buradan dünyaya yayıldığı kabul edilmektedir.
İpek, kısa sürede Çin’in en değerli ticaret ürünlerinden biri hâline gelmiş; Asya, Orta Doğu ve Avrupa’yı birbirine bağlayan İpek Yolu aracılığıyla geniş bir coğrafyaya ulaşmıştır. Han Hanedanı döneminde İpek Yolu’nun etkin biçimde kullanılmaya başlanmasıyla birlikte ipek ticareti büyük bir gelişme göstermiş, Çin’den Avrupa’ya uzanan bu güzergâh tarih boyunca ekonomik ve kültürel etkileşimin en önemli merkezlerinden biri olmuştur.
6. yüzyılda Bizans İmparatoru I. Justinianus döneminde, ipekböceği yumurtalarının gizlice Çin’den getirildiği ve böylece Bizans’ta ipek üretiminin başladığı bilinmektedir. Bu gelişme, Bizans İmparatorluğu’nun ekonomik hayatında önemli bir dönüm noktası olmuş, ipek üretimi devletin stratejik faaliyetlerinden biri hâline gelmiştir.
Osmanlı Devleti döneminde ise ipekböcekçiliği, özellikle Bursa ve çevresinde yoğunlaşarak önemli bir üretim kolu hâline gelmiş, zamanla Sakarya ve çevresine de yayılmıştır. Kurulan eğitim kurumları, harir mektepleri ve üretim çiftlikleri sayesinde ipekböcekçiliği bilimsel yöntemlerle desteklenmiş, üretim kalitesi ve verimliliği artırılmıştır.
Bulunduğu coğrafi konum nedeniyle tarih boyunca önemli ulaşım ve ticaret yolları üzerinde yer alan Adapazarı, 19. yüzyılın sonlarından itibaren İstanbul’u Anadolu’ya bağlayan demiryolu hattı sayesinde ekonomik açıdan hızlı bir gelişim göstermiştir. Bu dönemde Ermeni tüccarlar, Adapazarı’nın ticari yaşamında önemli bir rol üstlenmiştir. Çevre köylerde yaygın olarak yapılan ipekböcekçiliği, kentte ipekli kumaş dokumacılığının gelişmesine ve ipek ticaretinin canlanmasına önemli katkı sağlamıştır.
Bunun yanı sıra deri işçiliği, ayakkabıcılık, tuğla ve kiremit üretimi, sarraflık ile demircilik gibi çeşitli zanaat ve ticaret kollarında da gayrimüslim nüfus etkin bir şekilde faaliyet göstermiştir. Bu üretim ve ticaret faaliyetleri, Adapazarı’nın Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde bölgenin önemli ekonomik merkezlerinden biri hâline gelmesinde belirleyici rol oynamıştır.
Osmanlı Döneminde İpek Fabrikaları
20 Aralık 1881 tarihinde kurulan Düyûn-ı Umûmiye İdaresi’nin Adapazarı’nda bir temsilciliği bulunmakta ve faaliyetlerini kendisine ait binada yürütmekteydi. 1895 yılında mevcut binanın yeniden inşa edilmesi gündeme gelince, çalışmaların başlatılması amacıyla Maliye Nezareti ile Şûrâ-yı Devlet arasında resmî yazışmalar gerçekleştirildi. Bu süreçte Düyûn-ı Umûmiye’nin Adapazarı şubesi ile yerel yönetim arasında iş birliği sağlandı.
Dâhiliye Nezareti’nin 22 Şubat 1911 tarihli yazışmasına göre, Adapazarı’nda yapımı durdurulan Koza Mizanı (Koza Tartısı) binasının, Düyûn-ı Umûmiye İdaresi ile yerel yönetim tarafından ortaklaşa tamamlanmasına karar verilmiştir. Daha sonraki süreçte ise Adapazarı Düyûn-ı Umûmiye İdaresi ile ipek imalatçıları arasında, ipek kozasından alınan aşar vergisindeki fire oranlarının hesaplanmasına ilişkin görüş ayrılıkları yaşanmıştır. 8 Mayıs 1913 tarihli bir belgeden anlaşıldığı üzere, ortaya çıkan fire farkı nedeniyle Düyûn-ı Umûmiye İdaresi, Adapazarı harir fabrikalarında Kânunusani ayında yapılması planlanan denetimi nisan ayına çekmiştir. İdare, söz konusu denetimin herhangi bir engellemeyle karşılaşmaması hususunda fabrikatörleri uyarmıştır.
Osmanlı Devleti’nde ipek üretimi; ipekböceği yetiştiriciliğiyle koza elde edilmesi, kozalardan ipek lifinin çekilerek işlenebilir hâle getirilmesi ve son aşamada dokuma tezgâhlarında çeşitli ürünlere dönüştürülmesi olmak üzere üç temel süreçten oluşmaktaydı. Bu yönüyle ipek, yalnızca değerli bir ticaret ürünü değil, aynı zamanda devlet ekonomisine önemli katkı sağlayan stratejik bir üretim alanıydı. Klasik Osmanlı döneminde ipeğin en yaygın kullanım alanını dokumacılık oluşturmuştur. Özellikle XVI. yüzyılda Bursa, ipek üretimi ve dokumacılığıyla özdeşleşmiş; burada faaliyet gösteren zanaatkârlar yüksek kaliteli ipekli kumaşlar üretmiştir. Bunun yanı sıra İran’dan getirilen ham ipek, Anadolu üzerindeki İpek Yolu güzergâhında bulunan şehirlerin önemli ticaret merkezlerine dönüşmesinde etkili olmuştur.
Patrikhane kayıtlarına göre İzmit Sancağı’nda yaşayan Rum Ortodoks nüfus, 1914 yılı itibarıyla önemli bir ekonomik ve sosyal varlık göstermekteydi. Aynı yılın nüfus kayıtlarında İzmit Metropolitliği sınırları içerisindeki toplam nüfus 325.153 kişi olarak belirtilirken, Rum nüfusunun 40.048 kişi olduğu kaydedilmiştir. Rum nüfusun önemli bir bölümü Yalova, Adapazarı ve Geyve çevresinde yaşamaktaydı.
Adapazarı ve çevresindeki yerel sanayi, bölgenin ekonomik ve sosyal gelişiminde belirleyici bir rol üstlenmiştir. İpekböcekçiliği, keten ve pamuklu dokumacılık başta olmak üzere birçok üretim kolu bu dönemde gelişme göstermiştir. Özellikle Rum nüfusun yoğun olarak yaşadığı Serdivan, ipekböcekçiliğinin önemli merkezlerinden biri hâline gelmiştir. Bölgede yaşayan birçok Rum ailesi dut bahçelerine sahip olup bu bahçelerde ipekböceği yetiştiriciliği yapmaktaydı. Bunun yanında şarap üretimi de bölgenin önemli ekonomik faaliyetlerinden biri olarak öne çıkmıştır.
19. yüzyılın sonlarında demiryolunun Adapazarı’na ulaşması, bölgenin ticari hayatını önemli ölçüde canlandırmıştır. Geyve’de pamuk ve ipek üretimiyle uğraşan Rum üreticiler, demiryolu sayesinde ürünlerini daha geniş pazarlara ulaştırma imkânı bulmuştur. Adapazarı ise bölgenin en önemli ticaret merkezlerinden biri hâline gelmiş; Rum nüfus yalnızca tarım, ticaret ve zanaatkârlık alanlarında değil, doktorluk, öğretmenlik ve avukatlık gibi meslek gruplarında da etkin rol üstlenmiştir.
1912-1914 Yıllarında İpekçilik Sektöründe Faaliyet Gösteren Meslek Grupları
| Sektör | 1912 | 1913 | 1914 |
|---|---|---|---|
| İpek Eğiricileri | 1 (O) | – | – |
| İpekböceği Tohumcuları | 1 | 1 | 1 |
| Koza Tüccarları | – | – | – |
| Gayrimüslim Koza Tüccarları | 17 | 16 | 16 |
O: Ortak.
Tablodaki veriler, 1912-1914 yılları arasında koza ticareti ve ipek sektöründe özellikle gayrimüslim nüfusun etkin olduğunu göstermektedir. Müslüman nüfusun ise daha çok ipek eğirme ve ipekböceği tohumu üretimi alanlarında faaliyet gösterdiği anlaşılmaktadır.
Adapazarı kazasının bağlı bulunduğu İzmit Sancağı, ipek üretimi ve işlenmesi bakımından Bursa ve Bilecik’in ardından üçüncü sırada yer almaktaydı. 1880 yılı kayıtlarına göre sancak genelinde; İzmit’te 4, Adapazarı’nda 2, Sapanca’da 2, Akyazı’da 4, Hendek’te 12 ve Geyve’de 7 olmak üzere toplam 31 ipek fabrikası faaliyet göstermekteydi. Bunların yanı sıra sancakta yaklaşık 2.000 küçük ölçekli dokuma atölyesi bulunmaktaydı.
Adapazarı’nda üretilen ketenli dokumalar başta İzmit ve İstanbul olmak üzere çevre şehirlere gönderilerek önemli bir ekonomik gelir sağlamaktaydı. XIX. yüzyılın sonlarında kentte yılda yaklaşık 400.000 parça ketenli kumaş dokunduğu bilinmektedir.
Adapazarı ve çevresi, sahip olduğu ekonomik potansiyel nedeniyle yalnızca yerli girişimcilerin değil, yabancı yatırımcıların da ilgisini çekmiştir. Rum, Ermeni ve Musevi topluluklarının yanı sıra Bulgar girişimciler de bölgedeki ekonomik faaliyetlerde yer almıştır. Düyûn-ı Umûmiye müfettişlerinden De Budsky, Arifiye’de büyük bir çiftlik satın alarak tarımsal üretime yatırım yapmış; İngiliz girişimci Thomson ise aynı bölgede modern bir yağhane kurmuştur.
Birinci Dünya Savaşı öncesine ait istatistikî verilere göre Adapazarı’nda 51 mahallede 5.681 mesken, 1.280 dükkân, 2 sanathane, 25 böcekhane, 4 değirmen, 3 ipek fabrikası, 5 kiremithane, 10 otel ve 19 han bulunmaktaydı. Bu veriler, Adapazarı’nın savaş öncesi dönemde yalnızca tarımsal üretim merkezi değil, aynı zamanda sanayi ve ticaret bakımından da gelişmiş bir şehir olduğunu göstermektedir.
Cumhuriyet Döneminde İpekböcekçiliği
Cumhuriyet’in ilk yıllarında tarımsal üretimin artırılması amacıyla çeşitli destek politikaları uygulanmıştır. Bu politikaların başında, çiftçilerin zirai krediye erişiminin kolaylaştırılması ve kooperatifleşmenin teşvik edilmesi gelmektedir. Tarımsal kredi ve kooperatifleşme alanında atılan en önemli adımlardan biri, 1 Haziran 1929 tarihinde kabul edilen 1470 sayılı Zirai Kredi Kooperatifleri Kanunu olmuştur. Söz konusu kanunla birlikte tarım kredi kooperatiflerinin kurulması teşvik edilmiş, üreticilerin finansman olanakları güçlendirilerek tarımsal üretimin sürdürülebilirliği desteklenmiştir.
Cumhuriyet yönetimi, tarımsal üretimin geliştirilmesinde eğitimi de öncelikli alanlardan biri olarak değerlendirmiştir. Bu kapsamda tohum ıslahı ve deneme istasyonları; 1920 yılında İstanbul-Yeşilköy’de, 1925 yılında Eskişehir’de, 1928 yılında Ankara’da ve 1929 yılında Adapazarı’nda kurulmuştur. Bu istasyonlar, modern tarım tekniklerinin yaygınlaştırılması ve nitelikli tohum üretiminin artırılması bakımından önemli görevler üstlenmiştir.
1926 yılında yayımlanan Türk Ticaret Salnâmesi‘ne göre Adapazarı’nda faaliyet gösteren koza tüccarları ve iş yerleri şu şekilde kayıt altına alınmıştır:
- Diyarbekirlizadeler – Tahıl Pazarı
- Hafız Nasrullah Efendi – Çıra Pazarı
- Sipahizade Hamid Bey – Ağa Camii
- Arabzade Seyid Efendi – Soğan Pazarı
1926-1927 yılına ait Türkiye Cumhuriyeti Devlet Salnâmesi’nde, Adapazarı kazasında bir adet koza filatür fabrikasının bulunduğu belirtilmektedir.
Cumhuriyet döneminde Adapazarı’nın en önemli ipek işletmelerinden biri Cevat Adapazarlı Koza Fabrikası olmuştur. 1932 yılında kurulan fabrika, yılda 180-200 bin kilogram yaş koza işleme kapasitesine sahipti. Yetmiş altı çarklı tezgâhlarla donatılan tesiste, 7 ve 12 HP gücünde, maden kömürüyle çalışan motorlar kullanılmakta; günde yaklaşık 100-150 işçi istihdam edilmekteydi.
Bir diğer önemli tesis ise Nasrullah Biler Koza Fabrikası idi. Gazhane Sokağı’nda bulunan fabrika, kırk çarklı tezgâhları ve 3 HP gücündeki kömürle çalışan motoruyla yılda 60-80 bin kilogram yaş koza işleyebilmekteydi. Tesiste günlük 50-80 işçi çalışmaktaydı. Cumhuriyet döneminin ipek sanayisine önemli katkılar sağlayan bu iki fabrika günümüzde faaliyet göstermemektedir.
Sakarya, sahip olduğu coğrafi konum, uygun iklim koşulları ve verimli toprakları sayesinde Cumhuriyet döneminde de Türkiye’nin önemli ipekböcekçiliği merkezlerinden biri olmayı sürdürmüştür. Bölgenin ılıman iklimi ve dut ağacı yetiştiriciliğine elverişli doğal yapısı, ipekböceği üretiminin gelişmesine önemli katkı sağlamıştır. İpek üretimi; tarım, sanayi ve ticaret alanlarında ekonomik değer oluştururken, Sakarya’nın sosyoekonomik kalkınmasına da önemli ölçüde destek vermiştir. Cumhuriyet’in ilanından sonra modern üretim tekniklerinin uygulanmasıyla birlikte ipekböcekçiliği daha planlı ve verimli bir yapıya kavuşmuştur. Günümüzde de Sakarya, Türkiye’nin önemli ipek üretim merkezlerinden biri olma özelliğini sürdürmektedir.
Tarım Bakanı Şevket Raşit Hatipoğlu’nun görev yaptığı dönemde tarım sektörünün geliştirilmesine yönelik önemli uygulamalar hayata geçirilmiştir. Ziraat odalarının yaygınlaştırılması, üreticilerin kredi olanaklarının artırılması, ipekçilik istasyonlarının kurulması, zirai sigorta uygulamalarının geliştirilmesi, soya üretiminin teşvik edilmesi, meyvecilik alanında elma kurutma fabrikalarının kurulması ve fidanlıkların halkın hizmetine açılması bu çalışmalar arasında yer almaktadır. Ayrıca İzmir Enternasyonal Fuarı bünyesinde Tarım Pavyonu’nun oluşturulması, Türk tarımının tanıtımı açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirilmektedir. Hatipoğlu’nun öncülüğünde gerçekleştirilen bu uygulamalar, üreticilerin refah düzeyinin artırılmasına ve Cumhuriyet döneminde tarım sektörünün kurumsallaşmasına önemli katkılar sağlamıştır.
Cumhuriyet döneminde ipekböcekçiliğinden elde edilen yaş koza üretimi, aile ekonomilerine önemli ölçüde katkı sağlamış; bunun yanında ipek işleme ve dokuma sanayisinin gelişmesine de zemin hazırlamıştır. Başta Bursa olmak üzere Söğüt, Osmaneli ve Adapazarı’nda kurulan filatür fabrikaları ile dokuma tezgâhları, binlerce kişiye istihdam sağlayarak bölgesel kalkınmanın desteklenmesinde önemli rol oynamıştır. Bu yönüyle ipekböcekçiliği, yalnızca tarımsal bir faaliyet değil; sanayi, ticaret ve istihdam boyutlarıyla Cumhuriyet ekonomisinin gelişimine katkı sağlayan stratejik üretim alanlarından biri olmuştur.
Günümüzde Sakarya’da İpekböcekçiliği
Sakarya’da ipekböcekçiliği günümüzde de tarım ve hayvancılıkla uğraşan birçok aile için önemli bir ek gelir kaynağı olmayı sürdürmektedir. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından sağlanan destekler ile çeşitli eğitim programları, geleneksel ipekböcekçiliğinin yeniden canlandırılmasını ve üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanmasını amaçlamaktadır.
İpekböcekçiliği yalnızca ekonomik bir faaliyet olmayıp, aynı zamanda Sakarya’nın kültürel mirasının önemli unsurlarından biridir. Geleneksel ipek dokumacılığı ve buna bağlı el sanatları, bölgenin tarihî kimliğini günümüze taşıyan değerler arasında yer almaktadır. Tarihî birikimin modern üretim teknikleriyle buluşması, Sakarya’nın ipekböcekçiliği potansiyelini korumasına ve kırsal kalkınmaya katkı sunmasına olanak sağlamaktadır.
Türkiye’de yaş koza satışları, üreticilerin haklarının korunması ve fiyat istikrarının sağlanması amacıyla büyük ölçüde koza borsaları aracılığıyla gerçekleştirilmektedir. Bazı bölgelerde ise satış işlemleri belediyeler veya ticaret odaları bünyesinde kurulan koza mizanlarında yürütülmektedir. Bursa, Bilecik, İzmit, Adapazarı, Edirne, Antalya, Diyarbakır, Elâzığ, Amasya ve Denizli, Türkiye’nin başlıca koza satış merkezleri arasında yer almaktadır. Buna karşılık Ödemiş, Tire, Aydın, Muğla, Alanya, Milas, Osmaniye, Biga, Gönen, Osmaneli ve Söğüt gibi merkezlerde satışlar daha serbest piyasa koşullarında gerçekleştirildiğinden, üreticiler zaman zaman fiyat ve tartı konusunda dezavantaj yaşayabilmektedir. Bu nedenle koza satışlarının belediyeler ve ticaret odalarının denetiminde, standart ölçüler esas alınarak gerçekleştirilmesi üreticilerin haklarının korunması açısından önem taşımaktadır.
İpekböceğinin Gelişim Evreleri
Sakarya’da yetiştirilen ipekböceğinin yaşam döngüsü ve üretim süreci aşağıdaki temel aşamalardan oluşmaktadır:
Yumurtaların Üretimi ve Saklanması:
İpekböceği yumurtaları uygun sıcaklık ve nem koşullarında muhafaza edilir. Yumurtalar genellikle kış aylarında soğuk hava depolarında saklanır ve ilkbaharda kontrollü ortamlarda kuluçkaya alınır.
Besleme Dönemi:
Larvalar yalnızca dut yapraklarıyla beslenir. Besleme süresince taze ve temiz dut yaprakları düzenli olarak verilerek böceklerin sağlıklı gelişimi sağlanır.
Koza Oluşturma:
Gelişimini tamamlayan ipekböcekleri, koza örmeleri için çalı dalları veya özel olarak hazırlanan çerçevelere bırakılır. Elde edilen kozaların kalitesi, böceklerin beslenme koşulları ve yetiştirme ortamına bağlı olarak değişmektedir.
Koza Hasadı:
Kozalar olgunlaştıktan sonra dikkatli bir şekilde toplanarak ipek lifinin elde edilmesine uygun hâle getirilir.
İpek Lifinin Elde Edilmesi:
Toplanan kozalar sıcak su içerisinde yumuşatılır. Daha sonra lifler dikkatlice çözülerek kesintisiz ipek ipliği elde edilir.
İplik Üretimi ve Boyama:
Elde edilen ipek lifleri eğrilerek iplik hâline getirilir. İplikler kullanım amacına göre doğal veya sentetik boyalarla renklendirilir.
Dokuma ve Ürün Üretimi:
Hazırlanan ipek iplikleri geleneksel dokuma tezgâhlarında ya da modern tekstil makinelerinde dokunarak kumaşa dönüştürülür. Bu kumaşlardan çeşitli tekstil ve el sanatları ürünleri üretilmektedir.
Sakarya’da Uygulanan İpekböcekçiliği Teknikleri
Sakarya’da ipekböcekçiliğinde geleneksel üretim yöntemleri ile modern tarım teknolojileri birlikte uygulanmaktadır.
Geleneksel Yöntemler
Geleneksel üretimde ipekböcekleri aile işletmeleri veya küçük ölçekli üretim alanlarında yetiştirilmektedir. Besleme sürecinde dut yaprakları temel besin kaynağını oluştururken, yetiştirme ortamının sıcaklık ve nem değerleri dikkatle takip edilmektedir. Koza olgunluğuna ulaştığında hasat işlemi el işçiliğiyle gerçekleştirilmekte, ardından kozalar sıcak suya alınarak ipek lifleri elde edilmektedir.
Modern Yöntemler
Günümüzde üreticiler, iklim koşullarını daha etkin kontrol edebilmek amacıyla sera sistemlerinden yararlanabilmektedir. Otomatik sıcaklık ve nem kontrol sistemleri ile düzenli besleme uygulamaları üretim verimini artırmaktadır. Ayrıca daha kaliteli koza üreten ve hastalıklara dayanıklı ipekböceği ırklarının geliştirilmesine yönelik genetik ıslah çalışmaları da yürütülmektedir.
Destekleyici Uygulamalar
İpekböcekçiliğinin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığı ile ilgili kurumlar tarafından üreticilere eğitim ve danışmanlık hizmetleri verilmektedir. Modern yetiştiricilik teknikleri, hastalıklarla mücadele yöntemleri ve iyi tarım uygulamaları konusunda düzenlenen eğitimler sayesinde üretim kalitesinin artırılması hedeflenmektedir. Bunun yanında üreticilere yönelik hibe ve destek programlarıyla yeni tesislerin kurulması, ekipman temini ve üretim kapasitesinin geliştirilmesi teşvik edilmektedir.
Bu uygulamalar sayesinde Sakarya’da ipekböcekçiliğinin tarihî mirasının korunması, üretimin sürdürülebilir hâle getirilmesi ve kırsal kalkınmanın desteklenmesi amaçlanmaktadır.
Kaynakça
Annuaire Oriental: Commerce, Industrie, Administration, Magistrature de L’Empire Ottoman. (1912).
Annuaire Oriental: Commerce, Industrie, Administration, Magistrature de L’Empire Ottoman. (1913).
Annuaire Oriental: Commerce, Industrie, Administration, Magistrature de L’Orient. (1914).
Büyük Ticaret Salnâmesi. (1928).
Çihangir, Ç. K. (t.y.). İkinci Meşrutiyet’ten Millî Mücadele’ye Anadolu’da sosyo-ekonomik ve kültürel boyutlarıyla Rum örgütlenmeleri (1908-1922) (Yayımlanmamış doktora tezi).
Çolak, M. (2002). Cumhuriyet döneminde Muğla’da ipekböcekçiliği ve ipekli dokumacılık. Muğla Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, (8).
Davulcu, M. (2018). Alanya yöresinde ipek ve ipekböcekçiliği kültürü üzerine halkbilimsel bir inceleme. Uluslararası Folklor Akademi Dergisi, 1(3).
Günay, B. (2021). Türk siyasi hayatında Şevket Raşit Hatipoğlu (Yayımlanmamış yüksek lisans tezi). Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
Karpat, K. H. (2010). Osmanlı nüfusu 1830-1914 (B. Tırnakçı, Çev.). Timaş Yayınları.
Kayıran, M. (2021). Türkiye’nin tarım politikaları (1918-1938). Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 12(1).
Memâlik-i Osmâniyye’nin 1329 Ziraat İstatistikleri. (t.y.).
Memâlik-i Osmaniye Ceb Atlası. (t.y.).
Narin, R. (2015). Ada’dan Pazar’a Sakarya. Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Yayınları.
Türkiye Büyük Millet Meclisi. (1943). TBMM Zabıt Ceridesi (Devre VII, İçtima I, Cilt 2, 29. İnikat, 27 Mayıs 1943, ss. 293-297).
Tarihi Coğrafya Bakımından Az Bilinen Bir Kaynak: Anadolu İstatistikî, İktisadî, Askerî, Coğrafya (Cilt 1). (t.y.).
Türkiye Cumhuriyeti Devlet Salnâmesi (1926-1927). (1927). Matbuat Müdüriyet-i Umumiyesi.
Yıldırım, M. A. (2013). Osmanlı’da ipekböcekçiliği eğitimi: Bursa Harir Dârüttalimi ve Dârülharirlerin açılması. Turkish Studies (Electronic Turkish Studies).
Yurtoğlu, N. (2017). Cumhuriyet döneminde Türkiye’de ipek böcekçiliği (1923-1950). Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi, 17(34), 159-189.
