Milli Mücadelenin Unutulmaz Kahramanları

Adapazarı, Millî Mücadele dönemi boyunca büyük bir mücadele ruhuyla direniş gösteren şehirlerden biri olmuştur. Şehirdeki Kuvâ-yı Milliye teşkilatları ve direnişçi gençler, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesine önemli katkılarda bulunmuştur. Bu nedenle Adapazarı, Türk Kurtuluş Savaşı’nın önemli kahramanlık hikayelerinden birini barındıran şehirlerden biri olarak anılmaktadır.

Adapazarı Kuvâ-yı Milliye Teşkilatı da şehirdeki direnişi örgütlemek ve düşman işgaline karşı direnmek amacıyla kurulmuş yerel bir teşkilattır. Bu teşkilatın üyeleri arasında, dönemin ileri gelen ve önde gelen şahsiyetleri, esnaf, çiftçi, aydınlar ve gençler gibi çeşitli kesimlerden gönüllüler bulunmaktaydı. Kuvâ-yı Milliye üyeleri, silahlanma, istihbarat toplama, eğitim, lojistik desteği sağlama ve düşmana karşı direnişi örgütlemek gibi çeşitli görevleri üstlenmiştir.

İstiklal Madalyasını Kazanan İlk İsim Nezahat Onbaşı

Millî Mücadele kadın milislerinden (D. 1909 – Ö. 1993). Çanakkale Cephesi 70. Alay Komutanı Hâfız Hâlid Bey, eşi Hadiye Hanım’ın veremden yaşamını yitirmesi üzerine, bırakacak kimsesi olmadığından 8 yaşındaki kızı Nezahat’ı da yanında cepheye götürdü. Çanakkale’de savaş ortamıyla tanışan Nezahat, alayın İzmit’e nakledilmesinin ardından talimlere katılarak at binmeyi ve silah kullanmayı öğrendi. Babasının yanında cephede yer aldı, çarpışmalara girdi bu yüzden kendisine 12 yaşında “onbaşı” rütbesi verildi.

Halit Bey, komutasındaki 70. Alay ile Anadolu’da Millî Mücadele’ye katılmaya karar vererek alayı Kuvayı Milliye bölgesine kaçırıp Mustafa Kemal’in emrine verdi. Burada da babasının yanında olan Nezahat Onbaşı, Geyve, Sakarya, Gediz, Birinci İnönü, İkinci İnönü savaşları ile Konya İsyanında görev aldı. 1920 yılında ilk defa asker elbisesi giydi. Cephede Mustafa Kemal Paşa, İsmet Paşa ve Çerkes Ethem ile tanıştı. İsmet Paşa, Nezahat Onbaşı’ya “kurmay” unvanı verdi.

Kurtuluş Savaşı’nın devam ettiği günlerde Nezahat Onbaşı’nın öyküsü TBMM’de gündeme geldi. Bursa Milletvekili Emin Bey, ilk istiklal madalyasının Nezahat Onbaşı’ya verilmesini önerdi. Buna karşılık İzmit Milletvekili Hamdi Namık Bey çeyiz verilmesini, Tunalı Hilmi Bey ise paşalık unvanı verilmesini önerdi. Bu öneriler mecliste kabul edilmesine rağmen savaşın neden olduğu karışıklıkta Nezahat unutuldu. Kendisinin de bu konuda herhangi bir ısrarı ya da müracaatı olmadı. Savaştan sonra babası ile İstanbul’a yerleşti ve Kumkapı’da açılan Jan Dark Enstitüsü’ne girdi. Bir süre sonra aile kararıyla okuldan alınarak, sonradan Atatürk’ün yaveri olacak Yüzbaşı Rıfat ile evlendi (1931). Eşinin görevi dolayısıyla ailesiyle birlikte sürekli Atatürk’ün yakınında yer aldı; devlet törenlerine, balolara katıldı. 1986 yılında Dolmabahçe Sarayı’nda düzenlenen bir törenle TBMM başkanı Necmettin Karaduman tarafından Nezahat Onbaşı’ya Takdir Beratı (Şükran Belgesi) verildi.

Nezahat Onbaşı

Adapazarı Kaymakamı Tahir Bey

Millî Mücâdelenin Hey’et-i Temsiliye döneminde, Mustafa Kemal Paşa’nın vilâyet, mutasarrıflık ve kazalarla sık sık tel görüşmesi yaptığı, devrin belgelerinde göze çarpmaktadır. Amasya Görüşmelerini takiben, özellikle Damat Ferid Paşa veya İstanbul ile münasebetlerin kesilmesi istenmişti. Kastamonu ve Bolu’dan sonra, İzmit Mutasarrıfından da aynı yolda hareket edilmesi talimatı verilmişti. Bu ve az zaman sonra meydana gelen Adapazarı hâdiselerinde, birçok belgede “Adapazarı Kaymakamı Tahir” imzasına rastlanmaktadır.

Tahir Bey Recai Nüzhet’in azlinden sonra 11 Ağustos 1919’da Adapazarı kaymakamlığına 5 atandı. Böylece Millî Mücadelenin başlarında, siyasi ve askerî hareketliliklerle dolu günler başladı. Mutasarrıf Ali Suad Bey’in gözde kaymakamı olarak, çevreyi tanımaya başladı. Sakarya Vâdisinin tarihi kasabası Geyve’ye de H. Nâmık Bey gönderilmişti. Mütarekenin şartlarına paralel olarak, demiryolu ve istasyonları denetim altında tutacak itilâf Devletleri temsilcileri gelmişti. Adapazarı, Sapanca, Arifiye, Köprübaşı ve Mekece istasyonlarında da İngiliz koruma kuvvetleri vardı. Bu esnada, Mustafa Kemal Paşa’nın Erzurum’da olduğu duyuldu. Maiyetinde, eski İzmit Mutasarrıfı ve Adapazarı eşrafının yakından tanıdığı İbrahim Süreyya (Yiğit) bulunuyordu. Erzurum’da teşekkül eden Hey’et-i Temsiliye, Sivas Kongresi ile daha da işlerlik kazandı. Kaymakam Tahir Bey ile tel görüşmeleri başlatıldı. Amasya görüşmeleri sonrasında, Hikmet ve Kuşçubaşı Eşref de Adapazarı’na geldiler. Hikmet Mahmut Şevket Paşa hâdisesi sebebi ile asılan Yzb. Kazım’ın kardeşi idi. İttihat ve Terakki erkânına yakınlığı ile tanınan Kuşçubaşı Sencer de siyasî istikrarsızlığın hüküm sürdüğü Padişah ve Kongreciler arasında tercih yapamamış Adapazarı’nda Kuvayi-Millîye teşekkülüne çalışıyordu.

Tahir Barlas

Geyve Kaymakamı Hamdi Namık (Gör) Bey

Hamdi Namık Bey, Kâtip muavini Kör paşazade İbrahim Hulusi Efendi ile Fatma Hatice Hanım’ın oğludur. 1880 yılında, Mansur’da doğmuştur. Mülkiyede aldığı idare eğitiminin ardından Osmanlı Devleti’nin değişik kasabalarında tahrirat müdürlüklerinde görev almış daha sonra kaymakamlık vazifesi kendisine verilmiştir. Ayancık kaymakamı olarak çalıştığı esnada milli mücadeleye kısmen dahil olmuş, daha sonra İstanbul Hükümeti Dahiliye Vekaletinin tahkikatı ile önce İstanbul’a geri çekilmiş daha sonra Geyve Kaymakamı olarak atanmış ve bu tarihten sonra milli mücadelenin yararcılarından biri olmuştur. Geyve kaymakamlığı esnasında buranın milis teşkilatlanması ile çevredeki isyanlara karşı harekâtlarda çalışmış, kasabasının sorumluluk dahiline gelen askerlere yardımcı olmuştur. O’nun göreve başlamasından kısa bir süre sonra Geyve yurdun en emin yerlerinden biri olmuştur. Meclisin açılmasından önce Ankara’ya giden, Meclis-i Mebusan milletvekillerine (Celalettin Arif, Rıza Nur gibi) ve milli mücadeleye katılmak için İstanbul’dan kaçan değerli şahıslara ev sahipliği yapmış ve güvenle yol almalarım sağlamıştır. İzmit Livasından milletvekili olarak seçilmesi ile 23 Nisan 1920’de açılan Meclise katılmıştır. Milli Kurtuluş Savaşı’nda Adapazarı ve yöresindeki Kuvay-i Milliye karşıtı hareketler içerisinde işgalci devletlerin kışkırttığı örgütledikleri Rum ve Ermeni çetelerinin de önemli rolleri olur. Adapazarı yöresinde Rum çeteleri özellikle 20.000’i aşkın gayrimüslimin yaşadığı Geyve civarında faaliyet gösterirler. Hâkim bir tepe üzerinde kurulan 1.200 hanelik Ortaköy, Rum çeteciliğinin merkez üssü konumundadır. Ortaköy Rum eşkıyası, XXIV. Tümen Komutanı Mahmut Bey ve Geyve Kaymakamı Hamdi Namık Bey (Gör)’in çabalarıyla ortadan kaldırılır. Mustafa Kemal Paşa., Mahmut Bey’e bir telgraf çekerek bu başarısından dolayı kendisini tebrik eder.

Halit Molla

Kuvayi Milliye’nin Adapazarı’nda örgütlenmesi ile birlikte Olsun da İpsiz Recep’in birlikleri, Kaynarca bölgesinde Kahraman çeteci Halit Molla’nın Kuvvetleri ile Kuvayi Milliye birlikleri; İşgalci Yunan Kuvvetleri işbirlikçisi Ermeni ve Rum çetelerine Karşı başlattıkları zaman savaşta 29 Mart 1921 Günü Ferizli yakınlarındaki Seyifler köyünde Halit Molla Yunanlı komutanı öldürdü. Aynı gün bu çatışmada Halit Muğla’nın ağabeyi Aşır Ali şehit düştü.

Adapazarı yöresi Kuvayi Milliye Kuvvetleri Halit Mola’nın önderliğinde 20 Haziran’ın 21 Haziran’a bağlayan, Yunan işgal kuvvetlerine karşı düşmanı Adapazarı’ndan söküp atmak için büyük bir saldırı başlattı. Neye uğradığını anlamayan Yunan işgalci Kuvvetleri Arkada bırakarak can havliyle Arkalarına bile bakmadan kaçarken, Adapazarı’na ilk giren kuvvet Halit Molla’nın birlikleridir. Saat sabaha karşı 4.30 civarıydı. Halit Molla ilk iş olarak 21 Mart 1920 Gününden beri İşgalci Yunan kuvvetlerince Minarelerinden ezan okutulmasına İzin verilmeyen camilerimizden olan Orhan Cami Minaresine çıkıp sabah ezanını okudu. Askerlerinden birini de Arkadan gelen Kuvayi Milliye Birliği komutanına göndererek ‘Biz düşmanı kovalamaya devam edeceğiz, bayrağı o assın’ diye haber gönderdi.

İpsiz Recep

Kuva-yı Milliye’nin önemli milis liderlerinden olan İpsiz Recep’in 1862 yılında Rize’de doğduğu ifade edilse de yaşıtlarının beyanlarına göre onun doğum tarihi 1855’tir. Recep Reis’in Millî Mücadele’ye katılmasında Süvari Kaymakamı Âtıf ile Doktor Yüzbaşı Raif Beylerin önemli bir yeri oldu. Kuvâ-yı Milliye, Recep Reis’in katılmasıyla birlikte Batı Karadeniz kıyılarında ve bu kıyıya yakın iç kesimlerde önemli ölçüde söz sahibi oldu. Recep Reis, 1920 yılı aralık ayında Şile’ye görevlendirildi. Reis, Karakol Cemiyeti’nin bir üyesi yaptı. Bir süre sonra Cemiyet, Marmara Bölgesindeki kuvvetlerini mıntıkalara ayırdı. Bu görevlendirme sonucunda İpsiz Recep Kefken’e kumandan oldu.  Recep Reis müfrezesini daha da güçlendirmek için Rize’de bulunan Mataracı Mehmet Efendi’ye haber gönderdi ve gönüllü toplamasını istedi. Gerek bu gönüllüler gerekse Rize Valisi Ahmet Faik Bey’in Ankara’dan aldığı izinle Millî Mücadele’ye katılması için hapishaneden çıkardığı 600 kişinin bir bölümü Recep Reis’e katıldı.

Millî Mücadele boyunca kendisine verilen görevleri yerine getirmek için büyük çaba sarf etti. 8 Haziran 1920 günü Fransızlar tarafından işgal edilen Ereğli’nin kurtarılmasında müfrezesi büyük başarı gösterdi. İkinci İnönü Savaşı sırasında Kandıra’da bulunan Yunan Tugayı’nın İnönü hattındaki diğer kuvvetlerle birleşmesini önleme emrini diğer müfrezelerle birlikte başarıyla yerine getirdi. Daha sonra Yunanlıların İzmit’ten atılmasında büyük fayda sağladı. Yine Millî Mücadele boyunca İstanbul’dan Ankara’ya gizlice geçen zevata yardımcı oldu. Sadece kişilerin geçişinde değil, İstanbul’dan Anadolu’ya silah sevkiyatında da önemli hizmetlerde bulundu.

Recep Reis’e Büyük Millet Meclisi adına tezkere verme yetkisi de verildi. Bu yetkiye Millî Mücadele sonrasında kendisi ile birlikte savaşan adamlarından mükellefiyetlerini tamamlayanlara tezkere verdi (Ancak bu tezkerelerin bazıları askerlik şubeleri tarafından kabul görmemiş ve bu şahıslar askere gitmek zorunda kalmıştır). Müfrezede bulunan pek çok kaçak ve suçlu, Recep Reis’e katılarak Millî Mücadele’ye ciddi katkılar sağladı. Millî Mücadele’nin zaferle sonuçlanmasından sonra Mustafa Kemal Paşa, Recep Reis’i Ankara’ya çağırdı. Paşa, kendisine verilen her emri yerine getirmek için canla başla mücadele eden bu milis liderini Ankara’da iyi bir şekilde karşıladı. Kendisine “Emice” diye hitap ederek, ona iltifatta bulundu.

Yörük Ali Efe

Yörük Ali Efe ve arkadaşları düşman işgalinden rahatsızdı. Bir şeyler yapmaları gerekiyordu. Tam da o sırada Çine’de bulunan 57. Tümen’in önde gelen subayları yerel bir direniş örgütü oluşturmaya çalışıyordu. Bunun için ilk kapısını çaldıkları kişi, yörenin en etkili kişisi Yörük Ali Efe oldu. Zaten vatanı için bir şeyler yapmak arzusunda olan Yörük Ali Efe ve arkadaşları için bu, beklenen fırsattı. Böylece hep birlikte Millî Mücadeleye katıldılar.

Yörük Ali Efe, düzenli orduya geçilmesi ile beraber “Milis Albayı” rütbesi ile Batı Cephesi’ne dahil oldu. Kurduğu Milli Aydın Alayı, Batı Cephesi içinde 37. Piyade Alayı adını alarak yoluna devam etti. Alay, Aydın’ın yeniden düşmandan temizlenmesinde büyük yararlılık gösterdi.

Cumhuriyetin ilanından sonra Yörük Ali Efe, ailesiyle birlikte köşesine çekilse de ziyaretçileri hiç eksik olmadı. Kurtuluş Savaşı’nın önemli paşalarından Ali Fuat Cebesoy ziyaretçileri arasındaydı. Cebesoy, bir ziyaretinde Yörük Ali Efe’ye hayranlığını “Vallahi senin gibi dört tümen asker olsa dünya devletleri tarihten silinir” sözleriyle dile getirdi.

İstiklal Madalyalı Millî Mücadele kahramanı Yörük Ali Efe’nin savaş sonrası günleri, geçirdiği kaza nedeniyle biraz zor oldu. Tramvay kazasında bacaklarını kaybederek tekerlekli sandalyeye mahkûm kaldı. Soyadı Kanunu çıktıktan sonra ise “Yörük” soyadını kendisine seçti. Efelerin Efesi Yörük Ali, 23 Eylül 1951’de hayata veda etti.

Yörük Ali Efe

Fahrettin Altay

Türk askeri liderlerinden biri olan Fahrettin Altay, Millî Mücadele döneminde Sakarya Cephesi Komutanlığı görevini üstlenmiştir. Sakarya Meydan Muharebesi’nde önemli bir rol oynamış ve Türk hakimiyetini zaferi için savaşmıştır.

Kurtuluş Savaşı sırasında Mustafa Kemal Atatürk’ün yanında yer almış ve çeşitli savaşlarda görev almıştır. En bilinen görevi, Büyük Taarruz’un başarılı bir şekilde kararlarında yer almasıdır. Büyük Taarruz, Türk Kurtuluş Savaşı’nın dönüm noktalarından biri olarak kabul edilir ve Türk zaferiyle sonuçlandı.

Mustafa Kemal Atatürk ve Fahrettin Altay

İsmail Hakkı Tekçe

Kurtuluş Savaşı’nda önemli bir komutan olan İsmail Hakkı Tekçe, Sakarya Meydan Muharebesi’nde de görev almıştır. Sakarya Cephesi’nde Türk sahiplerine zaferine katkıda bulunmuştur. Millî Mücadele’nin ömrü boyunca İstanbul’da görev yapılıyordu. Ancak Mustafa Kemal Atatürk’ün sonunda 1919’da Anadolu’ya idam Kurtuluş Savaşı’na katıldı.

İsmail Hakkı Tekçe, Sakarya Meydan Muharebesi’nde önemli bir rol oynamıştır. Savaşta Türk uçuşu lojistik ve ikmal teslimatlarıyla görevlendirilmiştir. Ayrıca Sakarya Cephesi Komutanı İsmet İnönü’ye eşlik etmiştir.

Kaynakça

    • ALPKAYA, Şükrü Oğuz, Yörük Ali Efe, Der: Atilla Oral, Demkar Yayınevi, İstanbul, 2009.

    • Genelkurmay ATASE Başkanlığı Arşivi; İstiklal Harbi Koleksiyonu.

    • https://hdl.handle.net/20.500.12619/93466

    • İslam Ansiklopedisi, İpsiz Recep (1855-1928) maddesi.

    • Türk İstiklal Harbi Batı Cephesi Sakarya Meydan Muharebesi ve Sonraki Harekât, II’nci Cilt, 5’inci Kısım 2’nci Kitap; Ankara, Genelkurmay Basımevi, 1995. Yakın Tarih Ansiklopedisi (1988), Ahmet Efe / Osmanlı Tarihi Ansiklopedisi (2006), Sümeyra Sağlam / Zaferin Çocukları (2007) İsmail Bilgin / Onbaşı Nezahat (2009), İhsan Işık / Ünlü Kadınlar (Türkiye Ünlüleri Ansiklopedisi, C.