Sakarya Kaleleri
1. BİRİNCİ BÖLÜM
1.1. Sakarya İlinin Tarihi:
Sakarya bölgesi, antik dönemdeki adıyla Bithynia, Geç Roma'dan Bizans İmparatorluğu'nun çöküşüne kadar Konstantinopolis (İstanbul) için hem askeri güzergahların kesişim noktası hem de doğudan gelen istilalara karşı kritik bir tampon bölge ve savunma hattı olarak stratejik önemini korumuştur. İmparatorluğun başkentini doğuya bağlayan ana yolların buradan geçmesi, bölgeyi hem imparatorluk orduları için vazgeçilmez bir lojistik merkez hem de düşman akınları için doğal bir hedef haline getirmiştir.
Bölgenin tarihsel gelişimine bakıldığında, yerleşim dokusunda coğrafi koşulların belirleyici olduğu görülür. Günümüzde ilin merkezi olan Adapazarı Ovası (Akova), Sakarya Nehri'nin sık sık taşması ve arazinin bataklık yapısı nedeniyle büyük ve kalıcı yerleşimlere sahne olamamıştır. Buna karşılık, güneyde yer alan Pamukova Ovası'nda Roma dönemine ait yerleşim izlerine rastlanması, bu alanın daha istikrarlı bir yerleşim profiline sahip olduğunu göstermektedir.
Bölgedeki savunma yapılarının inşası, belirli tehdit dönemleriyle doğrudan ilişkilidir ve üç ana evrede incelenebilir:
Erken Dönem (III. Yüzyıl): III. yüzyıldaki Got akınları, Roma İmparatorluğu'nun barış (Pax Romana) dönemini sona erdirmiş ve Anadolu'da kale inşasını bir zorunluluk haline getirmiştir. Paşalar Kalesi'nin en alt katmanlarında tespit edilen kiklopik duvar izleri, bu erken döneme ait olası bir istihkam çalışmasına işaret etmektedir.
Orta Bizans Dönemi (VII. Yüzyıl): VII. yüzyılda başlayan yoğun Pers ve ardından Arap akınları, bölgenin stratejik önemini zirveye taşımıştır. Konstantinopolis'i hedef alan bu akınlar, Sakarya hattını başkentin ilk savunma siperi haline getirmiştir. Bu tehdit, bölgede sistemli bir kale inşasını tetiklemiş ve Bizans'ın askeri-idari yapısını yeniden şekillendiren Thema sisteminin (bölge, Opsikion Theması içinde yer almıştır) kurulmasında kilit bir rol oynamıştır. Paşalar Kalesi'ndeki devşirme (spolia) malzeme kullanılarak inşa edilen görkemli duvarlar, bu dönemin en belirgin mimari kanıtıdır.
Geç Bizans Dönemi (XI-XIII. Yüzyıllar): 1071 Malazgirt Savaşı sonrası Selçuklu Türklerinin Anadolu'ya akınları, Sakarya Nehri'ni Bizans'ın fiili doğu sınırı haline getirmiştir. İmparatorluk, bu son toprak parçasını korumak için yoğun bir askeri faaliyete girişmiştir. Nitekim 1095'te İmparator I. Aleksios, bir Türk saldırısına karşı ileri karakol ve siper oluşturmak amacıyla Sapanca Gölü’nün doğusunda bir kale inşa ettirmiştir. Bu çabalar, İmparator Manuel Komnenos'un (XII. yüzyıl) mevcut kaleleri onarma ve yenilerini inşa etme faaliyetleriyle devam etmiştir. Asıl sistematik tahkimat ise XIII. yüzyılda, İmparator Michael Palailogos ve halefleri tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu dönemde inşa edilen kaleler, Sakarya Nehri'ni doğal bir hendek olarak kullanarak, Bizans'ın son büyük savunma ağını meydana getirmiştir.
2. İKİNCİ BÖLÜM: MALAGİNA BÖLGESİ VE MALAGİNA / METABOLE KALESİ
Malagina bölgesi, Bizans İmparatorluğu'nun askeri ve idari yapısında merkezi bir rol oynamıştır. Burası, imparatorluk ordularının doğu seferleri için ana toplanma ve hazırlık merkezi olan aplekta'ların ilkiydi. Aynı zamanda, ordunun lojistik gücünün temelini oluşturan imparatorluk ahırlarının merkezi olarak hizmet veriyordu. Bu çifte işlev, Malagina'yı hem stratejik bir varlık hem de düşman saldırıları için cazip bir hedef haline getirmiştir.
2.1. Malagina Bölgesi’nin Konumu ve Tarihçesi:
Konstantinos Porphyrogenetos gibi Bizans tarihçileri ve İbn Hurdadbih gibi Arap coğrafyacıların kayıtları, Malagina'nın tarihini ve işlevini aydınlatmaktadır. Kaynaklar, bölgenin VII. yüzyıldan itibaren önemli bir askeri üs olduğunu, Arap akınları sırasında sıkça hedef alındığını ve imparatorluk atlarının burada barındırıldığını doğrular. Bölge, Norman komutanı Roussel de Bailleul gibi isyancılar için de stratejik bir üs olmuştur. Zamanla askeri öneminin yanı sıra idari ve dini bir merkez haline gelmiş, XII. yüzyılda piskoposluk, Laskarisler döneminde ise kısa süreliğine metropolitlik statüsüne yükseltilmiştir.
Tarihsel metinlerde yer alan coğrafi ipuçları, bölgenin modern konumunun tespit edilmesinde kilit rol oynamıştır. Malagina'nın Nicaea'ya (İznik) yakınlığı, imparatorluk ordularını ve atlarını barındıracak genişlikte otlaklara sahip olması ve Sophon (Sapanca) Dağı'nın eteklerinde yer alması gibi veriler, bölgenin günümüzdeki Pamukova Ovası ile örtüştüğünü kesin olarak ortaya koymaktadır.
2.2. Malagina/Metabole Kalesi
1. Coğrafi Konum ve Stratejik Değer: Malagina Kalesi, Geyve Boğazı'nın güney çıkışında, Sakarya Nehri'nin suladığı verimli ovanın stratejik bir noktasında konumlanmıştır. Kale, Konstantinopolis'ten (İstanbul) başlayıp İznik üzerinden Anadolu içlerine (Eskişehir/Ankara) uzanan ana askerî yolun üzerinde yer alır. Bölgenin geniş meralara ve su kaynaklarına sahip olması, burayı Bizans orduları için at yetiştirme, mühimmat depolama ve asker toplama merkezi haline getirmiştir. Boğazın daraldığı ve nehrin kontrol altına alındığı bu nokta, Anadolu’dan gelecek saldırılara karşı başkentin "ilk büyük savunma kapısı" kabul edilmiştir.
2. Tarihsel Kimlik ve Dönemsel Analiz: Kalenin tarihsel süreci imparatorluk tarihiyle paralel gelişim göstermiştir. İlk olarak VII. yüzyılda Arap akınlarına karşı bir durak olarak önem kazanan bölge, XI. yüzyılda İmparator I. Manuel Komnenos tarafından "Metabole" adıyla yeniden inşa edilerek devasa bir kaleye dönüştürülmüştür. Bizans kaynaklarında, imparatorların doğu seferine çıkarken ordularını burada denetlediği ve hazırlıklarını tamamladığı en büyük askerî kamplardan biri olarak geçer.
2.1.Türk Akınları ve Fetih: 1204’teki Haçlı işgali sonrası İznik İmparatorluğu'nun savunma kalesi olmuştur. 1300'lerin başında Osmanlı kuvvetleri tarafından fethedilerek stratejik önemi Türk idaresine geçmiştir.
3. Mimari Özellikler: Malagina, bölgedeki diğer "karakol" tipi kalelerden çok daha büyük ve karmaşık bir yapıya sahiptir. Kale, geniş bir iç kale (akropol) ve onu çevreleyen dış surlardan oluşmaktadır. Yapılan araştırmalar, kalenin çevresinde sivil yerleşim alanları ve büyük ahır komplekslerinin de bulunduğuna işaret eder. Duvar inşasında Geç Roma dönemi devşirme malzemeleri, kireç harcı ve tuğla sıraları kullanılmıştır. Bazı bölümlerde Bizans askerî mimarisinin karakteristik özelliği olan "gizli tuğla" veya "tuğla şerit" tekniği gözlemlenmektedir. Kalenin kuşatmalara karşı dayanıklı olmasını sağlayan gelişmiş sarnıç ve su kanalı sistemleri mevcuttur.
4. Güncel Durum ve Koruma Sorunları: Malagina Kalesi kalıntıları, bugün büyük ölçüde tahrip olmuş ve doğa tarafından örtülmüş durumdadır. Modern tarım uygulamaları ve bölgeden geçen ulaşım hatları (karayolu ve demiryolu), kalenin dış surlarının büyük bir kısmını ortadan kaldırmıştır. Alanın büyük bir bölümü tescilli sit alanı statüsündedir, ancak defineci faaliyetleri ve erozyon mimari dokuyu tehdit etmeye devam etmektedir. Clive Foss tarafından yapılan yüzey araştırmaları kalenin yerini kesinleştirmiş olsa da, bölgede henüz geniş kapsamlı bir arkeolojik kazı yapılmamıştır.
Kaynakça
- Foss, C. (1990). Byzantine Malagina and the lower Sangarius. Anatolian Studies, 40, 161–183.
- Foss, C., & Winfield, D. (1986). Byzantine fortifications: An introduction. University of South Africa.
- Sakarya Şehir Hafızası. (2024, 8 Kasım). Askeri Mimari: Sakarya Kaleleri. https://sehirhafizasi.sakarya.edu.tr/askeri-mimari/
- Şahin, S. (1987). Katalog der antiken Inschriften des Museums von Iznik (Nikaia) II.3. Bonn.
- Yıldırım, F. (2004). Sakarya Kaleleri. Adapazarı: Adapazarı Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı Yayınları (Yayın No: 9).
2.2.1. Mekece Kalesi
1. Coğrafi Konum ve Kuruluş Süreci: Mekece, Sakarya il merkezine 43 km, Pamukova ilçesine ise yaklaşık 13 km mesafededir. Mekece Kalesi, Sakarya Nehri’nin güneyinde, İznik ile Orta Anadolu arasındaki doğal geçit yollarının kesişim noktasına yakın bir konumda yer almaktadır. Bölge, tarih boyunca doğu–batı doğrultusunda ilerleyen askerî ve ticari yollar açısından stratejik önem taşımıştır. Sakarya Havzası, özellikle Bizans döneminde imparatorluğun Anadolu içlerine uzanan askeri lojistik ağlarının önemli bir parçası hâline gelmiştir (Foss,1990). Kalenin konumu, yalnızca askerî savunmaya değil, aynı zamanda vadi kontrolüne, haberleşme hatlarının güvenliğine ve lojistik güzergâhların gözetimine uygun bir coğrafi nitelik taşımaktadır. Bu durum, Mekece Kalesi’nin yalnızca yerel bir savunma yapısı değil; daha geniş ölçekli bir sınır güvenliği sistemi içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.
Mekece Kalesi’nin inşa kitabesi bulunmadığından yapının kesin yapım tarihi bilinmemektedir. Ancak kalıntılar üzerinde yapılan morfolojik ve teknik gözlemler, kalenin Bizans İmparatorluğu’nun geç dönem savunma mimarisiyle güçlü benzerlikler taşıdığını ortaya koymaktadır (Yıldırım, 2004, ss. 43–45). Araştırmacılar, yapı tekniği (moloz taş kullanımı, harç oranı, duvar kalınlıkları) ve konum özellikleri üzerinden kaleyi büyük olasılıkla 11.–13. yüzyıllar arasına tarihlemektedir. Bu dönem, Bizans’ın Anadolu’daki savunma hatlarını güçlendirmeye çalıştığı ve Türk akınlarının yoğunlaştığı bir sürece tekabül etmektedir. Bazı araştırmacılar, bölgedeki benzer kalelerle yapılan karşılaştırmalar ışığında yapının Orta–Geç Bizans dönemine tarihlenebileceğini ileri sürmektedir. Ancak bu görüş, doğrudan arkeolojik kazı verilerinden değil, mimari tipolojiye dayalı yorumlardan hareketle geliştirilmiştir.
Kalenin kuruluş amacı şu başlıklar altında toplanabilir: Sakarya Vadisi boyunca ilerleyen yolların gözetimi. İznik ve çevresine uzanan geçitlerin güvenliğinin sağlanması. Askerî birlikler için geçici karakol ve erken uyarı noktası oluşturulması. Dolayısıyla Mekece Kalesi, Bizans’ın Anadolu iç savunma organizasyonu kapsamında inşa edilmiş bir sınır gözetleme ve savunma kalesi olarak değerlendirilir.
2. Bizans–Osmanlı Geçiş Süreci ve Askerî İşlev: 11-13.yüzyılları sonlarından itibaren Sakarya Havzası, Bizans ile yükselen Osmanlı Beyliği arasında yoğun askerî mücadelelere sahne olmuştur. Bölge, Osman Gazi döneminde gerçekleştirilen fetih hareketlerinin önemli güzergâhlarından biri hâline gelmiştir. Tarihsel kronikler doğrudan “Mekece Kalesi’nin fethi” hakkında ayrıntılı veri sunmamaktadır; ancak bölgenin 1300’lü yılların başında Osmanlı hâkimiyetine girdiği bilinmektedir. Bu bağlamda kale, ya doğrudan çatışmayla ele geçirilmiş ya da Bizans askerî varlığının geri çekilmesiyle işlevsiz hâle gelmiştir. Bu bağlamda kalenin Osmanlı hâkimiyetine ya fiilen ele geçirilerek ya da Bizans savunma sisteminin bölgeden çekilmesiyle birlikte işlevsizleşerek dâhil olmuş olabileceği ihtiyatla ifade edilebilir. Osmanlı dönemine ait kayıtlarda kalenin aktif bir askerî üs olarak kullanıldığına dair net bilgiler bulunmamaktadır. Bu durum, yapının Osmanlı döneminde stratejik önemini büyük ölçüde yitirdiğini ve zamanla terk edildiğini düşündürmektedir.
3. Mimari Özellikler ve Kalıntıların Teknik Analizi: Modern araştırmalar, Mekece Kalesi’nde günümüze ulaşan kalıntıların oldukça sınırlı olduğunu ortaya koymaktadır. Ancak mevcut duvar izleri üzerinden bazı mimarî özellikler tespit edilebilmektedir: Saha gözlemlerine göre duvar kalınlıkları yer yer 2–2,5 metreyi aşabildiğini göstermektedir (Yıldırım, 2004, ss:43 – 45) Duvar örgüsü, düzensiz moloz taş ve kireç harcıyla oluşturulmuştur. Yapı, arazinin doğal eğiminden faydalanacak şekilde konumlandırılmıştır. Benzer mimari özellikler dikkate alındığında Geç Bizans dönemine tarihlenebileceği ileri sürülmektedir. Bu özellikler, Bizans sınır kalelerinde yaygın olarak görülen savunma teknikleriyle uyumludur. Kalenin planı tam olarak ortaya çıkarılamamıştır; bu da sistematik arkeolojik kazı yapılmamış olmasının doğrudan ilişkilidir.
4. Modern Dönemde Mekece Kalesi Üzerine Yapılan Araştırmalar: Mekece Kalesi, modern akademik literatürde sınırlı sayıda çalışmada ele alınmıştır. İlk modern kayıtlar 19. yüzyıl sonlarına tarihlenmektedir. Asıl bilimsel değerlendirmeler ise 2000’li yıllarda yapılan yüksek lisans tezleri ve bölgesel tarih araştırmalarıyla derinlik kazanmıştır. Özellikle Fahri Yıldırım’ın Sakarya bölgesindeki kaleler üzerine yaptığı yüksek lisans tezi, Mekece Kalesi’nin literatüre sistematik biçimde dâhil edilmesi adına önemli çalışmalardan biri olmuştur. Bununla birlikte, yapı üzerinde bugüne kadar: Sistematik arkeolojik kazı. Strüktürel restorasyon. Ayrıntılı üç boyutlu plan çıkarımı gibi bilimsel çalışmalara ulaşılmamıştır. (Yıldırım, 2004, ss. 43–45)
Bugün Mekece Kalesi büyük ölçüde harap durumdadır. Tarım faaliyetleri, yerleşim alanlarının genişlemesi ve doğal aşınma sonucunda yapı kalıntıları ciddi şekilde zarar görmüştür.Bu durum, kalenin mevcut fiziksel kalıntılarının her geçen yıl daha da azalmasına yol açmaktadır. Dolayısıyla Mekece Kalesi, Sakarya Havzası’ndaki tahrip olma riski en yüksek tarihî yapılardan biri konumundadır.
Kaynakça
- Foss, C. (1990). Byzantine Malagina and the Lower Sangarius. Anatolian Studies, 40, 161–183.
- Yıldırım, F. (2003). Sakarya ilindeki Bizans dönemi kaleleri (Yayımlanmamış yüksek lisans tezi). Anadolu Üniversitesi, Eskişehir.
- Yıldırım, F. (2004). Sakarya kaleleri. Sakarya: Sakarya Büyükşehir Belediyesi Yayınları.
2.2.2. Paşalar Kalesi
1. Coğrafi Konum ve Stratejik Değer: Paşalar Kalesi, Sakarya ili Pamukova ilçesine bağlı Paşalar Köyü’nün yaklaşık 8 km kuzeybatısında, vadiye ve Sakarya Nehri’ne hakim sarp bir tepe üzerinde konumlanmıştır (Yıldırım, 2004, s. 25). Kale, antik dönemden itibaren stratejik bir öneme sahip olan ve İstanbul’u (Konstantinopolis) Anadolu’nun içlerine bağlayan ana askeri güzergâh üzerinde yer alır. Konumu itibarıyla, Sakarya Nehri’nin batı yakasındaki geçişleri kontrol altında tutmakta ve komşu Mekece Kalesi ile eşgüdümlü bir savunma hattı oluşturmaktadır (Foss, 1990, s. 162).
2. Tarihsel Kimlik ve Metabole Kalesi Tartışması: Kalenin tarihsel kimliği hakkındaki en güçlü akademik iddia, buranın Bizans kaynaklarında geçen Metabole Kalesi olduğudur. Malagina ve Metabole , Bizans ordularının Anadolu seferleri öncesinde toplandığı devasa lojistik üs olan Malagina bölgesinin güvenliği, bu kaleye emanet olduğudur (Yıldırım, 2004, s. 26). İmparatorluk Müdahalesi ile 1074 yılındaki Türk akınları sırasında tahrip olan kale, 1145 yılında Bizans İmparatoru Manuel Komnenos tarafından "Metabole" adıyla stratejik bir ihtiyaç üzerine yeniden inşa ettirilmiştir (Foss, 1990, s. 163). Clive Foss, bu ölçekteki bir yapının ve mimari detayların (mancınık platformu gibi) ancak merkezi bir imparatorluk kararıyla yapılabileceğini belirtmektedir (Foss & Winfield, 1986).
Paşalar Kalesi, Osmanlı Devleti’nin kuruluş aşamasında Sakarya Havzası’ndaki Bizans direncini kırmak adına kritik bir hedef olmuştur. Fetih planlarıyla birlikte Osman Gazi ve silah arkadaşları tarafından 14. yüzyılın başlarında (yaklaşık 1300'lü yılların ilk çeyreği) Mekece, Akhisar ve Geyve kaleleri ile birlikte Osmanlı topraklarına katılmıştır (Hammer, 2002).
2.1. Tarihçilerin Notları: Aşıkpaşazade ve Neşri gibi erken dönem Osmanlı tarihçileri, bu bölgenin fethini İznik ve Bursa yolunun emniyete alınması açısından büyük bir başarı olarak nitelendirir (Yıldırım, 2004, s. 12). Osmanlı döneminde kale bir süre daha askeri gözetleme noktası olarak işlev görmüş, ancak sınırların uzağında kalmasıyla zamanla terkedilmiştir.
3. Mimari ve Arkeolojik Veriler: Kalenin mimari yapısı, farklı inşa evrelerinin izlerini taşımaktadır:
3.1. Almaşık Teknik: Duvarlarda beşli ince tuğla sıraları ve düzenli kesme taşlardan oluşan tipik 12. yüzyıl Bizans savunma mimarisi görülmektedir (Foss, 1990, s. 171).
3.2. Mancınık Platformu: Kuzeydoğu köşesinde yer alan ve devasa bloklarla örülmüş olan platform, kalenin ağır savunma silahlarını taşımak üzere tasarlandığını kanıtlar. Bu özellik, yapıyı bölgedeki basit karakol kalelerinden (örneğin Mekece Kalesi) ayırarak bir "garnizon kalesi" statüsüne yükseltir (Yıldırım, 2004, s. 27).
3.3. Devşirme Malzeme ve Epigrafi: Kalenin inşasında bölgedeki Roma dönemine ait mezar taşları ve mimari parçalar (devşirme malzeme) yoğun olarak kullanılmıştır. Sencer Şahin tarafından yapılan çalışmalarda, bu taşlar üzerindeki Grekçe yazıtların bölgenin antik Roma idari yapısına ışık tuttuğu saptanmıştır (Şahin, 1987).
4. Güncel Durum ve Koruma Sorunları: Paşalar Kalesi günümüzde yoğun bitki örtüsü altında kalmış ve kaçak kazılar nedeniyle büyük zarar görmüştür. Mimari unsurların (tonozlar ve üst platformlar) bir kısmı çökmüş durumdadır (Yıldırım, 2004, s. 28).
2.2.3. Değerlendirme: Mekece ve Paşalar kaleleri karşılaştırıldığında, coğrafi konum, tarihsel anlatımlarla uyum ve mimari kanıtlar bütünüyle Paşalar Kalesi'nin tarihsel Metabole Kalesi olduğunu göstermektedir. Kale, Bizans'ın çöküşünden sonra Osmanlılar tarafından muhtemelen "Ak Hisar" adıyla anılmış, ancak bölgede güvenliğin sağlanması ve yerleşimin ovaya inmesiyle zamanla terk edilmiştir. Bu tezi güçlendiren en önemli kanıt, kaleye komşu Pamukova kasabasının eskiden "Sakarya Akhisar’ı" olarak adlandırılmasıdır; bu unvan, asla bir kaleye sahip olmamış bu ilçe için anlamsız olup, ismin tepedeki terk edilmiş kaleden ovadaki yeni yerleşime intikal ettiğini düşündürmektedir.
Kaynakça
- Aşıkpaşazade. (1332 AH). Tevârîh-i Âl-i Osman (Ali Bey Ed.). İstanbul.
- Foss, C. (1990). Byzantine Malagina and the lower Sangarius. Anatolian Studies, 40, 161–183.
- Foss, C., & Winfield, D. (1986). Byzantine fortifications: An introduction. Pretoria: University of South Africa.
- Hammer, J. V. (2002). Büyük Osmanlı tarihi (M. Ata, Çev.). İstanbul: Medya Ofset Yayınları.
- Şahin, S. (1987). Katalog der antiken inschriften des museums von Iznik (Nikaia) II. 3. Bonn: Habelt.
- Yıldırım, F. (2004). Sakarya kaleleri. Adapazarı: Adapazarı Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı Yayınları.
3. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: DİĞER KALELER
Sakarya savunma sistemi, tek bir büyük kaleden ziyade, stratejik geçitleri ve yolları kontrol etmek üzere konumlandırılmış bir kaleler ağından oluşmaktadır. Bu kaleler, bölgenin coğrafi yapısına uygun olarak iki ana grupta incelenebilir: Geyve Boğazı'nı kontrol edenler ve Adapazarı Ovası'nı (Akova) koruyanlar. Bu tahkimat ağı, Bizans'ın bölgedeki savunma stratejisinin derinliğini ve karmaşıklığını ortaya koymaktadır.
3.1. Geyve Boğazı Kaleleri
Geyve Boğazı, Sakarya Nehri'nin dar bir vadiye girdiği, hem askeri hem de ticari yollar için kritik bir geçiş noktasıydı. Bu boğaz, üç kale tarafından güneyden kuzeye doğru birbiriyle entegre bir şekilde korunmaktaydı.
Bağlarbaşı Kalesi
1. Coğrafi Konum ve Stratejik Değer: Bağlarbaşı Kalesi, Geyve ilçesinin yaklaşık 8 km kuzeybatısında, Yukarı Bağlarbaşı köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Kale, yaklaşık 180 metre yükseklikte, üç tarafı dik ve üçgen formundaki bir tepenin zirvesinde konumlanmıştır. Bu stratejik konum, kaleye Geyve Boğazı’nın tüm girişini gözlemleme imkânı veren geniş bir görüş açısı sağlamaktadır. Stratejik bağlamda kale, Konstantinopolis ve Nikomedia’dan gelip Sakarya Nehri boyunca güneye ilerleyen orduların kullandığı Kuzey Anadolu yolunun güvenliğini sağlamak amacıyla inşa edilmiştir. Geyve Boğazı’nın en dar ve geçit veren noktalarından birini kontrol etmesi, yapıyı bölgedeki askeri lojistik ağının kritik bir halkası yapmaktadır.
2. Tarihsel Kimlik ve Dönemsel Analiz: Bağlarbaşı Kalesi’nin kesin inşa tarihi hakkında yazılı belge bulunmamakla birlikte, mimari özellikleri yapıyı Bizans’ın son büyük savunma çabalarının bir ürünü olarak nitelendirmeyi mümkün kılmaktadır. Bizans’ın bölgedeki hâkimiyetinin sarsıldığı dönemlerde, bu kale Türk boylarının ilerleyişini yavaşlatmak için bir “siper” vazifesi görmüştür. Türklere ne zaman geçtiği kaynaklarda rastlanamamıştır. Kale, Sakarya Nehri’ni doğal bir hendek olarak kullanan ve Geyve Boğazı boyunca sıralanan üçlü kale grubunun (Bağlarbaşı, Çoban ve Adliye Kaleleri) güneydeki ilk temsilcisidir. Kalenin kaba duvar işçiliği, bölgedeki Mekece ve Adliye kaleleriyle benzerlik göstermekte; bu durum yapının Manuel Komnenos dönemi (1143-1180) veya Palaiologoslar dönemindeki (XIII. yüzyıl) tahkimat faaliyetleriyle ilişkili olduğunu düşündürmektedir.
3. Mimari Özellikler ve Mevcut Yapı Durumu: Kalenin mevcut kalıntıları üzerinde yapılan incelemeler, yapıyı tepenin topografyasına uyumlu bir şekilde inşa edildiğini ortaya koymaktadır. Sur duvarları ve malzeme yapımında yöresel kaba dikdörtgen kesimli taşlar kullanılmıştır. Duvar kalınlığı yaklaşık 160 cm olarak tespit edilmiştir. Harç yapısı; morumsu pembe renkte, sert ve bol miktarda mor taş parçası içeren çakıl katkılı bir özellik gösterir. Taşların birleşme noktalarında gri renkli sıva izleri ve duvar gövdesinde yaklaşık 15 cm çapında yuvarlak kiriş delikleri gözlenmektedir. Dikkat çekici bir özellik olarak, duvarlarda tuğla kullanımına rastlanmamıştır. Kalenin doğu yamacında, yaklaşık 2 metre yüksekliğinde, tek parça halinde uçuruma doğru yan yatmış yuvarlak bir burç kalıntısı günümüze ulaşabilmiş en somut mimari unsurdur.
4. Güncel Durum ve Koruma Sorunları: Bağlarbaşı Kalesi günümüzde harap durumdadır ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Tepenin batı ve kuzey bölümlerinde açılan yollar sur duvarlarının büyük bir kısmını tahrip etmiştir. Ayrıca kale sahası üzerinde yapılan tarımsal faaliyetler ve konut inşaatları, arkeolojik dokunun temel seviyesine inmesine neden olmuştur.
Kaynakça
- Aşıkpaşazade. (1332 AH). Tevârîh-i Âl-i Osman (Ali Bey Ed.). İstanbul.
- Foss, C. (1990). Byzantine Malagina and the lower Sangarius. Anatolian Studies, 40, 161–183.
- Foss, C., & Winfield, D. (1986). Byzantine fortifications: An introduction. University of South Africa.
- Şahin, S. (1987). Katalog der antiken Inschriften des Museums von Iznik (Nikaia) II.3. Bonn.
- Texier, C. (2002). Küçük Asya(Çev. Ali, Cilt 1). Ankara: Dokümantasyon ve Enformasyon Merkezi Yayınları.
- Yıldırım, F. (2004). Sakarya Kaleleri. Adapazarı: Adapazarı Büyükşehir Belediyesi Yayınları.
Çoban Kalesi / Boğazkesen
1. Coğrafi Konum ve Stratejik Değer: Çoban Kalesi, Geyve İlçesi Şerefiye Köyü yakınlarında, Adapazarı-Bilecik karayolunun (D-650) Boğazkesen mevkiinde bulunmaktadır. Kale, Sakarya Nehri ile karayolu arasındaki dar şeritte yer alarak boğazdan geçişi kontrol etmektedir. Stratejik açıdan kale, Konstantinopolis ve Nikomedia’dan gelerek Sakarya Nehri boyunca güneye, Anadolu içlerine ilerleyen orduların ve ticaret kervanlarının kullandığı ana rotanın güvenliğini sağlamaktadır. Geyve Boğazı'nın en kritik geçiş noktalarından birinde yer alması, yapıyı Bizans İmparatorluğu'nun Sakarya hattı savunma sisteminin ayrılmaz bir parçası haline getirmiştir.
2. Tarihsel Kimlik ve Dönemsel Analiz: Çoban Kalesi'ne dair tarihsel verilere üç şekilde ulaşılmaktadır.
2.1. Seyyah Kayıtları: Kaleye dair ilk yazılı bilgiler XVI. yüzyılda bölgeden geçen Evliya Çelebi’nin Seyahatname adlı kitabında yer almaktadır. Çelebi, kaleden ve çevresindeki efsanelerden bahsetmiş, ancak tanımlamaları günümüz kalıntılarıyla tam olarak örtüşmemektedir.
2.2. Araştırmacı Görüşleri: Clive Foss, kaleyi "Karacebiş" kalesi olarak tanımlamış ve yapının Osmanlı kayıtlarındaki stratejik mevkilerle olan ilişkisini incelemiştir.
2.3. Dönemlendirme: Yapı tekniği (tuğla şeritli duvar işçiliği) ve malzeme kullanımı açısından XII. yüzyılın sonlarına, özellikle Manuel Komnenos döneminde bölgede gerçekleştirilen güçlendirme faaliyetlerine tarihlenmektedir. Bazı kaynaklar ise temel yapısı itibariyle Geç Roma dönemine kadar uzandığını belirtmektedir.
3. Mimari Özellikler: Kalenin mimari yapısı, nehir boyundaki diğer Geç Roma ve Bizans kaleleriyle (örneğin Paşalar Kalesi) paralellik gösterir: Duvar inşasında tuğla ve kireç harcı kullanılmıştır. Özellikle tuğla şeritli duvar işçiliği dikkat çekicidir; bu özellik bölgedeki diğer küçük kalelerin çoğunda görülmemektedir. Yapı Unsurları olarak günümüze ulaşan en somut parça, tuğla ve kireç harç ile inşa edilmiş tonozlu bir bölümdür. İç kısımda tuğla kemer izleri ve mimari kalıntılar mevcuttur, ancak yapının büyük bölümü toprak dolgu ve bitki örtüsü altındadır. Bilgilere ek olarak geçmişte kalenin aşağısında, nehir üzerinde yer alan bir köprünün ayakları olduğu, kalenin bu köprünün ve yolun güvenliğini sağladığı kaydedilmiştir.
4. Güncel Durum ve Koruma Sorunları: Çoban Kalesi, günümüzde ciddi bir yok olma tehdidi altındadır. Doğal ve beşeri tahribat sonucu da rutubet, bitki örtüsü ve kaçak kazılar kalenin arkeolojik dokusuna zarar vermeye devam etmektedir. D-650 karayolunun genişletilmesi çalışmaları sırasında yapının önemli bir kısmı zarar görmüştür. Yakın dönemde bölgedeki HES (Hidroelektrik Santrali) çalışmaları ve kum ocağı faaliyetleri nedeniyle kale kalıntıları kum yığınları altında kalmıştır.
Kaynakça
- Altınova Belediyesi. (t.y.). Çoban Kale. https://altinova.bel.tr/tarihi-merkez/coban-kale/2
- Evliya Çelebi. (1896). Müntehabât-ı Evliya Çelebi. İstanbul.
- Foss, C. (1990). Byzantine Malagina and the lower Sangarius. Anatolian Studies, 40, 161–183.
- Geyve Medya. (2015, 15 Mart). Çobankale Tarihin Sayfalarına Gömüldü. https://geyvemedya.com/cobankale-tarihin-sayfalarina-gomuldu/
- Kültür Portalı. (2013, 25 Şubat). Kale Kalıntısı (Çoban Kale) - Sakarya. https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/sakarya/kulturenvanteri/kale-kalintisicoban-kale
- Sakarya Şehir Hafızası. (2024, 8 Kasım). Askeri Mimari. https://sehirhafizasi.sakarya.edu.tr/askeri-mimari/
- Vikipedi. (t.y.). Geyve Boğazı. https://tr.wikipedia.org/wiki/Geyve_Bo%C4%9Faz%C4%B1adresinden erişildi.
- Yıldırım, F. (2004). Sakarya Kaleleri. Adapazarı: Adapazarı Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı Yayınları.
Adliye Kalesi
1. Coğrafi Konum ve Stratejik Değer: Adliye Kalesi, Arifiye ilçesi Adliye Köyü’nün yaklaşık 1,5 km güneyinde yer almaktadır. Kalenin konumu coğrafi açıdan oldukça kritiktir. Yapının kuzeybatısından Adapazarı-İstanbul demiryolu hattı geçmekte; güney ve kuzeydoğu yönlerinden ise Sakarya Nehri kaleyi çevrelemektedir. Kale, Geyve Ovası ile Adapazarı Ovası arasındaki geçiş koridorunu (Geyve Boğazı) tam tepeden değil, nehir seviyesinde bir "yol karakolu" olarak kontrol etmektedir. Bu konumuyla, nehir boyunca uzanan savunma hattının (Sangarios Hattı) kuzeydeki kilit taşlarından biridir.
2. Tarihsel Kimlik ve Kullanım Amacı: Kalenin tarihsel arka planına dair veriler vardır. Kalenin kesin inşa tarihini veren bir kitabe bulunmamaktadır. Ancak bölgedeki benzer yapım tekniğine sahip Paşalar ve Harmantepe kaleleriyle kıyaslandığında, XII. yüzyılın sonu veya XIII. yüzyılın başlarına (Bizans/Laskarisler dönemi) tarihlenmektedir. Bizans İmparatorluğu'nun doğu sınırlarını koruma stratejisinin bir parçası olarak, Sakarya Nehri boyunca birbirini gören gözetleme kuleleri ve karakol kaleleri zinciri içerisinde yer almıştır. Osmanlı'nın bölgeye gelişiyle birlikte stratejik önemini yitirmeye başlamış, zamanla askeri işlevini kaybederek terk edilmiştir.
3. Mimari Özellikler: Adliye Kalesi, bölgedeki çoğu kalenin aksine daha düzenli bir geometrik plana sahiptir. Kale, yaklaşık 120 x 90 metre ölçülerinde, dikdörtgen bir plan şemasına sahiptir. Dış beden duvarları nispeten korunmuş olup, duvar yüksekliği yer yer 6 metreye, kalınlığı ise yaklaşık 2 metreye ulaşmaktadır. Yapı malzemesi olarak moloz taş ve kireç harcı kullanılmıştır. Burçların dolgu malzemesi içerisinde, yapıyı güçlendirmek amacıyla ızgara biçiminde yerleştirilen ahşap kalas izlerine rastlanmıştır. Kalenin batı tarafında, taş duvar üzerine tuğla tonozla inşa edilmiş bir giriş bölümü bulunmaktadır. İç kısımda yer yer mimari kalıntı izleri ve tuğla kemer kalıntıları görülse de, yapının iç alanı büyük oranda toprak dolgu ve bitki örtüsüyle kaplıdır.
4. Güncel Durum ve Koruma Sorunları: Adliye Kalesi, günümüzde çeşitli tahribatlarla karşı karşıyadır. Kale sahasının yoğun çalılık ve orman örtüsüyle kaplı olması, yapının tam planının çıkarılmasını ve detaylı inceleme yapılmasını engellemektedir. Kapı girişleri ve sur duvarlarının üst kısımları dış etkenlere bağlı olarak yer yer yıkılmış durumdadır. Kalenin iç kısmında kalan araziler şahıs mülkiyetinde olup tarım amaçlı kullanılmaktadır; bu durum toprak altındaki arkeolojik katmanlara zarar vermektedir.
Kaynakça
- Kültür Envanteri. (t.y.). Adliye Kale: Konumu, Fotoğrafları ve Hakkındaki Bilgiler. https://kulturenvanteri.com/yer/adliye-kale/
- Kültür Portalı. (2013, 25 Şubat). Adliye Kalesi - Sakarya. https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/sakarya/kulturenvanteri/adliye-kalesi
- Sakarya Şehir Hafızası. (2024, 8 Kasım). Askeri Mimari: Kaleler ve Koruganlar. https://sehirhafizasi.sakarya.edu.tr/askeri-mimari/
- Sakarya Valiliği. (t.y.). Sakarya Kaleleri ve Paşalar Kalesi. http://www.sakarya.gov.tr/pasalar-kalesi
- Yıldırım, F. (2004). Sakarya Kaleleri. Adapazarı: Adapazarı Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı Yayınları (Yayın No: 9).
3.2. Adapazarı Ovası / Akova Kaleleri
Tarihsel kayıtlarda Mesenessos olarak anıldığı düşünülen bu geniş ve verimli ova, Sakarya Nehri ile Çark Suyu arasında yer alır. Bu stratejik bölge, nehir geçişlerini ve iç yolları kontrol eden bir dizi kale ile korunmuştur.
Seyfiler / Seyifler / Söğütlü Kalesi
1. Coğrafi Konum ve Stratejik Değer: Seyifler Kalesi, Söğütlü ilçesinin yaklaşık 4 km kuzeydoğusunda, Sakarya Nehri’nin batı kıyısında konumlanmıştır. Kale, Sakarya Nehri ile Sapanca Gölü’nden gelen Çark Suyu’nun (antik Melas) birleştiği kavşak noktasını kontrol etmektedir. Bu konum, nehir ulaşımını ve nehir üzerinden yapılabilecek çıkarma faaliyetlerini denetlemek için idealdir. Adapazarı Ovası’ndan Karadeniz’e doğru uzanan hattın güvenliğini sağlayan kale, güneydeki Harmantepe ve Adliye kaleleri ile koordineli bir savunma sistemi oluşturmaktadır. Nehir taşımacılığının aktif olduğu dönemlerde, bölgedeki ticari ve askeri trafiğin kilit noktalarından biridir.
2. Tarihsel Kimlik ve Dönemsel Analiz: Kalenin tarihsel arka planında, yapı tekniği ve sur duvarlarındaki işçilik özellikleri, kalenin Bizans İmparatorluğu'nun Manuel Komnenos dönemi (1143-1180) veya sonrasındaki Laskarisler döneminde inşa edildiğini/yenilendiğini göstermektedir. Bölgedeki diğer kaleler gibi 1300'lü yılların başında, Osman Gazi’nin komutanlarından Konur Alp veya Akçakoca tarafından gerçekleştirilen harekatlar neticesinde Osmanlı topraklarına katıldığı tahmin edilmektedir. Clive Foss (1990) ve diğer araştırmacılar, bu kaleyi Bizans'ın Sakarya Nehri boyunca kurduğu "Sangarios Hattı"nın önemli bir uç karakolu olarak tanımlamaktadır.
3. Mimari Özellikler: Seyifler Kalesi, malzeme ve teknik açıdan bölgedeki diğer kalelerle benzerlik gösterse de planimetrik olarak ayrışır. Kale, nehrin doğal kıvrımına uygun, düzensiz ancak dikdörtgenimsi bir plana sahiptir. Duvar kalınlıkları yaklaşık 2 metre civarındadır. Duvar yapısında yerel kaba yonu taşlar, dere taşları ve kireç harcı kullanılmıştır. Duvar içlerinde yapıyı güçlendirmek amacıyla ahşap hatıl (ızgara kiriş) kanallarına ve izlerine rastlanmıştır. Kalenin kuzey ve güney cephelerinde savunmayı destekleyen burçlar bulunmaktadır. Kapı girişleri ve burçların üst kısımları dış etkenler ve beşeri müdahaleler nedeniyle kısmen tahrip olmuştur. İç kesimde tuğla tonozlu bölümler ve mimari kalıntı izleri mevcuttur.
4. Güncel Durum ve Koruma Sorunları: Günümüzde Seyifler Kalesi ciddi koruma sorunları ile karşı karşıyadır.
Kaynakça
- Foss, C. (1990). Byzantine Malagina and the lower Sangarius. Anatolian Studies, 40, 161–183.
- Kültür Portalı. (2013). Söğütlü Seyifler Kalesi Arkeolojik Verileri. https://www.kulturportali.gov.tr/
- Sakarya Şehir Hafızası. (2024, 8 Kasım). Askeri Mimari: Seyifler Kalesi. https://sehirhafizasi.sakarya.edu.tr/askeri-mimari/
- Yıldırım, F. (2004). Sakarya Kaleleri. Adapazarı: Adapazarı Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı Yayınları (Yayın No: 9).
- Söğütlü Kaymakamlığı. (t.y.). İlçemizin Tarihi Yapıları ve Seyifler Kalesi. http://www.sogutlu.gov.tr
Mağara-Güney Kalesi
1. Coğrafi Konum ve Stratejik Değer: Kale, Söğütlü ilçesine bağlı Mağara Köyü'nün güneyinde, stratejik bir nehir kıvrımında konumlanmıştır. Adapazarı il merkezinin 17 km kuzeyinde, Söğütlü ilçesinin ise 12 km kuzeydoğusundadır. Sakarya Nehri’nin derin bir kavis çizdiği bir noktada, doğrudan nehre bakan bir yamaçtadır. Nehirle birlikte doğu ve batı yönlerinden dağlarla çevrili olması, kaleye doğal bir koruma ve nehir trafiğini denetleme kabiliyeti kazandırmaktadır. Köyün kuzeyinde yer aldığı bilinen ancak tamamen yok olmuş "Mağara Kuzey Kalesi"nden ayırt edilmek amacıyla literatüre "Güney Kalesi" olarak geçmiştir.
2. Tarihsel Kimlik ve Dönemsel Analiz:Kalenin tarihsel süreci, nehir hattı savunma sistemine dayanmaktadır. Yapı, daha önce Von Diest tarafından kaydedilmemiş, ilk kez 1982 yılında Clive Foss tarafından bilim dünyasına tanıtılmıştır. Mimari özellikleri ve konumu itibarıyla, Sakarya Nehri’nin Bizans İmparatorluğu’nun doğu sınırını (Sangarios Hattı) oluşturduğu XII. ve XIII. yüzyıl Geç Bizans dönemine ait olduğu değerlendirilmektedir. Kalenin, nehrin en dar noktalarından birini kontrol etmesi, buranın bir gözetleme kulesi veya nehir geçişlerini engelleyen bir "karakol noktası" olduğunu göstermektedir.
3. Mimari Özellikler: Mağara – Güney Kalesi, tipik bir Geç Bizans nehir kalesi planına sahiptir. Yaklaşık 150 x 100 metre ölçülerinde, dikdörtgen formlu bir sur duvarından oluşmaktadır. Kalenin uzun kenarı Sakarya Nehri’ne dik konumlandırılmıştır. Sur duvarları, oldukça yoğun bir harç içerisine yerleştirilmiş küçük moloz taşlarla inşa edilmiştir. Bu teknik, bölgedeki diğer ekonomik ve hızlı inşa edilen karakol kaleleriyle (Seyifler gibi) uyumludur. Günümüzde kalıntılar yer yer bir tarlanın sınırlarını belirler vaziyette takip edilebilmektedir ancak yoğun bitki örtüsü nedeniyle mimari detayların çoğu yüzeyden seçilememektedir.
4. Güncel Durum ve Koruma Sorunları: Kale sahası, hem doğal hem de beşeri etkilerle tahrip olmaktadır. Kalıntıların tamamı yoğun çalılık ve ağaçlarla kaplanmıştır, bu durum mimari dokunun incelenmesini ve korunmasını zorlaştırmaktadır. Köyün kuzeyindeki kalenin defineciler tarafından tamamen yok edildiği bilinmektedir; benzer bir risk Güney Kalesi için de geçerlidir. Nehir kıyısındaki bu alanın tescil edilerek korunması, Sakarya Nehri boyunca uzanan savunma hattının tam olarak anlaşılması açısından kritiktir.
Kaynakça
- Diest, W. von. (1889). Von Pergamon über den Dindymos zum Pontos. Petermanns Mitteilungen.
- Foss, C. (1990). Byzantine Malagina and the Lower Sangarius. Anatolian Studies, 40, 161–183.
- Yıldırım, F. (2004). Sakarya Kaleleri. Adapazarı: Adapazarı Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı Yayınları (Yayın No: 9).
Harmantepe Kalesi
1. Coğrafi Konum ve Stratejik Değer: Harmantepe Kalesi, Adapazarı merkezinin kuzeyinde, bugün kendi adıyla anılan Harmantepe köyü sınırları içerisinde konumlanmıştır. Kale, Çark Suyu ile Sakarya Nehri arasında kalan, adeta bir yarımada formundaki korunaklı ve stratejik bir noktada inşa edilmiştir.
Stratejik bağlamda kale, Konstantinopolis'ten gelip Sakarya Nehri'ni Justinianus Köprüsü üzerinden aşarak doğuya ve güneye ilerleyen ana yolların kesişim noktasını kontrol etmektedir. Bulunduğu bölgenin bereketli otlaklara sahip olması ve at yetiştiriciliği için uygunluğu (Mesonesos bölgesi), kalenin askeri lojistik açıdan önemini artırmaktadır.
2. Tarihsel Kimlik ve Dönemsel Analiz:Harmantepe Kalesi’nin tarihsel süreci, Bizans İmparatorluğu’nun Anadolu’daki son direniş çabalarıyla paralellik gösterir:
2.1. Laskaris ve Paleologos DönemleriKalenin, 1204 Latin istilası sonrası İznik merkezli kurulan İznik İmparatorluğu (Laskarisler) döneminde sınır karakolu olarak güçlendirildiği bilinmektedir. Daha sonra imparator VIII. Michael Paleologos’un, Sakarya Nehri'ni bir "su bendi" (hendek) olarak kullanarak oluşturduğu savunma hattının (The River Line) bir parçası haline gelmiştir.
2.2. Osmanlı Fetih Dönemi1300'lerin başında Akçakoca ve Konur Alp gibi komutanların bölgeye yönelik seferleri sırasında stratejik önemini yitirmiş ve 1320'li yıllarda bölgenin tamamen Türk hakimiyetine girmesiyle birlikte askeri işlevini tamamlamıştır.
Kalenin tarihsel kimliği, Sakarya Nehri'nin batı kıyısında sıralanan savunma hattı ile doğrudan ilişkilidir. Bizans'ın son yüzyıllarında Türk baskılarının artmasıyla Sakarya Nehri doğal bir hendek olarak kullanılmış ve bu hat üzerinde birçok istihkam inşa edilmiştir. Mimari benzerlikler ve duvar işçiliği üzerinden yapılan analizler, Harmantepe Kalesi'nin de bu dönemde (XII.-XIII. yüzyıl) bölgeyi koruma amaçlı inşa edilen kaleler grubuna dahil olduğunu göstermektedir.
3. Mimari Özellikler:Harmantepe Kalesi, yaklaşık 150x100 metre ölçülerinde, kabaca dikdörtgen bir plana sahiptir. Yapıda dikkat çeken mimari unsurlar vardır. Kalenin surları üzerinde çeşitli kat ve mazgal düzeneklerine sahip kuleler bulunmaktadır. Örneğin, Güney cephesindeki Kule 4, iki katlı bir yapı sergiler ve üst katında üç yönü gözlemleyen mazgal yarıkları barındırır. Yapıda genel olarak moloz taş dolgu üzerine düzgün kesme taş kaplama tekniği kullanılmıştır. Harç yapısı beyaz renkli, sert ve az çakıl katkılıdır. Dikkat çekici bir özellik olarak, Bağlarbaşı Kalesi'nde olduğu gibi, Harmantepe Kalesi'nin duvarlarında da tuğla kullanımına rastlanmamıştır. Duvarların mukavemetini artırmak için düzenli sıralanmış büyük ahşap kirişler kullanıldığı tespit edilmiştir.
4. Güncel Durum ve Koruma Sorunları: Günümüzde Harmantepe Kalesi yoğun bitki örtüsü altında kalmış ve ciddi tahribata uğramıştır. Kaçak kazılar ve doğal şartlar nedeniyle duvarların kaplama kısımları büyük oranda dökülmüş, kulelerin alt bölümleri toprakla dolmuştur. Kalıntılar yer yer sadece temel seviyesinde takip edilebilmekte ve bir tarla sınırı niteliği taşımaktadır.
Kaynakça
- Foss, C. (1990). Byzantine Malagina and the lower Sangarius. Anatolian Studies, 40, 161–183.
- Foss, C., & Winfield, D. (1986). Byzantine fortifications: An introduction. University of South Africa
- Şahin, S. (1985). Adapazarı / Beşköprü Mevkiindeki Antik Köprü ve Çevre Tarihi Coğrafyasında Yarattığı Sorunlu Durum. III. Araştırma Sonuçları Toplantısı, 173-179.
- Yıldırım, F. (2004). Sakarya Kaleleri. Adapazarı Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı Yayınları.
4. DÖRDÜNCÜ BÖLÜM: GÜNÜMÜZE GELEMEMİŞ KALELER
Bugün ayakta olan kaleler, Bizans'ın Sakarya hattındaki savunma sisteminin bütününü temsil etmemektedir. Von Diest gibi XIX. yüzyıl gezginlerinin kayıtları ve Evliya Çelebi gibi tarihsel kaynaklar, o zamandan beri tamamen ortadan kalkmış birkaç önemli kalenin daha varlığını kanıtlamaktadır. Bu kayıp kaleler, orijinal savunma ağının kapsamını ve yoğunluğunu anlamak açısından büyük önem taşır.
Mağara-Kuzey Kalesi
Von Diest’in il içindeki kaleler içinde bahsetmekte kalmayıp bunun yanında stratejik önemini de belirttiği tek kale olan Mağara Kalesi’ni köyün kuzeyinde olarak tanımlamıştır ve nehir üzerinde dar bir noktayı koruduğundan bahsetmiştir206. Haritasında da köyün kuzeyinde olarak görülen bu kaleyi bulmak için C. Foss’un harcadığı çaba sonuç vermemiş kalıntıların bulunduğu yerin köylüleri de belirttiği gibi hazine avcıları tarafından tamamen kazıldığını görmüştür207.
Kaynakça
- Yıldırım, F. (2004). Sakarya Kaleleri. Adapazarı: Adapazarı Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı Yayınları (Yayın No: 9).
Domuztepe Kalesi
Domuztepe Kalesi, günümüzde ciddi koruma sorunları ile karşı karşıyadır. Kale sahası, bölgedeki diğer kaleler gibi yoğun defineci tahribatına uğramıştır. Bu durum, yapı temellerinin ve arkeolojik tabakaların bozulmasına neden olmuştur. Yoğun bitki örtüsü ve ağaç kökleri, sur duvarlarını yer yer parçalamakta ve statik yapıyı bozmaktadır. Alanın sit alanı olarak tescil edilerek fiziksel koruma altına alınması, bölge tarihinin aydınlatılması açısından elzemdir.
Kaynakça
- Foss, C. (1990). Byzantine Malagina and the lower Sangarius.Anatolian Studies, 40, 161–183.
- Sakarya Şehir Hafızası. (2024, 8 Kasım). Askeri Mimari: Domuztepe Kalesi. https://sehirhafizasi.sakarya.edu.tr/askeri-mimari/
- T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. (t.y.). Sakarya Arkeolojik Envanter Kayıtları.
- Yıldırım, F. (2004). Sakarya Kaleleri. Adapazarı: Adapazarı Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı Yayınları (Yayın No: 9).
Tersiye Kalesi
1. Coğrafi Konum ve Stratejik Değer: Tersiye Kalesi, Adapazarı şehir merkezinin güneydoğusunda, Aşağı Sakarya Vadisi içinde konumlanmaktadır. Kale, deniz seviyesinden yaklaşık 85 metre yükseklikteki Tersiye Tepesi üzerinde inşa edilmiştir. Görüş Açısı: Bulunduğu konum itibariyle tüm Adapazarı Ovası'nı (Akova) gözlemleme kapasitesine sahipti. Stratejik Önem: Kalenin, Sakarya Nehri boyunca uzanan savunma hattının (Sangarios Hattı) bir parçası olduğu ve ovanın kuzey-güney aksındaki hareketliliği denetlemek amacıyla kurulduğu değerlendirilmektedir.
2. Tarihsel Kimlik ve Dönemsel Analiz: Kalenin tarihsel geçmişi hakkındaki veriler, doğrudan fiziksel kalıntılardan ziyade tarihsel raporlara dayanmaktadır. Kalenin varlığına dair en somut bilgiler, 1895 yılında bölgeyi ziyaret eden Albay W. von Diest tarafından kaydedilmiştir. Von Diest, yerel halktan aldığı bilgiler ve arazi gözlemleri doğrultusunda burada bir kale yapısının mevcudiyetini doğrulamıştır.
Kalenin, 1204 Latin istilası sonrası İznik merkezli kurulan İznik İmparatorluğu (Laskarisler) döneminde sınır karakolu olarak güçlendirildiği bilinmektedir. Daha sonra imparator VIII. Michael Paleologos’un, Sakarya Nehri'ni bir "su bendi" (hendek) olarak kullanarak oluşturduğu savunma hattının (The River Line) bir parçası haline gelmiştir.
2.2. Osmanlı Fetih Dönemi: 1300'lerin başında Akçakoca ve Konur Alp gibi komutanların bölgeye yönelik seferleri sırasında stratejik önemini yitirmiş ve 1320'li yıllarda bölgenin tamamen Türk hakimiyetine girmesiyle birlikte askeri işlevini tamamlamıştır. Kalenin tarihsel kimliği, Sakarya Nehri'nin batı kıyısında sıralanan savunma hattı ile doğrudan ilişkilidir.
Kaynakça
- Foss, C. (1990). Byzantine Malagina and the lower Sangarius. Anatolian Studies, 40, 161–183.
- Von Diest, W. (1898). Von Tilsitt nach Angora. Petermanns Mitteilungen.
- Yıldırım, F. (2004). Sakarya Kaleleri. Adapazarı: Adapazarı Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı Yayınları (Yayın No: 9).
Kabaia / Geyve Kalesi
Stratejik bağlamda kale; Konstantinopolis'ten gelip Anadolu içlerine uzanan ana rotanın Geyve Boğazı ayağını korumaktadır. Yol güvenliği görevini üstlenmekteydi. Sakarya Nehri'nin doğal bir engel teşkil ettiği bölgede, nehrin batı yakasındaki hareketliliği denetleyen bir ileri karakol vazifesi görmüştür.
2. Tarihsel Kimlik ve Dönemsel Analiz: Geyve Kalesi antik kökenlere dayanmaktadır. Kale, adını antik dönemdeki "Kabaia" yerleşiminden almaktadır. Bölgedeki arkeolojik veriler, kalenin temellerinin Roma dönemine kadar uzandığını, ancak Bizans döneminde stratejik ihtiyaca binaen yeniden inşa edildiğini veya güçlendirildiğini göstermektedir. Bizans Dönemine de, XII. ve XIII. yüzyıllarda, özellikle Komnenoslar ve Laskaris dönemlerinde kullanılmıştır.
Kaynakça
- Aşıkpaşazade. (1332 AH). Tevârîh-i Âl-i Osman (Ali Bey Ed.). İstanbul.
- Foss, C. (1990). Byzantine Malagina and the lower Sangarius. Anatolian Studies, 40, 161–183.
- Şahin, S. (1987). Katalog der antiken Inschriften des Museums von Iznik (Nikaia). Bonn.
- Von Diest, W. (1898). Von Tilsitt nach Angora. Petermanns Mitteilungen.
- Yıldırım, F. (2004). Sakarya Kaleleri. Adapazarı: Adapazarı Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı Yayınları (Yayın No: 9).
Taraklı (Hisar) Kalesi
1. Coğrafi Konum ve Stratejik Değer: Taraklı Kalesi, Taraklı ilçe merkezinin hemen yanında yükselen ve Hisar olarak adlandırılan konik bir tepe üzerinde yer almaktadır. Hisar Tepesi, Taraklı’yı çevreleyen vadilere ve antik yol güzergâhlarına tam hâkimiyet sağlamaktadır. Kale, tarihi İpek Yolu'nun bir kolu olan ve İç Anadolu'yu İstanbul'a bağlayan güzergâhı denetlemek amacıyla inşa edilmiştir. Geyve ve Göynük arasındaki geçiş koridorunun güvenliği bu kaleden sağlanmaktaydı.
2. Tarihsel Kimlik ve Dönemsel Analiz:Kalenin tarihsel süreci, bölgedeki diğer Sakarya kaleleriyle benzerlik göstermektedir. Antik ve Bizans Dönemin de kalenin temellerinin Roma veya daha erken dönemlere uzandığı, ancak Bizans döneminde (özellikle VII. yüzyıl Arap akınları ve XII. yüzyıl Komnenoslar dönemi) kapsamlı bir tahkimat haline getirildiği değerlendirilmektedir.
Taraklı (Hicri kaynaklarda Dablar veya Taraklı Yenicesi olarak geçer), Osman Gazi döneminde bölgedeki yoğun fetih hareketleri sırasında Osmanlı hâkimiyetine girmiştir. Aşıkpaşazade ve diğer kronikler, bölgenin fethini takiben kalenin bir süre daha askeri garnizon olarak kullanıldığını belirtir. XVII. yüzyılda Taraklı'yı ziyaret eden Evliya Çelebi, buradaki kaleden bahsetmiş ve kaleden ilçenin görünümüne dair notlar düşmüştür.
3. Mimari Özellikler:Taraklı Kalesi’nin mimari yapısı, zamanla yerleşim alanının kalesi olması sebebiyle büyük değişimlere uğramıştır. Hisar Tepesi’nin çevresi horasan harcıyla örülmüş sur kalıntılarına rastlanmaktadır. Ancak bu duvarlar günümüzde büyük oranda yıkılmış durumdadır. Bağlarbaşı ve Çoban Kalesi gibi kalelerle karşılaştırıldığında, burada daha yerel ve doğrudan arazi yapısına (kayalık zemine) adapte edilmiş bir inşa tekniği gözlemlenir. Kalenin zirve noktasında, kuşatmalar sırasında su ihtiyacını karşılamak amacıyla kayaya oyulmuş sarnıçların varlığı bilinmektedir.
4. Güncel Durum ve Koruma Sorunları: Günümüzde Taraklı Kalesi, kentsel doku ve doğa ile iç içe geçmiş durumdadır. Hisar Tepesi, günümüzde Taraklı'nın panoramik görüntüsünün izlendiği bir seyir terası olarak kullanılmaktadır. Ancak bu kullanım sırasında antik duvar kalıntıları yeterince korunamamıştır. Erozyon, kaçak kazılar ve çevre düzenlemeleri sırasında yapılan bilinçsiz müdahaleler, kalenin arkeolojik katmanlarını tehdit etmektedir. Kalenin surlarının tescillenerek koruma altına alınması ve bölgenin arkeopark olarak düzenlenmesi akademik çevrelerce önerilmektedir.
Kaynakça
- Aşıkpaşazade. (1332 AH). Tevârîh-i Âl-i Osman (Ali Bey Ed.). İstanbul.
- Evliya Çelebi. (1896). Müntehabât-ı Evliya Çelebi. İstanbul.
- Foss, C. (1990). Byzantine Malagina and the lower Sangarius. Anatolian Studies, 40161–183.
- Sakarya Şehir Hafızası. (2024, 8 Kasım). Askeri Mimari: Taraklı Kalesi. https://sehirhafizasi.sakarya.edu.tr/askeri-mimari/
- Yıldırım, F. (2004). Sakarya Kaleleri. Adapazarı: Adapazarı Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı Yayınları (Yayın No: 9).
Kaynarca (Hisar) Kalesi
1. Coğrafi Konum ve Stratejik Değer: Kale, Kaynarca ilçesinin güneyinde, stratejik bir yükselti üzerinde konumlanmıştır. Adapazarı-Kaynarca güzergâhı üzerinde, Sarıbeyli ve Okçular köyleri arasında kalan ve halk arasında "Hisar" olarak bilinen tepede yer almaktadır. Kale tepesi; Karadeniz'den Kandıra’ya, Kaymas’tan Karasu ve Samanlı Dağları’na kadar uzanan oldukça geniş bir alanı kontrol edebilecek bir görüş açısına sahiptir. Bulunduğu hakim nokta itibarıyla bölgedeki trafik akışını denetleyen ve olası saldırıları önceden haber veren bir "karakol kale" vazifesi gördüğü değerlendirilmektedir.
2. Tarihsel Kimlik ve Dönemsel Analiz:Kalenin tarihsel kökenleri arkeolojik veriler ışığında üç iktidar dönemine şahitlik etmiştir.
2.1. Roma Dönemi:Kalenin çevresinde bulunan Kırktepe Köyü’ndeki 40 adet tümülüs, Hasanbey ve Çevkeller köylerindeki Roma dönemi mezar stelleri ile mezar kapakları, kalenin ilk inşasının Roma Dönemi'ne uzandığı tezini güçlendirmektedir.
2.2. Bizans Dönemi:Kalenin hemen yakınındaki Mehter Mezarlığı civarındaki "Kiliselik" mevkii ve Küçükkışla Köyü civarındaki kilise kalıntıları, yapının Bizans Dönemi’nde de aktif olarak kullanıldığını ve dini/idari bir merkezle ilişkili olduğunu göstermektedir.
2.3. Osmanlı Kayıtları:1530 tarihli Osmanlı tahrir defterlerinde (438 Numaralı Muhasebe-i Vilayet-i Anadolu Defteri) bölgenin idari yapısına dair kayıtlar bulunması, yerleşimin sürekliliğini kanıtlamaktadır.
3. Mimari Özellikler:Kaynarca Kalesi, günümüzde "günümüze gelememiş kaleler" kategorisinde yer almaktadır. Kale surlarının ve iç yapılarının büyük bir kısmı zamanla yok olmuştur. Bugün yüzeyde sistematik bir duvar dokusu görmek oldukça güçtür. Hisar Tepesi üzerinde yer yer rastlanan kaba taşlar ve harç kalıntıları, antik tahkimatın sınırlarına dair ipuçları sunmaktadır. Bölgedeki mimari karakterin, çevredeki Roma dönemi stilleriyle uyumlu bir taş işçiliğine sahip olduğu tahmin edilmektedir.
4. Güncel Durum ve Koruma Sorunları:Yapı, Sakarya'nın kültürel mirası içinde korunması gereken kritik alanlardan biridir. Tarımsal faaliyetler, doğal erozyon ve bölgedeki yerleşim baskısı kalenin fiziksel izlerini büyük oranda silmiştir. Kalenin bulunduğu Hisar Tepesi'nin arkeolojik sit alanı olarak tam anlamıyla korunması ve toprak altındaki temellerin gün ışığına çıkarılması için detaylı bir yüzey araştırması yapılması gerekmektedir.
Kaynakça
- Sakarya Şehir Hafızası. (2024, 8 Kasım). Askeri Mimari: Kaynarca Şeyhler Kalesi.https://sehirhafizasi.sakarya.edu.tr/askeri-mimari/
- T.C. Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü. (1530). 438 Numaralı Muhasebe-i Vilayet-i Anadolu Defteri. Ankara.
- Yıldırım, F. (2004). Sakarya Kaleleri. Adapazarı: Adapazarı Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı Yayınları (Yayın No: 9).