İpek Yolu ve Sakarya


Dünyanın bir ucundan diğer ucuna uzanan İpek Yolu sadece ipekten ibaret değil; medeniyet unsurlarını taşımanın bir yoludur. Bu bakımdan İpek Yolları yüzyıllardır farklı ülkeler, diller, dinler, kültürler ve medeniyetler tarafından kullanılmıştır. Bağladığı coğrafi alanlar arasında bir köprü görevi görür. Aynı zamanda bazı ortak değerlerin, duyguların ve düşüncelerin geliştirilmesine yardımcı olur. İnsanlık tarihinin en eski ve en işlek ana yollarından biri olan İpek Yolu; Asya’dan Avrupa’ya, Avrupa’dan Afrika’ya giden yoldu. Bu şekilde kişi yenidünyalara ulaşabilir. Bu kültüre erişimleri olduğunu biliyorlar. Birçok nedenden dolayı evlerini terk etmek zorunda kalanlar bu yol sayesinde yeni barınma yerleri bulmuştur. Tarihin yönünü değiştiren pek çok olay bu yolun arka planında yaşanmıştır. Telefonla, televizyonla ve internetten dünyamızı küçülten iletişim ağının belki de ilk örneği burada inşa edilmiştir. Küreselleşmenin ilk örneği bu şekilde görülmektedir.

Yola bu ad, Alman coğrafyacısı Ferdinand von Richthofen tarafından Çin’le Ortadoğu arasında yapılan ticaretin ana metâını ipek teşkil ettiği için verilmiştir.

Dünya tarihi büyük oranda bu bölgeye dayanarak şekillenmiştir. Bu şekillenmede tarihi yolların büyük önemi vardı. Tarihi yolların en önemlisi hiç şüphesiz İpek Yoludur. Eski Dünyanın en köklü medeniyetlerinin yer aldığı Asya ile modern dünyanın öncüsü olan Avrupa arasında aslında asırlarca alışveriş devam etmiştir.

Bu yollardan karşılıklı zenginlikler paylaşıldı ve insanlığın bugünkü gelişmişlik düzeyi yakalandı. Bu bakımdan bugünkü modern medeniyet bütün insanlığın katkılarıyla oluşmuş ve insanlığın ortak mirası olarak ortaya çıkmıştır.

İpek Yolu Güzergâhı

Kral yolu olarak da bildiğimiz tarihi İpekyolu, Anadolu’yu bir uçtan bir uca geçerken birçok yerleşim yerlerine uğrar.

Ünlü tarihçi Herodot, MÖ 450’de Tarım Havzası’nın kuzeyinden geçen İpek Yolu’nun kuzey rotasını ayrıntılı olarak anlatmış ve yerel etnik grupların isimlerini vermiştir. Herodot’un anlatımına göre Kuzey Yolu, Don Nehri’nin ağzından başlayarak kuzeye ve oradan doğuya Parthia bölgesine gitti, ardından Tanrı Dağları’nın kuzeyindeki kervan yolunu geçerek şehirden batı Çin’deki Kansu Eyaletinde sona erdi. Güney Hattı için benzer bir açıklama yoktur. Ancak güney hattı yeniden yapıldığında rota Mezopotamya’dan başlamıştır, ancak bu veri kesin değildir.

İpek yolunun ana güzergâhı Çin’i Orta Asya ve İran üzerinden Mezopotamya’ya, oradan da Akdeniz kıyısındaki Antakya ve Sûr limanlarına bağlayan kara yoludur. Bu güzergâha dair en eski kayıt, milâttan önce VII. yüzyıla ait çivi yazılı bir tablet üzerinde olup yolun Mezopotamya’dan Hemedan’a kadar uzanan kısmıyla ilgilidir.

Anadolu’da İpek Yolu Güzergâhı

İpek Yolu, Anadolu’ya üç koldan; Güney’de Cizre, Hasankeyf, ortada Doğubayazıt, Erzurum, Erzincan, Sivas, kuzeyde de Kars, Trabzon yoluyla giriyordu. Anadolu Selçukluları döneminde kuzeyden giden kol Erzurum, Erzincan, Tokat, Amasya, Sinop ve Kastamonu yönünden Karadeniz’de limanlara; güneyden giden kol ise Bitlis, Malatya, Kayseri, Kırşehir, Konya, Isparta, Antalya üzerinden Akdeniz limanlarına ulaşmaktaydı. Güney kolun en uç noktası ise bugün Denizli vilayeti sınırları içerisinde bulunan Akhan’dı. İpek Yolu, Anadolu Selçuklu döneminde doğu-batı, kuzey-güney yönünde Anadolu’yu hiçbir ülkede olmadığı kadarıyla bir ağ gibi dolaşır, doğuda Erzurum, Sivas, Kayseri ve Konya’da düğüm oluşturan bu yollar kuzeyde Sinop, güneyde Antalya’ya kadar uzanırdı.

Yaşı binlerle ifade edilen Geyve,  tarihi İpekyolu üzerinde yer alır.

Stratejik bir boğazın yanında kurulmuş olması, yanından bir akarsuyun geçmesi, büyük yerleşim yerlerine olan yakınlığı Geyve’ye daha bir önem kazandırmıştır.

İpek yolunun Geyve’den Anadolu’nun içlerine uzanan ucu bugün  (eski Geyvelilerin İngiliz Köprüsü dediği) büyük Karaçay Köprüsü yanından başlar. Mezarlık çıkışında Taraklı yolunu takip ederek Karakaya boğazına girer. Derenin Ahı Baba ve Ilıca köyleri yamaçlarından devam eder. Özellikle Ilıca, Çay, Hacı Osmanlar köylerinin dereye yakın bölümlerinde yol sağlam olarak görülmektedir. Genellikle 90 – 100cm genişliğinde olan yol sağlam ve kaliteli bir taş işçiliği örneğidir. Yol taşlarının hemen yanlarında destek taşları eklenerek erozyon ve selin yola zarar vermesi önlenmiştir. Aşağıdaki görsellerde köylerden geçen İpek yolunun sınırları Müjgân Gezen tarafından fotoğraflanmıştır.

İpekyolu Geyve’den İzmit’e 3 kola ayrılarak ulaşır:

1. yol: Geyve – Yılanda (yolande köyü) köyü – Şükre Köyü – İlimbey köyü – Memnuniye Köyü – Sapanca.

2. yol: Geyve – Alifuatpaşa(Pusarlı ) – Melekşe Köyü – Akıncı Köyü – Kotarlı (Jordan Ermeni Köyü) köyü – Bahtışen Köyü – Derbent Köyü.

3. yol: Ggeyve – Pamukova (Akhisar) – Çilekli(Katırözü)Köyü –Öküzyatağı (eski yayla)yaylası – Başiskele (Gölcük).

İpek Yolu’nun Türkler Açısından Önemi

İpek Yolu’nun Türkler açısından stratejik önemi tartışmasızdır. Her ne kadar ticaret yollarının genel adı İpek Yolu ise de bu yollarda taşınan; ipek, porselen, kâğıt, baharat, kıymetli maden ve değerli taşların taşındıkları yollar boyunca yer alan pazar yerlerinde el değiştirdiği ve bölgesel anlamda bir katma değer sağladığı da bir gerçektir. Yani İpek Yolu, en doğudan en batıya ipek ticaretini ifade eden basit bir yol değil, kurumsallaşmış bir ticaret kültürünün de genel adıdır.

Bin yılı aşkın bir süre İpek Yolu’na hâkim olan Türk devleti, saltanatı süresince Doğu-Batı ticaret yolunun denetimini ve güvenliğini sağlamakla kalmamış, bu ticaretten hatırı sayılır bir gelir elde etmiştir.

Türkler, Fransa ve diğer bazı ülkelerle Akdeniz ticaretini teşvik ederek uluslararası siyasi ilişkilere yön vermeye çalıştılar, eğer bunun yerine Süveyş Kanalı projesine odaklanmış olsalardı bu durum tersine çevrilebilirdi. Türkler zamanla İpek Yolları üzerinde önemli bir hâkimiyet kurmuşlar ancak dönemin siyasi koşullarına yenik düşerek bu hakimiyetlerini kaybetmişlerdir.

Bugünkü ülke sınırlarımız dâhilinde;

İpek Yolu’nun Anadolu’nun kuzeybatı kesiminden geçen güzergâhı, genel itibarıyla İbn-i Battûta’nın 1334’te İznik’ten Kastamonu’ya giderken izlediği yoldur. Bu güzergâhın, Bizans döneminde doğudan İznik’e giden eski anayol olduğu kabul edilir. İnalcık, İpek Yolu’nun Anadolu’nun kuzeybatı kesiminin iki kısma ayrıldığını belirtirken, bu yollardan birinin, Ankara-BeypazarıNallıhan-Göynük güzergâhı olduğunu, İbn Battûta’nın takip ettiği İznik’ten başlayıp, Sakarya üzerinden Mekece’ye, oradan da Geyve, Taraklı Yenicesi, Göynük ve Mudurnu üzerinden Bolu’ya uzanan yol olarak verir. Bu bölgede ilk zamanlarda İbn Battûta’da da olduğu gibi, yolcuların zaviyelerde misafir edildiğini, sonraki yıllarda da işlek bir yol olan Taraklı-Göynük-Mudurnu-Bolu güzergâhında yolcular için kervansaraylar ve hamamlar yapıldığını belirtir.

İpek Yolu, en doğudan en batıya ipek ticaretini ifade eden basit bir yol değil kurumsallaşmış bir ticaret kültürünün de genel adıdır. İpek Yolu’nun önemli kısmı Türklerin yaşadığı coğrafyada uzanmaktadır. Bu sebeple Türklerin yaşadığı coğrafyalarda, Türk tarihinde ve Türk kültürünün temel unsurlarında İpek Yolu’nun ayrı bir önemi olmuştur. Türklerin yaşadığı geniş coğrafi bölgeleri birbirine bağlayan tek ulaşım yolu olan İpek Yolu, bir taraftan Türk yurtlarını birbirine bağlarken aynı zamanda ticari ilişkilerini yoğunlaştırmış, zenginleşmelerine sebep olmuş, birlik ve beraberliklerini sağlamış, medeniyet seviyesi çok yüksek büyük yerleşim birimlerinin kurulmasında ana rol oynamıştır. Sakarya şehri de bu rol içerisinde kendine pay edinmiş, güzel şehirlerimizden birisidir.

Ticaret yolu üzerindeki yükler kervanlar ile taşınırdı. Kervanlar için kervansaraylar veya hanlar duraklama noktalarıydı. Bugün modern dünyada kullandığımız “karavan” sözcüğü çölde yük hayvanlarıyla tek sıra halinde seyahat eden insanları tanımlamak için kullanılan Farsça “karvan” kelimesinden türemiştir. Önce İtalyancaya sonra da 16. yüzyılda İngilizceye geçmiştir. Çöllerde veya düşman bölgelerde yolculuk halindeki topluluğu ya da birlikte seyahat eden bir motorize grubu ifade etmek için de kendine batı dillerinde yer bulan “kervan” sözcüğü, aynı zamanda fiil olarak da kullanılmış. “Kervanda seyahat etmek” sözü birlikte yolculuk eden insan topluluklarını ifade etmek adına bu sözcüğün İngilizceye girmesinden bu yana sayısız kez tekrarlanmıştır.

Anadolu İpek Yolu güzergâhı doğu-batı ticaretinde kara ve deniz yolu kavşaklarının kesişim noktalarından birini oluşturmaktadır. Önce Selçuklular, sonrasında Osmanlılar, bu güzergâh üzerinde asimetrik ve en uygun mesafeleri esas alarak inşa ettikleri hanlar ve kervansaraylarla günümüzde uluslararası ticaretin en önemli maliyetlerini oluşturan ulaşım ve konaklama (otel) hizmetleri açısından sağladıkları avantajlar sayesinde, yüzyıllarca bu güzergâhlardaki ticaretin devam etmesinde önemli rol oynamışlardır.

Şehrimizde (Taraklı) yeterince değeri bilinmeyen, tarihi aslına uygun olarak turizme ve şehir kültürüne katılmayı bekleyen bir han (Kervansaray sonrası) bulunmaktadır. İpek yolu güzergâhı üzerinde bulunan Taraklı ’da bu yapı 18. yüzyılda inşa edilmiştir.

İpek Yolu’nun Anadolu topraklarındaki etkinliği, Moğolların doğudan batıya geniş bir coğrafyaya hâkim olmasından kaynaklanmaktadır. Bugünkü Sakarya ili, Adapazarı merkezi dışında, İpek Yolu’nun kuzey ve güney hatlarıyla çevrilidir. Ancak Adapazarı merkezinin gelişme süreci Osmanlı döneminde mümkün olmuştur.

Adapazarı şehrinin Osmanlı döneminde ortaya çıkışı ve gelişimi tamamen bu ticaret yolu ile alakalıdır. Sakarya genelinde İpek Yolu ile ilgili pek çok örnek verilebilir. Bilinen ve sıklıkla duyulan tarihi kültür bilincinin yanı sıra kültürel mirasın bir örneği olarak görülebilen Limandere deve güreşlerinin varlığı, İpek Yolu’nun bir kalıntısı ve tarihin ritmi olarak önemlidir. Ankara’nın eski yollarında Budaklar, Çökekler tarafında 80’li yıllara kadar Taraklı ve Geyve deve kervanlarıyla getirilen meyve ve sebzelerin sözlü tarih hikâyeleri vardır.

İpekyolu Koridoru

Kültür ve Turizm Bakanlığı ile bölgesel ajanslar arasında yapılan iş birliği sonucunda tarih ve kültür yaşatılarak korunacak. Sakarya-Bolu-Ankara güzergâhındaki tarihî İpek Yolu koridorunun doğal, tarihî ve kültürel potansiyelinin canlandırılması için harekete geçildi. Türkiye 2023 Turizm Stratejisi Planı’nda Ayaş, Güdül, Beypazarı, Nallıhan, Mudurnu, Göynük, Taraklı, Geyve ve Sapanca ilçelerini kapsayan İpekyolu güzergâhı, kültür ve turizm koridoru olarak belirlendi. Ankara ile İstanbul arasındaki en kısa ve en eğlenceli alternatif olma özelliğini de taşıyan yolun yeniden canlandırılması için turistik haritalar, turizm rehberleri, afiş ve panolar hazırlandı.

Selçuklu, Osmanlı ve cumhuriyetin ilk yıllarına ait kültürü, mimarisi ile ahilik gibi geleneklerinin hâlâ yaşadığı koridor, yerli ve yabancı seyyahları yepyeni bir keşif için bekliyor. İyileştirilen ulaşım altyapısı seyahati hızlandırırken korunan ve restore edilen eserler, geleneksel Türk mutfağı ve el sanatları gezginlerin tarihi yaşamasını sağlıyor. Taraklı’nın Cittaslow (sakin şehir) unvanını alması, Mudurnu’nun ise UNESCO Kültür Mirası geçici listesine girmesi Ayaş-Sapanca İpekyolu’nu taçlandırıyor. Tarihî koridor üzerinde yer alan merkezlerin tarıma dayalı olan ekonomilerinin turizmle birlikte canlanması beklenmektedir.

Kaynakça

  • Şahin, Tahir. “İPEK YOLU: TARİHSEL GEÇMİŞİ, KÜLTÜRÜ VE TÜRK DÜNYASI İÇİN ÖNEMİ.” Tarih Araştırmaları Dergisi 39.67 (2020): 71-97.
  • Karaca, Özkan. “Tarihin İz Dokunduğu ve Ses Verdiği Güzergah İpek Yolu.” Tarih Araştırmaları Dergisi 41.71 (2022): 154-173.
  • Mehmet Alper Cantimer, İpek Yolu ve Sakarya, https://www.adayorum.com/makale/7853111/mehmet-alper-cantimer/merhabalar.
  • Nebi Bozkurt, “İpek Yolu”, TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ipek-yolu (30.05.2023).
  • Çınar, H., Bulut, M. & Yiğit, İ. (2018). Tarihi İpek Yolu’nun Kuzey Anadolu Güzergâhı. M. Bulut (Ed.), Medeniyetler güzergahı İpek Yolu’nun Yeniden Doğuşu, Istanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi.