Âşık Veysel Şatıroğlu (1894-1973) 

Halk Ozanı Aşık Veysel, 1894 (H. 1310) yılının güz aylarında Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde dünyaya gelmiş olan Âşık Veysel, çiftçi Karaca Ahmet ve Gülizar çiftinin altı çocuğundan beşincisidir. Âşık Veysel’in ailesi 1934’te Soyadı Kanunu ile birlikte önce Ulu soyadını almış, sonrasında ise lakapları olan Şatıroğlu ile bunu değiştirmiştir.

Âşık Veysel’in Arifiye Köy Enstitüsü Günleri

Sakarya’nın eğitim tarihindeki en parlak sayfalarından biri, hiç kuşkusuz Arifiye Köy Enstitüsü’dür. Bu tarihi kurumun koridorlarında yankılanan saz seslerinin ardında ise Anadolu’nun bilge ozanı Âşık Veysel Şatıroğlu’nun izi vardır.

Köy enstitüleri, İsmail Hakkı Tonguç’un “Köylülere bir şeyler öğretebilmek için, önce onlardan birçok şeyler öğrenmemiz gerekir” felsefesi üzerine inşa edilmiştir. Bu anlayışın bir sonucu olarak; arıcılıktan marangozluğa kadar pek çok alanda üretim yapan enstitüler, halk kültürünün kalbi olan “âşıklık” geleneğini de eğitimin içine dahil etmiştir. Bu sürecin başlangıç noktası ise Sakarya Arifiye Köy Enstitüsü olmuştur.

Âşık Veysel’in yolu, Sabahattin Eyüboğlu’nun önerisi ve Tonguç’un görevlendirmesiyle 22 Ocak 1942’de Arifiye’ye düşer. Yanında yardımcısı Küçük Veysel (Erkılıç) ile gelen ozan, 25 Ocak 1942’de “usta öğretici” olarak resmen görevine başlar.

Veysel’in sınıfa girmesiyle enstitüde farklı bir hava eser; en hoyrat öğrencilerin bile büyük bir saygı ve “tapınak sessizliği” ile dinlediği dersler başlar. Ozan, görev yaptığı kısa sürede (yaklaşık 45 gün) öğrencilerine “Keklik”, “Bülbül”, “Mecnun’um Leyla’mı Gördüm” gibi 17 farklı türkü öğretir.

Âşık Veysel, Arifiye’de sadece öğretmekle kalmaz; enstitünün canlı atmosferinden ilham alarak en güzel eserlerinden bazılarını burada üretir. “Kara Toprak”, “Köy Enstitüleri” ve “Ada” türküleri bu dönemin ürünleridir. Adapazarı’nın baharını ve doğasını anlattığı şu mısralar, şehrin hafızasına kazınmıştır:

Açtı Bahar Çiçekleri Ada’nın

Ağaçlar al giydi kuşlar dillendi
Açtı bahar çiçekleri Ada’nın
Toprak mevce geldi, yer yeşillendi
Açtı bahar çiçekleri Ada’nın

Kuğulu kuğulu ötüşüyor kumrular
Çağlayıp akıyor bulanık sular
Meleşir koyunlar, körpe kuzular
Açtı bahar çiçekleri Ada’nın

Adapazarı’na demişler Ada
Yar elinden yaralarım ziyade
Çiğdemleri dağda, gülü ovada
Açtı bahar çiçekleri Ada’nın

Mektup yok sıladan, dağlar karlı mıdır?
Akar gözüm yaş, bir pınar mıdır?
Kuşlar eşin bulmuş, ilkbahar midir?
Açtı bahar çiçekleri Ada’nın

Veysel’de kalmadı, hiç sabrı karar
Gün günden ediyom, ömrümden zarar
Bizim ele selam söylen turnalar
Açtı bahar çiçekleri Ada’nın

Bu şiirde sadece Sakarya’nın güzellikleri değil, Veysel’in memleketine duyduğu özlem de hissedilir.

Âşık Veysel’in meşhur elma bahçesinin hikayesi de Arifiye’de başlar. Enstitünün bahçesindeki ulu elma ağaçlarını gören Veysel, Sivas’ta ağaçların bu kadar büyümediğini şaşırarak anlatır. Bunun üzerine öğretmen Mustafa Eyüboğlu, Arifiye’den aldığı fidanları Sivas’a, Veysel’in köyüne gönderir. Bugün ozanın anısıyla büyüyen o ünlü bahçe, Arifiye’nin topraklarından giden o fidanlarla yeşermiştir.

Kaynakça:

Damlanur Küçükyıldız Gözelce. “Âşık Veysel Şatıroğlu (1894-1973)”, Atatürk Ansiklopedisi (Erişim tarihi 16.01.2026)

Aydın Oy. “Âşık Veysel”, TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/asik-veysel (16.01.2026). 

Anık, Mehmet. “Köy Enstitüleri”. Türk Maarif Ansiklopedisi.
Erişim adresi: https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/koy-enstituleri/#yazar-1 (16.01.2026).

Aydoğan, Karabey. Uygarlığın tuğlası Arifiye Köy Enstitüsü (2019). İstanbul: Türkiye iş Bankası Kültür Yayınları.